MLSA TV

Gazeteci Ruşen Takva, Afgan göçmenlerin uzun yolculuğuna dair gözlemlerini MLSA TV’de paylaştı

Soner Şimşek, 10 Ağustos’ta MLSA TV’de yayınlanan programında gazeteci Ruşen Takva’yı konuk etti.

“Afgan Göçmenlerin Uzun Yolculuğu: Sınırdan Notlar” başlıklı programda gazeteci Ruşen Takva, ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararıyla birlikte daha da yoğunlaşan göç hareketine dair gözlemlerini paylaştı.

Sınırdan geçilen haberler uzun bir mesainin ürünü

Takva, Afgan göçmenlerin uzun yolculuğuna dair sınırdan edindiği notları ve gözlemlerini paylaşmadan önce MLSA’nın yetişmekte olan gazetecilere yönelik programlarını hatırlatarak meslek pratikleri hakkında önemli bir not düştü. Takva, sınırdan geçtiği haberlerin birkaç aylık uzun bir fikr-i takip sonucu oluştuğunu hatırlattı.

Sosyal medya hesabından da paylaştığı görüntülerin halen geçerliliğini koruduğunu söyleyen Takva, sınırdan geçişlerin görüntüler elde edildikten sonra artarak devam ettiğini belirtti.

Gelenlerin çok büyük bölümü iç savaştan dolayı risk altında olanlar

“Kimler geliyor?” sorusuna cevap veren Takva, “Gelenler arasında gerçekten ve ezici çoğunluğu şu an Afganistan’da yaşanan iç savaştan kaçan insanların oluşturduğu bir grup. Bunların çoğu erkek ve genç ve doğal olarak da olması gereken o gibi gözüküyor çünkü savaşta şu an en risk altında olan grup genç erkekler” dedi. Sınırdan geçiş yapan göçmenlerle yaptığı görüşmelerin de bu gerçeği desteklediğini belirten Takva, konuştuğu göçmenlerin kendilerini “Biz ölmek istemeyenleriz” olarak tanımladığını aktardı. Türkiye’de giderek yaygınlaşan ırkçı söylemlere atıfta bulunan Takva, ölmek istememenin insani ve haklı bir istek olduğunu belirtti.

Sözüne devam eden Takva, Afganistan’dan gelen tüm göçmenlerin bu şekilde tanımlanamayacaklarını söyleyerek Biden-Erdoğan arasında göçmenlerin kabulüne dair anlaşıldığı iddialarını hatırlattı. Takva, bu iddialarla birlikte düşünüldüğünde bazı önlemlerin alınması gerektiği yorumunda bulundu: “En azından gelenler sınırdan itibaren kayıt altına alınsın, kontrol altına alınsın, sağlık taramaları yapılsın ve mümkünse toplu olarak bir yere yerleştirilsin ve  insani temelde bütün şartlar yerine getirilsin ki bizler o gelenlerin kim olduğunu bilelim.” Takva, kontrolsüz geçişlerin Taliban ve benzeri örgütlerin veya farklı istihbarat örgütlerinin yararlanabilecekleri bir zafiyet yaratabileceğini ve bunun da bir güvenlik riski oluşturabileceği yorumunda bulundu.

Yıllardır devam eden ve son zamanlarda artan göç

Türkiye’nin uzun süredir göç hareketlerinin merkezinde olduğunu hatırlatan Takva, Afganistan’daki en son gelişmelerle birlikte özellikle son zamanlarda “göç yükünün” arttığını belirtti. Sınırdan görüntülerini geçtiği geçişlerin rutin geçişlerden daha fazla olduğunu söyleyen Takva, Taliban’ın Afganistan’da ilerlemesiyle birlikte bu geçişlerin daha da artacağını iddia etti. 1996-2001 yılları arasında Afganistan’da benzer bir süreç yaşandığını söyleyen Takva, o dönemde Afganistan’dan İran ve Pakistan’a sekiz milyon göçmen geçtiğini ve bu göçmenlerden büyük bir kısmının Afganistan’a geri dönmediğini paylaştı. Yirmi yıl sonra benzer bir sürecin tekrarlandığını söyleyen Takva, bu sefer göç hareketlerinin Türkiye’ye yöneldiğini belirtti. Takva, Afganistan’dan göçün bu şekilde devam etmesi durumunda Suriye’den gelen göçmenlerden çok daha fazla göçmenin Türkiye’ye gelebileceğini iddia etti.

