İfade ÖzgürlüğüYazarlar

RTÜK ve BİK’in kelepçesi: Susturmak değil, yok etmek istiyorlar!

CANAN KAYA

İktidarın baskı makineleri, seçim yaklaştıkça tüm sansür tuşlarına olanca gücüyle yüklenmeye devam ediyor. Her dönem olduğu gibi bu baskılama girişimleri en çok eleştirel medya kuruluşları ve gazetecilerin payına düşüyor. Çünkü tek adam rejiminin Türkiye’sinde seçim sathı mailine girilmişken, soru sormayan, eleştirmeyen ve farklı görüş beyan etmeyen ‘biatkar gazetecilere’ ihtiyaç var! Ancak bu seçim döneminde diğerlerinden farklı olarak iktidarın daha sert yöntemlere başvurduğunu görüyoruz. Sanırım görmeye de devam edeceğiz.

Dijital platformlar da artık RTÜK’ün ceza listesinde!

Daha bir hafta önce özünde tarafsız olması gereken devlet kurumu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), eleştirel kanallara yağdırdığı cezaları konuştuk. Ceza alan televizyon kanalları değişmedi ama listede bir başka değişiklik göze çarptı. Bu kez dijital platformlar Netflix ve Spotify’ın da adı ceza tahtasına yazılmıştı. RTÜK, TELE1’e kardiyolog Ekrem Karakaya’nın Konya’da öldürülmesiyle ilgili yayın yasağına uymadığı iddiasıyla ceza verirken, Halk TV’ye “Medya Mahallesi” adlı programdaki değerlendirmelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı küçük düşürdüğü iddiasıyla, Habertürk TV’ye de Prof. Dr. Celal Şengör’ün Teke Tek’teki “Musa Peygamber” değerlendirmesi nedeniyle para cezası verdi. Üstelik TELE1’in internet sitesi üzerinden sağladığı iddia edilen maddi destekleri de cezalandırma gerekçesi yaptı. Online dizi ve film platformu Netflix’e ise “Jurassic Word Kretase Kampı” adlı animasyon nedeniyle yayını katalogdan çıkartma cezası verdi. Dijital müzik platformu Spotify da ilk cezasını, içerisinde milli manevi değerlere hakaret, aşağılama, iftira içeren ve terör örgütü propagandası, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na, siyasi parti liderlerine ve devlet büyüklerine hakaretlerin yer aldığı iddia edilen çalma listeleri ile podcast içeriklerinin platformdan temizlenmesi kararıyla almış oldu.

RTÜK’ün Netflix ve Sportif gibi platformlara cezai yaptırım uygulamasının zemini 2019 yılında yürürlüğe konulan bir torba yasa ile oluşturulmuştu. Bu yasa ile RTÜK’e internette yayın yapan dijital mecraları da denetleme yetkisi verilmişti. Dolayısıyla bu kapsamda verilen ilk cezalar olduğunu söylemekte fayda var. Ancak hepimiz biliyoruz ki son değil. Çünkü bu yaptırımların özellikle de seçim öncesi süreçte olması, aslında birkaç yıl öncesinden bu günlere bir hazırlık yapıldığını ve önümüzdeki günlerde bu tür uygulamaların artabileceğini gösteriyor. Yani RTÜK’ün ceza listelerinde Netflix, Spotify ve BluTV gibi platformların ismini daha sık görebiliriz.

Son sekiz ayda eleştirel kanallara verilen para cezaları 10 milyon lirayı aştı!

RTÜK’ten edindiğim rapora göre; son sekiz ay içinde TELE1’e 12, Halk TV’ye 12, KRT’ye beş, Flash Haber TV’ye dört, FOX’a dört ve Habertürk TV’ye bir kez ceza kesti. Üst kurul, TGRT Haber, Beyaz TV ve ATV için 1,5 milyon TL ceza kararı aldı. RTÜK’ün, bu süre zarfında eleştirel beş kanala verdiği cezaların toplamı 10 milyon lirayı aşarken, listede koruma altına alınan ve bariz bir şekilde “dokunulmazlık zırhı” giydirilen A Haber, Ülke TV, TV Net ve Kanal 7’ye hiç ceza verilmemiş olması dikkat çekiyor. Hükümetin sözcülüğünü üstlenenler mükafatlandırılırken, derdi gazetecilik olanlara ya adliye yolu gösteriliyor, ya da gelir kaynakları elinden alınıyor.

BİK, Evrensel’e ‘Kapına kilit vur’ diyor

Tabii bu sırada Basın İlan Kurumu (BİK) hiç boş durur mu? Durmuyor elbette ve RTÜK’ün pasını geri çevirmeyerek, Eylül 2019’dan itibaren ilan ambargosu uyguladığı Evrensel gazetesinin, bu kez ilan alma ve reklam yayınlama hakkını tümüyle iptal ediyor. Yani BİK, gözümüzün içine baka baka bir gazeteye açıkça “Kapına kilit vur” diyor. BİK, bu ve daha önce yapmış olduğu haksız uygulamalarla gazetenin avukatı Devrim Avcı’nın da ifade ettiği gibi adeta iktidarın “Basın Mahkemesi” gibi davranıyor.

Peki bunca cezayı sırtlanan televizyonların ve gazetelerin giderleri yok mu? Reklam geliri olmayan gazete nasıl ayakta duracak? Milyonlarca ceza ödeyen (-ki televizyon gazeteye kıyasla çok daha maliyetli bir iştir) bu kanallar yayıncılık hayatına nasıl devam edecek? Bünyesinde çalışan yüzlerce gazetecinin maaşı nereden ve nasıl ödenecek? Nasıl ayakta kalacaklar? 

Medyanın da kara kışı

İşte, iktidarın bu seçim döneminde asıl amaçladığı şey de bu. Kalmasınlar istiyor. Üstelik artık susturmak da değil, tamamen yok etmek istiyor. Bunu da kendi kontrolünde oluşturduğu birer sansür merkezleri olan İletişim Başkanlığı, BİK ve RTÜK aracılığıyla yapıyor. Üzülerek uyarmam gerekirse, önümüzdeki kış yalnızca ekonomik açıdan değil, basın ve ifade özgürlüğü açısından da oldukça sert ve kara geçecek. Peki biz gazeteciler ve kurumlar olarak bu tehdide karşı ne kadar örgütlü ve hazırlıklıyız? Muhalefet partileri bu süreçte ne ölçüde yanımızda yer alabilecekler ya da seçim sonrasını mı beklememizi tavsiye edecekler? Bu soruların acilen cevaplanması ve bir netliğe kavuşturulması gerekiyor. Çünkü bir cisim hızla yaklaşıyor.