Dava İzleme

Gazeteci Rojda Oğuz’un yargılandığı dava ertelendi

Van – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencileri tarafından farklı tarihlerde düzenlenen protesto yürüyüşlerine katıldığı gerekçesiyle 8 Ocak 2016 tarihinde düzenlenen toplu operasyonla gözaltına alınan ve dört aylık tutukluluk süresinin ardından serbest bırakılan gazeteci Rojda Oğuz hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarıyla açılan davanın üçüncü duruşması görüldü.

Oğuz’un uzun süredir yargılandığı dosyada, haber takibi amacıyla katıldığı yürüyüşler dışında sosyal medya paylaşımları, farklı dönemlerde yaptığı haberler ve gizlik tanık ifadeleri de suç unsuru olarak yer alıyor.

Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinde gecikmeli olarak başlayan üçüncü duruşmaya gazeteci Oğuz ile avukatı Hüseyin Boğatekin mazeret bildirerek katılmadı. Dosya kapsamında yargılanan diğer sanıklardan bir kısmı katılmazken bir kısmı ise farklı kentlerden SEGBİS yoluyla duruşmaya katıldı. Yapılan kimlik tespitlerinin ardından duruşmaya katılan sanık ve avukatların savunmaları alındı.

Savunmaların tamamlanmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, bir sonraki celsede savunma vermeyen sanıklardan savunma alınmasına ve dosyada gizli tanık olarak bulunan üç kişinin dinlenmesine hükmederek yargılamayı erteledi. Heyet, yeni duruşma tarihini 12 Ekim 2021 olarak belirledi.

Ne olmuştu?

8 Ocak 2016 tarihinde gözaltına alınan Rojda Oğuz, 2014 ve 2015 yıllarında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinin Roboski ve Halepçe katliamlarını protesto etmek için düzenledikleri yürüyüşe katıldığı gerekçesiyle “örgüt üyeliği” ve “propaganda” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Yaklaşık dört ay tutuklu kaldığı Van M Tipi cezaevinden 28 Mart 2016 tarihinde tahliye edilen gazeteci Oğuz’un dosyası, beraberindeki altı sanıkla beraber  2020 yılında diğer 55 sanıktan ayrıldı.

Gazeteci olarak takip ettiği yürüyüşler dışında sosyal medya paylaşımları, farklı dönemlerde yaptığı haberler ve gizli tanık beyanları da Oğuz’un aleyhinde delil olarak dosyada yer alıyor. Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürlüğünün mahkemeye gönderdiği cevap yazısında müdürlük kayıtlarında Oğuz hakkında basın kartı sahibi olduğuna ya da muhabirlik yaptığına dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı iddia ediliyor ve Oğuz’un o dönem çalıştığı basın kuruluşuna ait basın kartı yetersiz bulunuyor.