MLSA TV

MLSA TV’de Kayıp Adalet konuşuldu: ‘Sistem cezalandırmamaya ant içmiş’

MLSA TV’de 7 Haziran Pazar günü yayınlanan programda Soner Şimşek’in konuğu önümüzdeki hafta raflarda yerini alacak olan Kayıp Adalet – Cezasızlık ve Korunan Failler kitabını derleyen ve kitaba katkıda bulunan gazeteci Gökçer Tahincioğlu oldu.

Hafıza Merkezi’nin desteğiyle İletişim Yayınları’ndan çıkan Kayıp Adalet, Türkiye’de kamu görevlilerinin eylemlerinden dolayı cezasız bırakıldığı sekiz sembol dava ele alınıyor.

Kitabın genel hatlarına dair bilgi veren Tahincioğlu, “Kitap, Hafıza Merkezi’nin büyük emek harcadığı sekiz davadan oluşuyor. Cezasızlığı, kamu görevlilerinin dahil olduğu suçlarda eylemin cezasız kalması olarak tanımlıyoruz ancak az ceza almak, eylem üzerinden meşruiyet oluşturmak da cezasızlığın bir parçası. İlk kitap bu dosyaların anlatımı” diye konuştu.

Az ceza almanın veya “tatil yapar gibi” cezaevinde geçirilen sürelerin de cezasızlığın örnekleri olduğunu vurgulayan Tahincioğlu, Susurluk skandalını örnek verdi: “Susurluk’ta devletin içinde bir grup olduğu tespit edilmiş. Ceza verilmesine rağmen cezasızlığın çok ciddi bir örneği. Türkiye bu kültürün gelişkin olduğu ülkelerden biri, ama cezasızlık evrensel bir olgu.”

“Susurluk ve JİTEM aktörleriyle farklı, ancak bileşenleri var. Kemal Göktaş JİTEM’le ilgili farklı davalara bakarak, yıllar içinde hangi davaların nasıl ilerlediğini izleyerek, gerçeği bütün çıplaklığıyla önümüze koydu” diyen Tahincioğlu, kitapta yer alan dosyaların Hafıza Merkezi’nin soruşturma aşamasından başlayarak uzun süredir izlediği davalar olduğunu söyledi.

Açık seri numarasına rağmen yargılanmayan failler

Aynı zamanda hukukçu olan Gazete Duvar Genel Yayın Yönetmeni Ali Duran Topuz’un Gezi Parkı eylemleri sırasında başından gaz fişeği ile vurularak öldürülen Berkin Elvan’ın dosyasını yazdığını söyleyen Tahincioğlu, “Ali Duran Topuz’un yazdığı bölüm ile benim yazdığım Mahsum Mızrak ve Enes Ata bölümleri birbirini tamamlayan dosyalar. Her iki çocuk da gaz fişeği ile yaşamını yitirdi. Gaz fişeklerinde seri numarası açıkça görülmesine rağmen adli emniyetten fişekler çalınarak yargılama alenen geciktirildi” dedi.

Mahsum Mızrak ve Enes Ata davasında Van Jandarma Kriminal Laboratuvarının gaz fişeklerinin seri numarasından failin saptanabileceğini yazdığı sırada kanıtın çalındığını anlatan Tahincioğlu, “Sistem cezalandırmamaya ant içmiş” diye konuştu.

Cezasızlığa örnek oluşturan diğer davalardan ise Muş’ta 1993 yılında dokuz kişinin öldürüldüğü Vartinis Katliamı davasını Karin Karakaşlı ele alıyor. Burcu Karakaş ise çok kapsamlı bir dosya olan 12 Eylül davasını yazdı. Avukat ve insan hakları savunucusu Levent Pişkin ise Lice davasını ele aldı.

Murat Uyurkulak’ın yazdığı Hrant Dink davasını bölümü ile ilgili konuşan Tahincioğlu, “Uyurkulak hem Hrant’ın yakınında geçen insanların öfkesini, hem de inat ve mücadelesini yazıyor. Cezayla sonuçlanan ama temelde cezasız bırakılan bir dava olduğunu görebiliyorsunuz” dedi.

Kitabın devamı niteliğinde ikinci bir çalışmanın ise sonbaharda çıkacağını söyleyen Tahincioğlu, ikinci çalışmanın aynı dosyalar üzerinden annelerin, babaların, kardeşlerin ve avukatların adalet mücadelelerinde ne hissettiklerini ağırlıklı olarak kadınların yazdığı bir kitap olacağını söyledi.

Kayıp AdaletCezasızlık ve Korunan Failler

İletişim Yayınları’ndan çıkan kitapta Levent Pişkin, Lice davasını; Murat Uyurkulak, Hrant Dink cinayeti davasını; Burcu Karakaş, 12 Eylül davasını; Karin Karakaşlı, Vartinis katliamı davasını; Gökçer Tahincioğlu, 2006 ilkbaharında Diyarbakır’da öldürülen Mahsum Mızrak ve Enes Ata davalarını; Ali Duran Topuz, Berkin Elvan davasını; Yıldırım Türker, Silopi’de yataklarında uyurken öldürülen iki çocuğun davasını; Kemal Göktaş, JİTEM davalarını yazdı.