Basın Özgürlüğü

Gazetecileri duruşma salonuna almayan mahkeme başkanı HSK’ye şikayet edildi

DENİZ TEKİN

Diyarbakır 20 yaşındaki Recep Hantaş’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin ardından başlatılan soruşturma sonucunda açılan ve bir polis memurunun yargılandığı davanın 9 Kasım 2021 tarihinde Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ikinci duruşmasında gazetecileri, aleniyet ilkesine aykırı ve keyfi bir şekilde duruşmaya almayan ve avukatların buna yaptığı itirazı tutanağa geçirmeyen Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Muhammet Faruk Özcan, yasalara uymamak ve keyfi davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle Hakim ve Savcılar Kuruluna (HSK) şikayet edildi. 

Evrensel hukukun, adil yargılanmanın en önemli ilkelerinden biri olan yargılamanın aleniyeti ilkesi, duruşma salonunun açık tutulmasını, davanın tarafları dışında da isteyen herkesin duruşmalara serbestçe girmesini ve duruşmaları izlemesini öngören bir ilkedir. Yargılamanın aleniyeti ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141’inci ve Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 182. maddesinde garanti altına alınmış ve duruşmaların açıklığının hangi durumlarda sınırlandırılabileceği yine bu maddelerde açıkça belirtilmiştir.  

Ancak Türkiye’de COVID-19 Salgını ile mücadele adı altında adliye binalarına ve duruşma salonlarına girişlerde getirilen kısıtlamalar genel bir uygulama halini almaya başladı. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneğinin (MLSA) 15 Haziran – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında izlediği davalara ilişkin hazırladığı “Dava Gözlem Raporuna” göre bu dönemde izlenen 195 gazetecilik ve ifade özgürlüğü davasının 74’ünde gazeteciler ve gözlemciler,  COVID-19 Salgını ve diğer başka gerekçeler gösterilerek duruşma salonuna alınmadı. 

Duruşmaya alınmamanın haberini yapmak duruşmaya alınmama nedeni oldu

Bu uygulamanın son örneği, Diyarbakır’da 14 Nisan 2019’da polis kurşunuyla ölen atık kağıt işçisi Recep Hantaş’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin ardından başlatılan soruşturma sonucunda açılan ve bir polis memurunun yargılandığı davanın 9 Kasım 2021 tarihinde Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ikinci duruşmasında yaşandı. Sanık polis memuru K.B’nin,  “olası kastla öldürmek” suçundan yargılandığı davanın duruşmasını Mezopotamya Ajansı (MA) ve Hafıza Merkezi adına takip etmek isteyen iki gazeteci duruşma salonuna alınmadı. Mahkeme Başkanı Muhammet Faruk Özcan, duruşma salonuna almadığı iki gazeteciyi itham ederek “Gazeteciler, yalan haber yazıyorsunuz. Duruşmaları izliyormuş gibi haber yazıyorsunuz” dedi ve duruşma salonuna almadı. 

Mahkeme başkanının tepki gösterdiği haberlerin gazeteci İsmail Çoban’ın 29 Haziran 2021’de Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı ancak gazetecilerin alınmadığı duruşmada yaşananlara ilişkin yapılan haberler olduğunu anlaşıldı.  Haberde, gazetecilerin neden duruşmaya alınmadığına ilişkin mahkeme başkanı ile gazeteci Çoban’ın avukatı Resul Temur arasında geçen diyaloğa yer veriliyordu. Mahkeme Başkanı, gazetecilerin duruşmaya alınmamasına itiraz eden ve bunun duruşma tutanağına geçirilmesini isteyen Hantaş ailesi avukatlarına “Salonda gazeteciler olmayınca aleniyet ilkesi olmuyor mu?” şeklinde cevap vererek kararını savundu. Gazetecilerin salona alınmadığını duruşma tutanağına geçirmeyen mahkeme başkanı hakkında yaptığı reddi hakim talebi de reddedilen avukatlar, polis zoruyla duruşma salonundan çıkarıldı. 

‘Basın mensuplarının salona alınmaması kararını da zapta geçirmemiştir’

Hantaş ailesi avukatları Mehmet Öner ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Hukuk Komisyonu üyeleri Av. Ercan Yılmaz ve Yakup Güven, gazetecileri duruşmaya almayan ve avukatların beyanlarını duruşma tutanağına geçirmeyen Muhammed Faruk Özcan’ı, avukatlık mesleğini engellemek ve duruşma düzeni konusunda keyfi uygulamalarda bulunup gerçeğe aykırı duruşma tutanağı düzenlemek gerekçesiyle HSK’ye şikâyet etti.

