Dava İzleme

Savcı ‘barış’ demeyi suç saymıştı: Kanat’a ‘örgüt propagandası’ndan beraat 

SİBEL YÜKLER*

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Eş Başkanı Fatin Kanat, “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 19 Nisan’dan beri yargılandığı davada beraat etti. Mahkeme kararda, Kanat’ın isnat edilen suçtan gözaltında kalmasını göz önüne alarak tazminat davası açma hakkını da bildirdi.

İHD Ankara Şube Başkanı Fatin Kanat; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Roboski için Adalet Girişimi ve Beyaz Bayrak İnisiyatifi gibi hak örgütlerinin şube binası önünde yaptığı basın açıklamaları gerekçe gösterilerek “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasından yargılanıyordu. Kanat savunmasında, bu davada yargılananın kendisi değil, İHD faaliyetleri olduğunu söylemişti.

19 Nisan 2022 tarihinden beri süren ve heyet değiştiği için üç kez ertelenen davanın karar duruşması bugün görüldü. 

Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesindeki son duruşmada; değişen savcı, esas hakkındaki mütalaasında, İHD ve diğer hak örgütlerinin “terör örgütünden talimat alarak örgüt güdümünde hareket ettiğini” iddia etmiş; “Barış hemen şimdi”, “Savaşa karşı barış, ölüme karşı yaşam” gibi sloganları ise “terör örgütü propagandası” olarak nitelendirmişti.

Bugün görülen karar duruşmasında Kanat’ın yanı sıra, avukatları İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Levent Kanat ve Ender Büyükçulha da esas hakkındaki mütalayaa karşı savunmalarını sundu. 

‘Roboski için açıklama yapmak suçsa 131 aydır bu suçu işliyoruz’

Savunmasına, “Sayın savcının mütalaasının hukukla bağdaşmasını içtenlikle dilerdim. Kolluk fezlesinden bile daha sorunlu bir mütalaa olduğunun altını çizmeliyim” diyerek başlayan Fatin Kanat, şunları söyledi:

“Sayın savcı, İHD Ankara Şubesinin ve genel olarak İHD’nin ‘örgüt talimatıyla hareket ettiğini’ iddia ediyor. Pek çok uluslararası organizasyonun paydaşı olan, sivil bir hak inisiyatifinin Ankara Şube başkanıyım. ‘Talimatla hareket ettiğimiz’ kötü niyetli bir savdır, bu iddiaları reddediyorum. Yasal protesto eylemlerini, içeriğini benimseyip benimsememekten bağımsız olarak gözlemlemek için katılmam son derece olağandır.”

“İddiasına göre sayın savcı, kamuoyu ve bütün dünyanın gözü içinde işlenen Roboski katliamına bir hak örgütü olarak seyirci kalmamızı, bu katliamı alkışlamamızı bekliyor. Bu bir suçsa tam 131 aydır işlediğimiz bir suç bu. Tam 131 aydır eylem yapıyoruz ve katliamı yapanlar hesap verene kadar bu suçu işlemeye devam edeceğiz.”

“Sayın savcı anlamakta zorlanabilir ama hak ihlallerini izleyip talepleri dile getirmek bizim görev ve sorumluluğumuzdur. Bunun için herhangi bir örgütten talimat almaya gerek yoktur. Hakkımda örgüt propagandasından ceza isteyen bu mütalaa, uluslararası metinlerce güvence altına alınan hakları ters yüz etmektir.”

İddianamede suçlama konusu yapılan 15 basın açıklamasının detaylarını mahkemeye sunan Kanat, beraatini talep etti. 

Avukat Kanat: Mütalaa, savcının siyasi görüşüne kaynaklık ediyor

Fatin Kanat’ın ardından esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapan avukat Levent Kanat, insan haklarını önemseyen bir mütalaa yerine hukuki normlara uygun olmayan bir mütalaayla karşı karşıya olduklarını söyledi. Kanat, “Savcının siyasi görüşünün kaynaklık ettiği, mevkisini kötüye kullanarak sunduğu bir mütalaa bu” dedi.

Kanat, “İddia makamı, bu üç eylemin de ‘örgütün talimatlarıyla yapıldığını’ iddia ediyor. Suç için zorunlu olan illiyet bağını aramıyor, basın açıklamasını suç sayıyor ve bununla talimat verildiğini iddia ederek, bağlantıyı buradan kuruyor. Roboski’de 34 insan öldürüldü. O dönemin yöneticilerinin büyük çoğunluğu, bunun bir katliam olduğunu söyleyerek, bu insanları öldürenlerin cezalandırılması için açıklama yaptı. Sadece insan hakları savunucuları duyarlılık göstermedi. İddia makamı, bunları incelememiş. O dönemki siyasiler için savcılık böyle bir çalışma yapmış mı?” diye konuştu.

Avukat Kanat, “Sayın savcıya göre, Roboski katliamı için açıklama yapmanın neresi suç? Bu eylemler gizli saklı yapılmıyor, kamuoyuna açık bir şekilde yapılıyor, örgütle bağlantı aranacak herhangi bir şey yapılmıyor. Bu açıklamalarda bir şiddet eylemi görülmüş mü? Hayır, çünkü çok insani bir talep” ifadeleriyle beraat talep ettiği savunmasında şunları kaydetti:

‘Mütalaanın dili kolluk ağzı gibi, oysa savcı yargı makamıdır’ 

“Suç filliyle suç işlediği iddia edilen kişi arasında, suçla fail arasında illiyet bağının kurulması gerekir. İddia makamı, illiyet bağını somut delillere dayandırmadan ceza talep ediyor. Sayın savcı kişisel olarak öyle düşünebilir ama hukuki bir yargılama yapıyorsak somut delillerin ortaya konulması gerekir. İHD Ankara’nın herhangi bir örgütten talimat aldığını nereden iddia ediyor, bütün bu basın açıklamalarıyla nasıl ve neye dayanarak bağlantı kuruyor?”

