MLSA TV

MLSA TV’de gazetecilik sektöründe sendikalaşmanın engellenmesi tartışıldı

MLSA TV’de her hafta Pazartesi günleri yayınlanacak olan Banu Tuna’nın “Buradan Nereye: Gazeteciler Mesleği Konuşuyor” programının ilk konuğu Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş oldu.

Program, sunucu Banu Tuna’nın birtakım nicel verileri paylaşmasıyla başladı. “Türkiye’de basın iş kolunda çalışan 86 bin kişi var, bunların 22 bini gazetecilik alanında faaliyet gösteriyor, fakat sendikalılık oranı %8. Bu oran, Türkiye genelinde %14 olan sendikalılık oranının da altında. Türkiye’de genel bir sendikalılık sorunu var, özellikle de gazeteciler için” diyen Tuna, Durmuş’a gazetecilerin neden örgütlenmediğini sordu.

Gazetecilerin sendikalaşmaması için hem işverenlerin hem de hükümetin özellikle çaba harcadığını söyleyen Durmuş, “Örgütlülük oranı gazeteciler arasında %7-8 bandında seyrediyor. Geçmişte de bu oran %12’yi geçmedi” diye konuştu.

“Gazetecilerin örgütlü olması başka alanları da dönüştüreceği için örgütlenmelerine karşı büyük bir baskı var. Ülkenin hem demokrasisine, hem hukukun işleyişine yön verebilecek gazetecilerin işveren ve hükümet baskısını doğrudan hissetmesi isteniyor” diyen Durmuş, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifasına değinerek, “Türkiye basınının %90’ı bu haberi vermedi, bu kadar kilit bir gelişmeyi bile sosyal medyadan takip etmek zorunda kalıyoruz. Herkesin son dakika geçmesi gereken bir konu, talimat alınmazsa girilmiyor” dedi.

Durmuş, gazetecilerin sendikal güvencesi olduğunda kalemini çok daha rahat kullanabildiğinin altını çizdi ve sendikalı olmanın gazetecilere sağlayacağız en büyük katkının basın özgürlüğü ile ekonomik ve sosyal haklarının güçlendirilmesi olduğunu belirtti.

“Açıkça ‘sendikalaşmaya izin vermeyeceğiz’ deniliyor”

“İş güvencesi için de sendika önemli bir yere sahip, sendikanın iş yerindeki varlığı gazetecilerin uzun vadeli plan yapmasını sağlıyor” diyen Durmuş günümüzde Türkiye’de hiçbir gazetecinin bir yıl sonra nerede olacağını öngöremediğini ifade etti.

Durmuş, geçen yıl Hürriyet gazetesinde başlatılan sendikalaşma sürecinin sektörü dönüştürmek için önemli olduğunu vurguladı ve şöyle konuştu: “Yalnızca Hürriyet’i değil tüm sektörü örgütleme hedefiyle yola çıkmıştı. Bu durumda yalnızca Demirören’i değil, hükümeti ve bakanlığı da karşınıza alıyorsunuz. Gerekli sayıyı sağladığımız halde bakanlığın araya girmesiyle hakkımız gasp edildi. Çalışma Bakanlığı ile davalık durumdayız, süreç devam ediyor. 45 arkadaşımız işten çıkarıldı, işe iadeleri için yaptığımız başvurular ise reddedildi.” Durmuş, bu süreci Türkiye’deki en büyük gazetelerden birinde açıkça sendikalaşmaya izin verilmemesi olarak okuduklarını ifade etti.

