“Özendirme” ve “teşvik” kıskacı: 12. Yargı Paketi ile LGBTİ+ haberciliği de hedefte

“Özendirme” ve “teşvik” kıskacı: 12. Yargı Paketi ile LGBTİ+ haberciliği de hedefte

 

12. Yargı Paketi taslağında yer alan “özendirme” ve “teşvik” düzenlemeleri yasalaşması halinde, LGBTİ+ haklarına ilişkin haberlerin soruşturma konusu yapılmasının önünü açabilir.

Oğulcan Özgenç

ANKARA- 10. ve 11. yargı paketleri sırasında tartışılan ancak kamuoyundan yükselen tepkiler sonucunda geri çekilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler, 12. Yargı Paketi ile yeniden gündemde. Taslakta Türk Ceza Kanunu’nda yapılması öngörülen değişikliklerle cinsiyet uyum sürecinin zorlaştırılmasından “hayasızca hareketler” suçunun cezasının artırılmasına kadar birçok düzenleme yer alıyor. Ayrıca “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete aykırı tutum ve davranışları alenen teşvik etme veya övme” şeklindeki muğlak suç tanımı ifade ve basın özgürlüğü açısından da ciddi kaygılar yaratıyor.

Söz konusu düzenlemeler yasalaşması halinde LGBTİ+’ların haklarını hedef almakla kalmayacak; LGBTİ+ hakları alanında yürütülen savunuculuk faaliyetleri, haberler, raporlamalar ve akademik çalışmaların da cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalması tehlikesini beraberinde getirecek. Taslağın yasalaşması halinde LGBTİ+ dernekleri ve haber platformları doğrudan hedef haline gelirken, LGBTİ+’lara ilişkin haberlerin “özendirme” veya “teşvik” iddiasıyla soruşturulması riski de artacak.

Peki söz konusu düzenlemeler gazetecilik faaliyetlerini nasıl etkileyebilir? LGBTİ+ haberciliği yapan gazeteciler hangi hukuki risklerle karşı karşıya kalabilir? LGBTİ+’lara ilişkin haberlerin soruşturma tehdidi altında olması, kamunun haber alma hakkını nasıl etkiler? Taslak, Anayasa ve uluslararası insan hakları standartları bakımından ne anlama geliyor?

“Hak ihlalleri görünmez hale gelebilir”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu Üyesi Gülfem Karataş, taslakta yer alan düzenlemelerin LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerinin görünür kılınmasını zorlaştıracağını ve insan hakları temelli haberciliğin önünde yeni engeller yaratacağını söyledi.

Paketin yasalaşması halinde LGBTİ+ hakları alanında çalışan gazetecilerin “özendirme” ve “teşvik” suçlamalarıyla karşı karşıya kalabileceğini hatırlatan Karataş, “Bunun sonucu LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerinin görünmez hale gelmesi olur” dedi.

Dezenformasyon yasası ve son yıllardaki sansür düzenlemelerinden bu yana gazetecilerin giderek daha fazla hedef alındığını belirten Karataş, yargı paketlerinin basın özgürlüğünü ve kamunun haber alma hakkını da doğrudan etkilediğini vurguladı.

“Kamunun haber alma hakkı da doğrudan etkilenir”

Her yeni düzenlemeyle sansür kıskacının biraz daha daraldığını söyleyen Karataş, şu ifadeleri kullandı:

“Gazetecilerin belirli konularda haber yapmaktan çekinmeye başlaması ya da haberlerin soruşturma tehdidi altında üretilmesi kamunun haber alma hakkını da doğrudan etkiliyor. Çünkü yurttaşların hak ihlallerine, ayrımcılığa veya kamusal tartışmalara ilişkin bilgiye erişimi sınırlandığında bilgi edinme hakkı da zedelenmiş oluyor. Bu nedenle söz konusu paketler sadece bir kesimi değil, bütün yurttaşların temel haklarını etkiliyor.”

Düzenlemelerin daha fazla sansüre ve daralmış bir medya ortamına yol açacağı uyarısında bulunan Karataş, taslağın LGBTİ+ gazeteciler açısından da özel sonuçlar doğuracağına dikkat çekti. LGBTİ+ gazetecilerin kendi varoluşlarını ve çalışma haklarını savunmak zorunda kalacağını belirten Karataş, “Bu paketin geçmesi halinde LGBTİ+ hakları alanında haber yapan gazeteciler fiilen gazetecilik yapamaz hale gelebilir” dedi.

“Muğlak düzenlemeler LGBTİ+ haberciliğinin doğrudan hedef alınması anlamına gelir”

Kaos GL Derneği İnsan Hakları Programı Koordinatörü Avukat Kerem Dikmen ise dezenformasyon yasasının yürürlüğe girmesinin ardından medya alanında sansür ve oto sansürün daha görünür hale geldiğini belirtti. Dikmen, taslakta yer alan “biyolojik cinsiyete aykırı davranışların özendirilmesi ve teşvik edilmesi” yönündeki düzenlemenin de benzer sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Dikmen, “Bu kadar muğlak bir düzenleme, LGBTİ+’lara ilişkin her türlü haberin ‘özendirme’ veya ‘teşvik’ kapsamında değerlendirilmesinin önünü açabilir. Bu da LGBTİ+ haberciliğinin doğrudan hedef alınması anlamına gelir” dedi.

Daha önce terörle mücadele mevzuatı üzerinden gazetecilik faaliyetlerinin kriminalize edildiğini hatırlatan Dikmen, benzer bir riskin LGBTİ+ alanında çalışan gazeteciler ve medya kuruluşları bakımından da ortaya çıkabileceğini söyledi. Dikmen, “Bu yargı paketinin yasalaşması halinde, LGBTİ+ alanında çalışan gazeteciler ve medya kuruluşları açısından da bir kriminalizasyon riski ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.

Taslakta yer alan düzenlemelerin hukuki açıdan da sorunlar içerdiğini belirten Dikmen, “Taslakta yer alan düzenlemeler ne Anayasa’nın güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklerle ne de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumludur” dedi.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.

纸飞机下载纸飞机官网 纸飞机官网下载纸飞机下载safew官网 safew下载safew官网下载safew官网safew下载safew下载safew下载quickq官网quickq官网quickq下载纸飞机官网纸飞机下载