Basın Özgürlüğü

Gazeteciler, muhalefetin Anayasa değişikliği önerisindeki basını ilgilendiren hükümler hakkında ne diyor?

CANAN KAYA

Altılı Masa’da yer alan Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti liderleri ve temsilcileri, 28 Kasım 2022 tarihinde Ankara’daki Bilkent Otel’de bir araya gelerek “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi”ni kamuoyuna duyurmuştu. Anayasanın 84 maddesinde değişiklik yapılmasını öngören teklifte, basınla ilgili hükümler de yer alıyor. Muhalefet, teklifin kamuoyunda tartışıldıktan ve ilgili kesimlerin görüşlerinin alınmasının ardından son halini alacağını söylüyor. Peki, gazeteciler mevcut anayasadaki basınla kanunu maddelerinde değişiklik yapılması önerisine ne diyor? Muhalefetin yaptığı teklifin olumlu ve olumsuz yanları neler?

Gazeteciler Cemiyeti’ne, teklifte değişiklik yapılması öngörülen 28, 29, 30, 31, 32 ve 133. maddeleri sordum. Cemiyet, önerilerin bazılarının basın özgürlüğünü savunan toplum kesimlerini tam olarak memnun etmekten uzak olduğuna dikkat çekti ancak yine de genel değerlendirmelerinin olumlu olduğuna vurgu yaptı.

İşte, Gazeteciler Cemiyeti’nin ilgili maddelere ilişkin değerlendirmeleri:

‘Kapatma gibi hallere ilişkin daha demokratik bir yaklaşım görmeyi beklerdik’

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için altı siyasi partinin üzerinde mutabık kaldığı yeni Anayasa önerisinde basınla ilgili maddeler hakkında genel değerlendirmemiz elbette olumlu. Yine de bu önerilerin bazıları gazetecileri, basın özgürlüğü savunucularını ve çoğulcu medya ihtiyacını savunan toplum kesimlerini tam olarak memnun etmekten uzak. Mevcut metnin sadeleştirildiğini ve güncel koşullara daha uyumlu hale getirildiğini görüyoruz. Medya çoğulculuğu, halkın haber alma hakkı gibi kavramların Anayasa metnine girmesini de önemsiyoruz. Yine düzenleyici, denetleyici kuruluşlarda gazetecilerin rolü açısından RTÜK’le ilgili maddeyi de yerinde bir öneri olarak görüyoruz. Bununla birlikte basın özgürlüğünün çok yakından ilişkili olduğu medya ekonomisi ve kamu-medya ilişkilerine yönelik bazı alanların da Anayasal güvence altına alınmasını, daha ayrıntılı tanımlanmasını beklerdik. Örneğin kamu olanaklarından eşit yararlanma gibi, Basın İlan Kurumu gibi basının desteklenmesi amacıyla var edilen bir kurumun özerklik ve tarafsızlık ilkesiyle Anayasa’ya alınması gibi ya da dijital yayınların Anayasal güvenceye alınması için 29. Maddede “süreli ve dijital/sayısal yayınlar” ayrıntılandırmasının yapılması gibi… Yine yayın toplatma, kapatma ve basın özgürlüğünün sınırlandırılabileceği hallere ilişkin hükümlerde daha demokratik ve özgürlükçü bir yaklaşım görmeyi beklerdik.

Maddeler halinde belirtmek gerekirse,

‘Çoğulculuk vurgusu önemli’

  1. Madde ilk bölüm:

“Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinin kullanılmasını, kamuoyunun serbestçe oluşmasını ve medyada çoğulculuğu sağlayacak tedbirleri alır.”

