Basın ÖzgürlüğüCezaevindeki Gazeteciler

MLSA Van’daki gazetecilerin haksız tutukluluğunu AYM’ye taşıdı

İstanbul – 6 Ekim günü evlerine yapılan baskınlarda gözaltına alınan ve üç gün sonra tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Cemil Uğur, Jinnews muhabiri Şehriban Abi ve serbest gazeteci Nazan Sala adına Anayasa Mahkemesi (AYM) başvurusu yapıldı.

Gazeteciler Cemil Uğur, Şehriban Abi, Adnan Bilen ve Nazan Sala 6 Ekim sabahı MA Van Büro ile eş zamanlı olarak evlerine yapılan baskınlarında gözaltına alınmış, 9 Ekim günü çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince “devlet aleyhinde toplumsal olayları haber yaptıkları” gerekçesiyle tutuklanmıştı. Uğur, Abi ve Sala’nın hukuki temsilini üstlenen Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatları gazetecilerin tutukluluğunu AYM’ye taşıdı.

42 gündür cezaevinde tutulan ve “silahlı terör örgütüne üye olmak”la suçlanan gazeteciler hakkında henüz hazırlanmış bir iddianame yok. MLSA avukatları, müvekkillerinin tutukluluğunun Anayasa’nın 19. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesinde düzenlenen “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nı ihlal ettiğini ifade ederek, gazetecilerin haksız ve hukuka aykırı olarak gözaltına alınıp tutuklandığını öne sürdü. Bir kişinin tutuklanabilmesi için öncelikle suçu işlediğine dair “kuvvetli şüphe” olması gerektiğinin hatırlatıldığı başvuruda, gazetecilerin tutukluluk sebebinin mesleki faaliyetleri olduğu ve bu durumun gazetecilerin ifadesi alınırken suç unsuru olarak sunulan kitap, gazete ve haber notlarından oluşan fiziki deliller tarafından da açıkça ortaya konduğu anlatıldı.

“İşkenceyi haberleştirdikleri için tutuklandılar”

MLSA avukatları, bir kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli şüphenin yanı sıra bir de “tutuklama nedeni” bulunması gerektiğinin altını çizerek, müvekkillerinin ne kaçma ne de delilleri yok etme şüphesi olduğunu vurguladı. Öne sürülen tutuklama gerekçesinin makul ve yeterli olmadığının anlatıldığı başvuruda, tutuklama kararının arkasında yatan gerçek sebebin Van’da gözaltına alınan yurttaşların yaşadığı işkencenin sebep olduğu kamuoyu tartışması olduğu öne sürüldü. Bu doğrultuda gazetecilerin haber yapması üzerine kamuoyunun gündemine oturan bu olayın haberleştirilmesinin hükümet yetkililerini rahatsız ettiği belirtildi.

“Tutuklama kararı, kötü niyetle ve gazetecilerin işini yapmasını engellemek için verildi”

Başvuruda tutuklama kararının hukuksuz olmasının yanı sıra, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasına temel olarak gösterilen delillerin tamamen gazetecilik faaliyetleri kapsamında olması sebebiyle, demokratik bir toplumda ifade ve basın özgürlüğü açısından “gerekli ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemeyeceği” ifade edildi. Bu doğrultuda, gazetecilerin Anayasanın 25, 26 ve 28. maddeleri ile AİHS’in 10. maddesiyle korunan ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği belirtildi. Son olarak başvuruda, gazetecilerin tutuklanmasının işlerini yapmalarını engellemeye yönelik olduğu anlatılarak, kişilerin hak ve özgürlüklerinin kötü niyetli bir şekilde sınırlandırılmasını yasaklayan AİHS’in 18. maddesi ve Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, tutuklama kararının bu maddeleri ihlal ettiği belirtildi.

Ne olmuştu?

6 Ekim sabahı Mezopotamya Ajansı’nın Van Bürosu ile aralarında Jinnews muhabirlerinin de bulunduğu çok sayıda gazetecinin evine düzenlenen baskınlarda MA muhabirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur ile Jinnews muhabiri Şehriban Abi ve Nazan Sala gözaltına alındı. Gazeteciler dört günlük gözaltı sürecinin ardından “örgüt üyeliği” iddiası ile sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Gözaltına alınanlardan Yeni Yaşam dağıtımcısı Fehim Çetiner ve eski dağıtımcı Şükran Erdem ise yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.