“Aynısı Barış Akademisyenleri davasında da oldu. Kararlar Anayasa Mahkemesine (AYM) taşındı. AYM, bunun ciddi bir hukuki yanlış olduğunu ifade ederek, kesin ve inandırıcı deliller olmadan, soyut açıklamaların terör örgütü talimatıyla yapıldığının var sayılması ve buradan ceza istenmesinin ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna karar verdi. Sayın savcının yaptığı, AYM’nin burada eleştirdiği hukuka aykırılıktır.” 

“Sayın savcı, basın açıklamasını, kendi siyasi görüşüne aykırı olduğu için ‘kanuna aykırı’ diye nitelendiriyor. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mevzuatlarına göre güvence altında olan basın açıklamasının neresi kanunu aykırı? Savcılık makamı güvenlik makamı değil, hukuk makamıdır. Terörle mücadele ise siyasilerin ve kolluğun görevidir. Barışçıl bir eylemin ‘terörle mücadelenin sekteye uğramaması’ için suç görülmesine ilişkin bir cümlenin, bir hukukçu tarafından kurulmaması gerekir, kurulacaksa da somut deliller gerekir. Bu mütalaanın dili; savcının ağzı, kolluk ağzı gibi. Oysa savcı, yargı makamıdır. Bu eylemlerin hepsi ülkenin, Ankara’nın merkezinde, gizli saklı olmadan ve şiddete başvurulmadan yapılan eylemlerdir.”

Türkdoğan: Basın açıklamalarını ‘örgütle iltisak’tan cezalandıran davalar arttı

İHD Eş Genel Başkanı avukat Öztürk Türkdoğan da esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasında, son dönemde basın açıklamalarının “örgütle iltisaklı” görüldüğüne ve “iltisak” iddiasıyla ceza talep edilen çok sayıda davayla karşılaştıklarına dikkat çekti. Türkdoğan, iddianame ile mütalaanın AYM ve AİHM kararlarına göre ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini, İHD yönetici ve üyelerinin ısrarla bu suçlamalarla yargılandığını hatırlatarak, mütalaanın hukuk aykırı olduğunun ispatı niteliğindeki AYM kararlarını mahkemeye sundu. 

Savunmasına, “Bu davada, bir insan hakları savunucusu, İHD başkanlarından biri yargılanıyor” diyerek başlayan Avukat Ender Büyükçulha ise kendisinin de eski bir yönetici olarak geçmişte bu salonda yargılandığını söyledi. 

Büyükçulha: Bu dava insan hakları savunucularını yargılıyor

Büyükçulha, “Siyasi iktidarlar insan hakları savunucularına tahammülsüz olabilir, ama yargımız bağımsız bir erk olarak bunun bir parçası olmamalı. Hatta hak arayışında hak savunuculuğunun bir paydaşı olmalı. Yargımız, hakları ihlal edilen yurttaşlar nezdinde adalete ulaşma çabasında bir paydaşlık sergilemeli. Eğer bütün bu keyfi, hukuk dışı yaklaşımın sonucu olarak bu ülkede insan hakları savunucuları susarsa her birimizin geleceğini büyük bir karanlığın beklediğini görmelisiniz. Bu davanın, insan hakları savunucularının meşru eylemlerinin yargılandığı bir dava olduğunu görerek karar verilmesini talep ediyorum” diyerek, Kanat’ın beraatini talep etti.

Beraat eden Kanat, tazminat davası açabilecek

Mahkeme, savunmaların ardından Kanat’a son sözlerini sordu. Savunmasını tekrarlayan Kanat, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmedi ve beraat talebini yineledi. 

Müzakere için yarım saat aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, “Her ne kadar sanık hakkında ‘terör örgütü propagandası’ yapmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de suçun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir” diyerek, Kanat’ın beraatine karar verdi. 

Mahkeme kararda, Kanat’ın isnat edilen suçtan gözaltında kalması sebebiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK)141/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinin ardından ağır ceza mahkemesine müracaat ederek, tazminat talep edebilme hakkını da bildirdi.

Mütalaada hak savunuculuğu kriminalize edilmişti

2022 tarihli iddianamede Kanat’a yöneltilen suçlamaya, Beyaz Bayrak İnisiyatifinin 2016 yılında yaptığı beyaz bayrak eylemi, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifinin 2019 yılında İHD Ankara Şube Binası önünde yaptığı dokuz basın açıklaması ve Roboski için Adalet Girişiminin 2018 yılında yine şube binası önünde yaptığı basın açıklaması delil olarak gösterilmişti

Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı ise İHD, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Roboski için Adalet Girişimi, Beyaz Bayrak İnisiyatifi ve Halkların Demokratik Kongresi’nin “terör örgütünden talimat alarak örgüt güdümünde hareket ettiğini” ve İHD Ankara Şubesi önünde yapılan basın açıklamalarının da “terör örgütü faaliyeti” olduğunu iddia etmişti.

Savcı; “beyaz bayrak” eyleminde atılan “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz”, “Barış hemen şimdi”, “Savaşa karşı barış, ölüme karşı yaşam” sloganlarını ve “Cizre’de bir bodrum katında insanlık katledildi, barış sessizlik öldürüyor” açıklamasını ise “terör örgütü propagandası” olarak nitelendirmişti.

Kanat’ın üzerine atılı suçlamaları zincirleme olarak işlediğini iddia eden savcı, Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası” suçundan ceza talep etmişti.

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş, MLSA’ya atıf ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.