Anayasa önerisinde bu madde ile medya çoğulculuğu ilk kez Anayasal güvenceye alınmış oluyor. Çoğulculuğun, haber alma hakkıyla, serbest kamuoyu oluşmasıyla ilgili olduğu, sansürün önlenmesi kadar çoğulculuğun sağlanmasının da aynı önemde olduğu ve devletin bu konudaki sorumluluğunun ifade edilmiş olmasını önemli buluyoruz. Medya çoğulculuğunu sağlayacak önlemlerin alınması yönündeki Anayasa hükmü doğrultusunda ilgili yasaların hazırlanması yönündeki talebimizi güçlendirecek bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu konuyla ilgili olası yasal düzenlemeler arasında basındaki tekelleşmeyi önleyecek, kamu kaynaklarının adil dağıtımını sağlayacak, çoğulcu medya sermayesi oluşumuna ve sektöre girmeye çalışan yatırımcılara olanak ve siyasi açıdan korunma sağlayacak düzenlemeler sayılabilir. Bu açıdan çoğulculuk vurgusunu bu maddenin en önemli noktası olarak görüyoruz.

‘Basın özgürlüğünün kısıtlanabileceği alanların daraltılmış olması olumlu’

Mevcut haliyle bu maddede yer alan “Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar” hükmü özgür gazetecilik ve kamu yararı gözeten haber kaynaklarının gazetecilerle ilişkileri açısından sorunludur. Haberlerin niteliğine yönelik “isyana teşvik edici” tanımlaması da hukuki belirlilikten uzaktır. Dolayısıyla yeni Anayasa önerisinde bu hükümlerin korunmamış olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Öneride basın özgürlüğünün kısıtlanabileceği haller sayılmıştır. Bize göre de sonsuz özgürlük yoktur. Bir başkasının özgürlük alanına müdahale etmenin bir tür özgürlük kullanımı olduğu savunulamayacağı gibi genel olarak özgürlüklerin kısıtlanabileceği bazı durumların söz konusu olabileceği de kabul edilmelidir. Bu bakımdan yeni Anayasa önerisinde basın özgürlüğünün kısıtlanabileceği alanların daraltılmış olmasını olumlu değerlendiriyoruz.

Yine yayın toplatmalarla ilgili cümlelerde “kamu düzeni”, “genel ahlak” gibi bugün hukuki belirlilikten uzak olduğu savunulabilecek, göreceli değerlendirilme riski barındıran ifadelerin çıkarılmış olması ve yayın kapatmalarla ilgili cümlelerin çıkarılmış olumlu gelişmedir.

‘Basının kamu olanaklarında eşit yararlanma ilkesi anayasal güvence altına alınmalı’

  1. Madde:

Öneri: Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, mali kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali ve teknik şartlar koyamaz.

Mevcut halinde bu madde yayın çıkarılmasıyla ilgili esasların yasayla düzenlemesini içerirken aynı zamanda yayının durdurulmasına ilişkin ifadeleri de barındırmaktadır. Öneride, yasayla düzenlenen esaslar arasında yer alan yayın durdurmanın Anayasa metninden çıkarılması olumlu değerlendirilse de yürürlükteki metinde yer alan “Devletin ve bağlı kurumların araç ve imkanlarından eşitlik esasına göre yararlanma” ilkesinin madde metninden çıkarılmış olması olumsuz bir sonuçtur. Süreli yayınların çıkarılmasıyla ilgili maddede bu yayınların kamu olanaklarından eşit yararlanması gerektiği yönündeki hükmün korunması gerektiğini düşünüyoruz. Yürürlükteki Anayasa’da var olan ve bizce çok önemli bir hükmün, mevcut durumda uygulanmadığı savıyla ya da benzer hükümlerin başka maddelerde yer aldığı (eşitlik ilkesi gibi) gerekçesiyle yeni Anayasa önerisinde korunmamasını doğru bulmuyoruz. İlkesel olarak kamu olanaklarından eşit yararlanma ilkesinin basınla ilgili maddeler içinde Anayasal güvence altına alınması gerektiğini düşünüyoruz.

  1. Madde:

Yürürlükteki metin: Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.

Öneri: İlga (yürürlükten kaldırma) edilmiştir.

