Dava İzleme

Hak savunucuları Yaviç ve Çiçek’in yargılandığı dava Ocak ayına ertelendi

ŞENOL BALI*

Geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Dr. Rümeysa Berin Şen’in ölümüne ilişkin 25 Ekim 2021 tarihinde Van’da yapılmak istenen basın açıklamasına katıldıkları gerekçesiyle haklarında “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” suçlamasıyla dava açılan Van-Hakkari Tabip Odası önceki dönem Başkanı Dr. Hüseyin Yaviç ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Sevim Çiçek’in yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Mahkeme, dosyadaki eksik hususların giderilmesinin beklenmesine karar vererek davayı 26 Ocak 2023’e erteledi.

Van 4. Asliye Ceza Mahkemesinde gecikmeli olarak başlayan duruşmada Yaviç ve Çiçek ile avukatlar Gulan Çağan Kaleli, Şevin Kaya, Polat Yamaner, Dilan Kurt Ayan ve Murat Abalı hazır bulundu. Aralarında Van Hakkari Tabip Odası, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) temsilcileri, Göç Araştırmaları Derneği, Özgürlük İçin Hukuk Derneği (ÖHD) Van Şubesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi temsilcileri, Van Barosuna bağlı avukatlar ve Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz’ın da olduğu birçok kişi de destek amacıyla duruşmaya katıldı.  

Yapılan kimlik tespitlerinin ardından bir önceki duruşmada bilirkişiye gönderilen basın açıklamasına ait kamera görüntülerinin ayrıntılı çözümünün yer aldığı bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu duruşma tutanağına geçirildi.

‘Biz değil, ifade özgürlüğü yargılanıyor

Duruşmada ilk sözü Sevim Çiçek aldı. Burada kendilerinin değil, ifade özgürlüğünün yargılandığını söyleyen Çiçek, yargının muhalefeti susturmak için kullanılamayacağını belirtti ve işlenmemiş bir suça rağmen yargılandıklarını kaydetti.

Kentte, keyfi kararlar sonucu birçok STK temsilcisi ve vatandaşın hak ihlaline maruz kaldığını söyleyen Çiçek, “Burada yaşayan bir buçuk milyon insan, altı yıla yakın bir süredir temel insan haklarını kullanamıyor. İşkence sokağa kadar inmiş, milletvekilleri darp ediliyor ancak kolluk kuvvetlerine herhangi bir işlem yapılmıyor. Alınan hukuksuz karar, keyfi uygulamalarla rutine döndü. 41 ilde yapılan basın açıklaması sadece Van’da suç oluyor, burada başka bir hukuk mu işliyor?” dedi.

Savunmasına devam eden Çiçek, kendisine “Bunları önceki savunmada dile getirmiştiniz”  diyen hakime “Üçüncü ve dördüncü duruşmada da söylemeye devam edeceğim” yanıtını verdi.

Hazırlanan bilirkişi raporuna da değinen Çiçek, raporda yer alan aleyhteki hususları kabul etmediğini söyledi.

‘Yargılanması gereken biz değiliz’

Çiçek’ten sonra Dr. Hüseyin Yaviç söz aldı. Altı yıldır uygulanan yasakların, tek taraflı ve sadece muhalif olarak görülen kurumlara uygulandığını söyleyen Yaviç, “Yürüyüş hakkının herkese tanınması ve koşulların ilgili kurumlar tarafından sağlanması lazımdı” dedi. Geçtiğimiz aylarda Van Valiliğinin yasaklarla ilgili yeni bir karar aldığını hatırlatan Yaviç, “Van’da güvenlik açısından ne değişti? Valilik, ‘Sınırları ben belirlerim’ diyor. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerin bize tanıdığı hakları kullanmakta ısrar edeceğiz. Yargılanması gereken biz değiliz, bu yüzden yargılama sürecine dair kişisel bir beklentimiz veya kaygımız yok” diye konuştu. Yaviç, sözlerini “Aynı etkinlik bugün olsa bugün yine aynı şeyi yaparız” diyerek sonlandırdı.