“Sigortası gazetecilikten yatan herkes ‘yıpranma payı’ndan yararlanmalı”

Beş gün sonra gazetecilik mesleği için önemli bir noktaya gelineceğini, çünkü Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ‘yıpranma payı’ konusunda tanıdığı sürenin sonuna gelindiğini hatırlatan Tuna, Durmuş’a “Sendikanın bu konuda tüm parti yetkilileriyle görüşmeler yaptığını biliyorum. Bu görüşmeler nasıl geçti? Meclisten nasıl bir sonuç çıkmasını bekliyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

Süreci kısaca özetleyen Durmuş, AYM’nin 14 Şubat 2020 tarihinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda gazetecilerin basın kartı taşımak koşuluyla “yıpranma payı” diye anılan “fiili hizmet zammı”ndan yararlanabileceği yönündeki hükmü (40/16) iptal ettiğini, ve bunu da sosyal güvenlik hakkının bir yönetmeliğe bağlanamayacağını vurgulayarak gerekçelendirdiğini hatırlattı. “AYM, bu doğrultuda bir kanun çıkartılmalıdır diyerek dokuz aylık bir süre vermişti. 14 Kasım’da bu süre doluyor” diyen Durmuş, sendika olarak 7-8 aydır bu hakkın geri getirilmesi için özel bir çalışma sürdürdüklerini söyledi. Tüm meslek örgütlerinden bu konuda destek gördüklerini, ve beklentilerinin hazırlanmakta olan torba yasa ile karşılanacağı kanısında olduklarını ifade eden Durmuş, “Şu an Türkiye’de çalışan gazetecilerin yarısından fazlasının basın kartı yok. Gazetecilik cebimizdeki bir karta bakmamalı. Sigortası gazetecilikten yatan tüm arkadaşlarımız yıpranma payından yararlanmalılar” dedi.

“Hatırlanmalı ki biz gazeteciler, kamu yararı için çalışıyoruz”

Mesleğin itibarsızlaştırılması için politika yürütüldüğünü, sürekli gazetecileri hedef alan açıklamaların, gazetecilerin Cumhurbaşkanı tarafından hedef gösterilmesinin meslek itibarını zedelediğini anlatan Durmuş, “Bu itibarsızlaştırma sonucunda ‘Siz ne yapıyorsunuz ki yıpranma payı alıyorsunuz” denebiliyor. TV’de haberi sunan kişiler yalnızca gazetecilik gibi bir algı olabiliyor. Fakat kamu hatırlamalı ki biz onlar için, kamu yararı için çalışıyoruz” diye konuştu.

Durmuş bu konuya ilişkin şunları ekledi: “Örneğin en son İzmir depreminde arkadaşlarımız 24 saat mesai yaptı. Bir sandalye tepesinde biraz kestirip haber takibi yapmaya devam etti. ‘Hadi depremi takip eden tamam, masa başında oturan?’ deniyor bu kez de. Muhabir çalışıyorsa editör de çalışıyor. Gazetecilik “Saat 5’te mesai bitti, gidiyorum” denilebilen bir meslek değildir. Ki iş kolumuzda matbaa çalışanları da örgütlü. Bizim işimiz gece 12’de biter, matbaacıların mesaisi başlar.”

Son olarak, basın kartı uygulamasına bir kez daha değinen ve sendika olarak meslek örgütlerinin vereceği bir basın kartına dair çalışmaya devam ettiklerini ifade eden Durmuş, “Basın kartı uygulaması eskiden de sıkıntılıydı ama en azından meslek örgütlerinin temsilcileri komisyonda yer alıyorlardı ve adil bir dağıtım yapmaya çalışıyorlardı. İletişim Başkanlığına geçildikten sonra iş bambaşka bir şeye dönüştü. Zamanında bu kartı almış ve taşımış yaklaşık 600 gazetecinin basın kartları şu an ‘inceleme’ sebebiyle gasp edilmiş durumda. Aralarında sürekli basın kartı sahibi olanlar da var. Yıpranma payı hakkını karta bağlamak istemelerinin sebebi de bu. ‘Bizim kartı vermeyi layık gördüğümüz kendi gazetecilerimiz var. Diğerleri bizce gazeteci değil, yıpranma payından da yararlanmasına gerek yok’ şeklinde bir anlayış var. Türkiye’de mesleğe başladığınızda ilk 6 ay zaten gazeteciliğiniz yok sayılıyor, işe başladıktan itibaren en erken altı ay sonra basın kartı alabiliyorsunuz. Oysa Avrupa’da olduğu gibi sigorta kaydınız yapıldığı gün basın kartı alma hakkınız olmalı” diye konuştu.