Maddenin kaldırılması günümüz şartları altında bir güncelleme olarak değerlendirilmelidir. Basın araçlarının korunmasına yönelik düzenleme ihtiyacının diğer maddeler ve yasalarla karşılandığı görüşündeyiz.

  1. Madde:

Öneri: Toplumun haber alma hakkını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını sağlama amacıyla kişiler ve siyasi partiler, kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından hakkaniyet ve adalet ilkesine uygun olarak yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir.

Öneride yer alan düzenleme “haber alma hakkı”, “hakkaniyet ve adalet ilkesi” gibi ifadelere yer vermesi nedeniyle ve “milli güvenlik, kamu düzeni, genel ahlak ve sağlık” gibi göreceli kısıtlayıcı ifadeleri çıkarması nedeniyle mevcut metinden daha olumlu hale getirilmiştir. Ancak öneri madde, gerekçesinde belirtilen “Böylece bu kitle iletişim araçları, sadece belirli bir siyasi grubun menfaatlerinin korunmasına hizmet etmeyecektir” ifadesiyle hedeflenen Anayasal güvenceyi taşımaktan uzaktır.

  1. Madde:

Cevap ve düzeltme hakkında “gerçeğe aykırı yayınlar” ifadesi çıkarılmış ve madde yeni halinde sadeleştirilmiştir. Bugün de çok tartıştığımız hangi yayının gerçek/doğru olduğu yönündeki belirsizliğin Anayasa metninden çıkarılmış olması olumlu bir gelişmedir.

‘RTÜK’ün ve AA’nın özerkliği ve tarafsızlığı anayasal güvence altına alınmıştır’

  1. Madde:

Öneri: Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir. (Ek fıkra: 21/6/2005-5370/1 md.) Radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu çoğulculuk, özerklik ve tarafsızlık ilkelerine bağlı olarak çalışır. Kurul, dokuz üyeden oluşur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, beş üyeyi basın meslek örgütleri ve kuruluşlarının basın mensupları arasından gösterecekleri adaylar içinden; dört üyeyi ise Yükseköğretim Üst Kurulunun, hukuk ve iletişim fakültelerinin öğretim üyeleri arasından gösterecekleri adaylar içinden üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla ve gizli oyla seçer. İkinci turda hiçbir adayın üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğunun oyunu alamaması durumunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda ikinci oylamada en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulüyle üye seçilir. Üyelerin nitelikleri ve seçilmesine ilişkin diğer hususlar kanunla düzenlenir. Kurul, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla, kendi içinden Başkanını seçer. Kurul üyelerinin görev süresi dört yıldır. Süresi bitenler yeniden seçilemez. Kurul üyeleri görevleri süresince başka bir görev alamazlar. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluşu, görev ve yetkileri, basın hürriyetinin etkili kullanımı ve kamuoyunun serbestçe oluşması esaslarına uygun olarak kanunla düzenlenir. Kamu tüzelkişiliği olarak kurulan radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.

Radyo televizyonların kurulmasıyla ilgili maddeye bir ek madde önerilerek bugün iktidarla muhalefet arasında en çok tartışılan ve elbette basın özgürlüğünü de çok yakından ilgilendiren bazı düzenlemeler önerilmiştir.

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun “çoğulculuk, özerklik ve tarafsızlık ilkelerine bağlı olarak” çalışacağı Anayasal güvenceye alınmış, üye seçiminde basın meslek örgütlerine de rol verilmiş, demokratik üye yapısı ve başkanın görev süresi açısından olumlu düzenlemeler eklenmiştir. Yine aynı maddede TRT ve Anadolu Ajansının da özerkliği ve tarafsızlığı Anayasal güvenceye alınmıştır.

Ek maddeyle yapılan bu önerilerin yeni Anayasa metninde alanımızla ilgili en önemli düzenlemeler olduğunu düşünüyoruz.”