Basın Özgürlüğüİfade ÖzgürlüğüMLSA TV

MLSA TV’de Free Web Turkey raporu değerlendirildi

MLSA TV’de Soner Şimşek’in bu haftaki konukları avukat Gülşah Deniz Atalar, gazeteci Gürkan Özturan ve MLSA Eş Direktörü Barış Altıntaş, Free Web Turkey projesi kapsamında yayınlanan Haberin sonu: Türkiye’de internet sansürü başlıklı raporun bulgularını değerlendirdi.

Panelde ilk sözü Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Barış Altıntaş aldı. MLSA olarak 2018 yılından bu yana internet üzerinde artarak devam eden baskı sebebiyle Free Web Turkey platformunu kurduklarını anlatan Altıntaş, “Bizim endişelerimizi en çok artıran gelişme, streaming yayınlarını RTÜK denetimine alan yönetmelikti” dedi.

“Engelleme kararlarının %65’ haber URL’lerine yönelik”

Platform olarak araştırmalarında haberciliğe odaklandıklarının altını çizen Altıntaş, “Raporda, en çok hangi konuda haberlerin engellendiğine dair inceleme için tematik bir yöntem izledik” diye konuştu. Kamuoyuna yansıyan engelleme kararları en az 1910 URL’yi etkilediğini kaydettiklerini aktaran Altıntaş, engellenen haber içeriklerinin %42’sinin iktidar ve çevresiyle ilgili olduğunu, engelleme kararlarının %65’inin haber URL’lerine yönelik olduğunu, ve projenin yürütüldüğü 12 aylık süre boyunca 26 haber sitesinin engellendiğini aktardı.

“İktidar amacına ulaştığını düşünüyor”

Altıntaş’ın rapor bulgularını paylaşmasının ardından söz alan avukat Gülşah Deniz Atalar, sosyal medya düzenlemesinin iptaline dair Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından Anayasa Mahkemesi (AYM) başvurusu yapıldığını belirterek söze başladı. Atalar, “Eğer hükümet 5651 sayılı kanunun dönüştüğü halden bir rahatsızlık duyarsa kanunun tümden değişmesi söz konusu olabilir” diye konuştu. İlgili maddelerin işlemediğinin fark edilmesi durumunda bazı değişiklikler yapılabileceğini söyleyen Atalar, bu konunun artık Meclis’e gelip gelmeyeceğinden emin olmadığını ekledi. Atalar, “Emin değilim çünkü, gündemlerinde değil gibi duruyor. Bu teklifi getiren iktidar, TikTok, Dailymotion ve Facebook gibi şirketlerin temsilcilik açmasıyla birlikte amaçlarına ulaştıklarını düşünüyorlar” diye konuştu.

Hukukçuların da yeni açılan temsilciliklerin “gerçek mi yoksa hayalet mi” olduğuna dair tartışmaya devam ettiklerini aktaran Atalar, bu sorunun cevabının belli olmadığını söyledi. Atalar ayrıca, “Taleplere yanıt verecekler mi? Veri tabanlarını buraya taşıyacaklar mı? Yoksa reklam yasağından kaçmak için geçici çözüm mü?” diye sordu. Facebook örneğinde temsilcilik açma duyurusunun şerh düşülerek yapıldığını hatırlatan Atalar, “Bu kanun o kadar acele ve kötü yazıldı ki, bir şirket gelip bir devlete bu şekilde kafa tutabiliyor” dedi.

“Artık mahkeme kararı dahi olmadan içerik kaldırma talebi geliyor”

Atalar’ın ardından söz alan gazeteci Gürkan Özturan, “Hükümet 2014 yılından beri veri yerelleştirme ve dijital mecraları temsilcilik açmaya zorlama konusunda çok ciddi çalışmalar yapıyor” diyerek konuşmaya başladı. Bu çalışmaların ana sebebinin geniş bir sansürü mümkün kılma çabası olduğunu söyleyen Özturan, “Sendika.Org’un Guiness Rekorlar Kitabına girmesini sağlayacak kadar fazla defa engellenmesi bunun bir örneğiydi” diye ekledi.

Uzun süredir pek çok haber sitesine yönelik ve URL bazlı erişim engellerinin uygulandığını vurgulayan Özturan, “Bu yasa geçtikten sonra pek çok haber mecrasına o gece içerik kaldırma emri gönderildi. Artık mahkeme kararı dahi olmadan bu talep edilebiliyor. İletişim Başkanlığı ‘Biz bu yasa kapsamında bu içeriğin uygun olmadığını düşünüyoruz’ diyebiliyor” dedi.

Hayalet temsilcilik niteliğinde dahi olsa çeşitli sosyal medya şirketlerinin Türkiye’de temsilcilik açmasının bu şirketlerin devlet tarafından “sansür maşası” haline getirilmesinin önünü açacağını öne süren Özturan, “Bu kanun yangından mal kaçırır gibi bir gece yarısı alelacele geçirildi. Biz henüz bu kanunun kötü etkilerini görmüş değiliz ve yakın vadede görmeyeceğiz, fakat ileride bu yasa nedeniyle Türkiye’den yoğun beyin göçü yaşanacak” diye konuştu.

“Haber engellerinde ‘inception’ yaşanıyor”

Tekrar söz alan avukat Atalar, temsilcilik atamaları yeni yapıldığı için yasanın nasıl uygulanacağını öngöremediklerini, şirketlerin gerçek temsilciler değil, tüzel kişilikler belirlediğini anlattı ve, “Kanunun Temmuz ayında Resmi Gazete’de yayımlanmasından bu yana o kadar çok erişim engeli haberi gördük ki. Erişim engeli haberine erişim engeli, onun haberine de engel tarzı bir inception durumu yaşanıyor şu anda” diye konuştu. Sulh Ceza Hâkimliklerinin bu engel kararlarının çoğunu kişilik hakları ihlali nedeniyle verdiğini vurgulayan Atalar, “Ortada kişilik hakkı ihlali ya da unutulma hakkının kullanılmasını gerektiren bir durum yok. Haber vatandaşın önüne gelmesin isteniyor” dedi.

Uganda’nın seçim öncesi tüm sosyal medya araçlarını yasakladığını hatırlatan Özturan, “Bu bize seçim usulsüzlüklerinin takibi ve şeffaflık için internetin ne denli önemli olduğunu gösterdi. Sosyal medya Türkiye’de de seçim güvenliği için önemli bir araç” diye konuştu.