‘Mahkeme, bilirkişi raporuyla yargılama sürecini uzatmayı amaçladı’

Ardından söz alan avukat Gulan Çağın Kaleli, bilirkişi raporu hazırlanmasını eleştirdi. Yargılama açısından bu rapora gerek olmadığını söyleyen Kaleli, “Mevzuata göre teknik veya özel bilgiye ihtiyaç varsa bilirkişiye başvurulur. Dosyada eksik bir husus yoktu. Mahkeme bilirkişi raporuna neden ihtiyaç duydu? Mahkemece bilirkişi raporunun istenmesi yargılama sürecini uzatma amacını taşıyor” dedi. Kaleli, dosyanın esas hakkındaki mütalaa için iddia makamına tebliğ edilmesine karar verilmesini talep etti.

Bilirkişi raporu istenmesini eleştiren bir diğer avukat da Polat Yamaner oldu. Çiçek ve Yaviç’in insan hakları savunucusu olduğunu belirten Yamaner, “Bilirkişi raporu, dosyaya bir yenilik katmamıştır. Dosya sürekli tekerrür ediyor, savcılık makamına gönderilmesini talep ediyoruz” dedi.

‘Yargı tehdidi kullanılıyor’

Avukat Şevin Kaya ise sağlık çalışanlarının iktidar tarafından köle gibi görüldüğünü ve Tabip Odalarının da doğal olarak buna ses çıkarmak istediklerini söyledi. Odanın mesleki tanımının bu olduğunu söyleyen Kaya, “Kolluk, vatandaşa bir sınır çiziyor ve o sınırlar içinde, izin verdiği ölçüde açıklama yapmasına izin veriyor. Peki neden sadece muhalif insanların açıklaması yasaklanıyor? Burada kullanılan bir yargı tehditi var. Sadece müvekkiller değil, onların temsil ettiği insanlar da yargılanıyor. ‘Artık yeter! Hekim köle değildir’ yazılı bir pankart bile suç unsuru sayılmış. Ankara’da yapılan basın açıklaması kamu güvenliğini tehdit etmiyor da Van’daki nasıl tehdit ediyor?” diye konuştu.

Son olarak söz alan avukatlar Murat Abalı ve Dilan Kurt Ayan da meslektaşlarına katıldıklarını ifade etti.

Dosyaya geçici olarak bakan hakim, yapılan savunmaların ardından bir önceki duruşmada olduğu gibi avukatların dosyanın savcılık makamına gönderilmesi yönündeki talebini reddetti. Dosyadaki eksik hususların giderilmesinin beklenmesine karar veren mahkeme, davayı 26 Ocak 2023 tarihine erteledi.

Ne olmuştu?

Van’daki sağlık çalışanları ve STK temsilcileri, Ankara’nın Çankaya ilçesinde 36 saat süren nöbetin ardından evine giderken meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren doktor Rümeysa Berin Şen’in ölümü ile ilgili 25 Ekim 2021 tarihinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Hastanesi önünde açıklama yapmak istemişti. Basın açıklamasına, valiliğin 2016 yılında ilan ettiği ve o tarihten itibaren devam ettirdiği eylem ve etkinlik yasağı gerekçe gösterilerek müdahale edilmiş ve müdahalede Van-Hakkari Tabip Odası önceki dönem  başkanı Hüseyin Yaviç ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Sevim Çiçek gözaltına alınmıştı. Aynı gün serbest bırakılan Yaviç ve Çiçek hakkında “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet etmek” suçlamasıyla dava açıldı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede kentte 6 yıla yakın süredir devam eden eylem ve etkinlik yasaklarına yer verilerek basın açıklamasının izinsiz gerçekleştirildiği iddia edildi. İddianamede Van – Hakkari Tabip Odasının sosyal medya hesaplarından basın açıklamasını duyurması da suç unsuru olarak değerlendirildi. 

Davanın ilk duruşmasında ara karar veren mahkeme, avukatların savcılığın mütalaa  hazırlaması talebini talebini reddetmiş ve dosyada bulunan kamera görüntülerinin ayrıntılı çözümü için bilirkişi tarafından incelenmesine karar vermişti.

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş,  MLSA’ya atıf yapmak şartı ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.