Türkiye artık hedef ülke

Suriye’den gelen göçmenler örneğini tekrar veren Takva, bu örnekteki dinamiklerin bazı farklılıklar ile tekrar gerçekleştiğini söyledi: “40-50 gün önceye kadar Afgan göçmenlerin tek dertleri Avrupa’ya gitmekti çünkü Afganistan’ı terk etmelerinin sebebi ekonomikti. Fakat şimdi dertleri güvenlik ve bu tercihin değişmesi Türkiye’yi transit ülke değil hedef ülke haline getirdi.”

Göçmenlerin uzun ve zorlu yolculuğu

Her göçmenin yolculuk tecrübesinin aynı olmadığını belirten Takva, sınıfsallığın göç tecrübesini de belirlediğini kaydetti: “Eğer paran varsa göçmen olmak da rahat. Afganistan’dan yola çıkan bir göçmen kaçakçılara o ücreti ödemeye gücü yetmişse Van’a gelmesi 7- 12 günü buluyor. Parası daha azsa yürüyüş 22-32 güne çıkıyor. Biraz daha azsa 50 günü buluyor. Yine bu yolculukta ekonomik durumun iyiyse herkesin tutulduğu evlerde tutmuyorlar. Biraz daha modern veya betonarme evlerde tutuyorlar. Ekonomik durumun iyiyse herkesin yediği kuru ekmeği yemiyorsun çünkü genelde kaçakçılar onlara kuru ekmek, pasta, şeker, su gibi şeyler veriyorlar. Onları vermiyorlar, nispeten daha iyi yemekler yiyorsun. Paran varsa yüzlerce km yol yürümüyorsun, on km sonra arabaya biniyorsun.”

Göçmenlerin yolculuklarının genelde insanlık dışı şartlarda gerçekleştiğini kaydeden Takva, “Çok insani dramlar da yaşanmıyor değil. Tecavüze uğrayan kadın göçmenler var. Kış aylarında karın altında kalarak, donarak ölen mültecilerin karlar eridiğinde bedenleri bulunuyordu” dedi.

Yapılan haberlerin sahaya etkisi

Takva, yapılan haberlerin ve kamuoyu tepkisinin hem kolluk kuvvetleri hem de kaçakçılar üzerinde etkisi olduğunu söyledi. Kolluk kuvvetlerinin daha fazla güvenlik önlemi alma gayretine girdiğini aktaran Takva, kaçakçıların da hem gündeme hem de alınan önlemlere karşı yeni çözümler geliştirdiklerini söyledi. Değişen gündem ve artan güvenlik önlemlerine karşı kaçakçıların daha fazla dolandırıcılığa başvurduklarını aktaran Takva, aynı zamanda farklı tarifelerin de uygulanmaya başladığını aktardı: “Van’dan İstanbul’a gitmenin bedeli en az 3 bin TL’den başlıyor. Kişi başı 3000 TL sadece yol için. Diğer tüm ihtiyaçlar da mülteciye fahiş fiyatlardan satılıyor.”

Yapılan haberlerle oluşan kamuoyu tepkisinin kolluk kuvvetleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu aktaran Takva, kolluk kuvvetlerinin göçmenleri kendi mıntıkalarından sürmek ya da gözaltına alıp geri gönderme merkezlerine teslim etmek gibi uygulamaları sıklaştırdığını söyledi. Takva, kolluk kuvvetlerinin aldığı bu önlemlerin etkili olmadığını da kaydetti.