Şikayet dilekçesinde, duruşma salonunda hazır bulundukları sırada mahkeme başkanın duruşmayı izleme talebinde bulunan gazeteciler Ömer Çelik ve Deniz Tekin’i duruşma salonuna almadığı hatırlatılarak “Mahkeme başkanı, basın mensuplarına hitaben ‘sizi duruşma salonuna almayacağım. Yalan yanlış haberler yapıyorsunuz!’ şeklinde beyanda bulunmuştur. Katılan vekilleri olarak mahkeme başkanına duruşmaların kapalı yapılacağı yönünde bir kararın olup olmadığı tarafımızca sorulmuş, mahkeme başkanı duruşmaların açık yapıldığını tarafımıza bildirmiştir. Bunun üzerine tarafımızca basın mensuplarının duruşma salonuna alınmasını, alınmayacaksa bunun ara karar ile duruşma zaptına geçirilmesi talep edilmiştir. Mahkeme başkanı bu talebimizi duruşma zaptına geçirmediği gibi basın mensuplarının duruşma salonuna alınmaması yönündeki kararını da zapta geçirmemiştir. Katılan vekilleri olarak mahkeme başkanına bu durumun keyfi bir karar olduğu ve mahkemenin her türlü kararının duruşma zaptına geçirilmesi gerektiği hatırlatılmış olsa da mahkeme başkanı tavrında bir değişiklik göstermeyerek yargılamaya devam etmiştir” diye belirtildi. 

Avukatlar, dilekçenin devamında şu tespit ve değerlendirmelerde bulundu: “Mahkeme başkanı tarafından duruşmaların kapalı yapılmasına ilişkin bir karar bulunmamasına rağmen basın mensuplarının duruşma salonuna alınmaması yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yürütülmediğinin göstergesidir. CMK’nın 182. Maddesinde belirtildiği üzere duruşmaların herkese açık yapılması kural, kapalı yapılması istisnai bir durumdur. Mahkeme heyeti, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına karar verebilir. Yargılamanın herhangi bir safhasında duruşmaların kapalı yapılması yönünde bir karar bulunmamasına rağmen bir kısım basın mensubunun mahkeme başkanı tarafından duruşma salonuna alınmamasının kanuna açık aykırılık teşkil ettiğini belirtmek isteriz.” 

‘Gazetecileri gerekçesiz ve keyfi bir şekilde duruşmaya almadı’

Mahkeme başkanının katılan avukatlarının beyan ve itirazlarını eksik olarak duruşma tutanağına geçirdiği de belirtilen dilekçede, bunun, katılan vekilleri ve basın mensupları tarafından tutulan ve dilekçenin ekinde bulunan tutanak ile sabit olduğu ve bu durumun savunma hakkı ihlallerinde yalnızca bir tanesi olduğu vurgulandı:“Duruşmada mahkeme başkanının dosyayı takip etmek isteyen basın mensuplarını gerekçesiz ve keyfi bir şekilde duruşma salonuna almaması, bu konuda ara karar oluşturulup duruşma zaptına geçirilmesi talebinin tutanağa geçirilmeksizin reddedilmesi, katılan vekilleri olarak beyanlarımızın duruşma zaptına tam ve eksiksiz geçirilmesi yönündeki talebimizin reddedilmesi, dosya tanıklarının beyanları alınırken tanıkların yönlendirilmeye çalışılması ve bu konudaki itirazların duruşma zaptına geçirilmemesi nedeniyle adil yargılama hakkına orantısız müdahale edilerek savunma hakkımız ihlal edilmiştir. Bu nedenle hakim Muhammet Faruk Özcan’ın tarafsızlık, dürüstlük, mesleğe yaraşırlık, eşitlik, ehliyet ve özen gibi ilkelere uymadan savunma hakkımızı engellemeleri, silahların eşitliği ile tarafsız ve bağımsız yargılama ilkelerini ihlal etmesi nedeniyle kendisi hakkında şikayet hakkımızı kullanmaktayız. Şikayet edilen mahkeme başkanının duruşmayı yönetirken hiçbir kural ve kaideye uymayarak keyfi davranışlar içinde bulunması ve yasal haklarımızı kullanmamıza mani olan davranışları nedeniyle haklarında yasal işlem başlatılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.”