- Şubat’ta izlenen 37 duruşmanın %42’si 15 dakikanın altında tamamlandı; celseler esasa geçilmeden kapatıldı.
- Duruşmaların üçte biri 30 dakikadan fazla gecikmeyle başladı; gecikmeler çoğunlukla mahkemelerin iş yükü gerekçesine dayandırıldı.
- Toplu dosyalarda salonlar yetersizdi, aleniyet fiilen sınırlandı; bazı duruşmalarda silahlı ve sivil polis varlığı baskılayıcı bir atmosfer yarattı.
- Dosyaların %53’ü ilk iki duruşmada kaldı, %8’i ise 11’inci duruşma ve üzerindeydi — tablo, hem makul sürede yargılanma hem de adil yargılama güvenceleri açısından ciddi sorunlara işaret etti.
Şubat 2026 boyunca MLSA Dava Takip Birimi tarafından ifade ve basın özgürlüğü kapsamında 37 duruşma izlendi. Bu dosyalarda en az 364 kişi hâkim karşısına çıktı. İzlenen yargılamalar, adil yargılanma hakkının en çok mahkeme pratiğinde zedelendiğini ortaya koydu.
Kısa süren celseler, tekrarlayan ertelemeler, gecikmeler, salon kapasitesi sorunları, savunmaya müdahaleler ve bazı dosyalarda kolluk varlığı; AİHS’nin 6. maddesi ve Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan haklarla bağdaşmayan bir yargılama görünümü ortaya koydu. Şubat verileri, adil yargılanma hakkına ilişkin sorunların münferit değil, süreklilik gösteren bir pratik haline geldiğini ortaya koydu.
Duruşmalar Kısa Sürdü, Esasa İlerleme Sınırlı Kaldı
Şubat ayında süresi kaydedilen 24 duruşmanın 10’u (%42) 1–15 dakika sürdü. Dört duruşma (%17) 16–30 dakika, dört duruşma (%17) 30–60 dakika aralığında tamamlandı.
Buna karşılık 6 duruşma (%25) 60 dakikanın üzerinde sürdü; bunların 3’ü (%12,5) iki saatten fazla devam etti.
Bu tablo, birçok dosyada yargılamanın esasına geçilmeden, mütalaa için süre verilmesi, eksik hususların giderilmesi ya da usuli işlemlerle kapatılan kısa celselerle ilerlediğini gösterdi. Örneğin, 19’uncu duruşması görülen Suruç anması davası ve 14’üncü duruşması yapılan Umut Davası yine ertelendi.
Duruşmalar Geç Başladı
Gecikme süresi kaydedilen 15 duruşmanın:
- 5’i (%33) 1–15 dakika,
- 5’i (%33) 16–30 dakika,
- 4’ü (%27) 30–60 dakika,
- 1’i (%7) 60 dakikadan fazla gecikmeyle başladı.
Gecikmeler çoğunlukla mahkeme iş yükü veya heyetin geç gelmesiyle açıklandı. Bu durum, özellikle toplu dosyalarda tarafların uzun süre adliye koridorlarında beklemesine neden oldu ve yargılamanın planlı yürütülmediğini gösterdi. Örneğin, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, kamuoyunda "Umut Davası" olarak bilinen Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok cinayetlerine ilişkin davanın 14. duruşmasının mahkeme heyetinin gecikmesi nedeniyle planlanan saatten sonra başladığı kaydedildi.
Salonlar Yetersizdi, Aleniyet Sınırlandı
Şubat ayında özellikle çok sanıklı dosyalarda salon kapasitesi ciddi sorun yarattı.
- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Taksim’de bir araya geldikleri gerekçesiyle gözaltına alınan, aralarında öğrencilerin de bulunduğu 168 kadın ve LGBTİ+’nın yargılandığı davada salonun küçük ve havasız olduğu kaydedildi.
- Saraçhane protestolarını takip ederken gözaltına alınan gazeteci Zişan Gür’ün de aralarında bulunduğu toplam 66 kişinin yargılandığı dosyada salon kapasitesinin yetersiz kaldığı belirtildi.
- 2015’teki Suruç katliamının yıldönümü anmasına katıldıkları gerekçesiyle 23 kişinin “2911 sayılı Kanuna muhalefet” suçlamasıyla yargılandığı ve Ankara’da görülen davada hem salonun küçük ve havasız olduğu hem de SEGBİS bağlantısında sorun yaşandığı not edildi.
Bazı duruşmalarda savunmaların duyulmadığı kaydedildi. LeMan’ın Beyoğlu’ndaki ofisine yönelik saldırıya tepki gösterdiği gerekçesiyle tutuklanan akademisyen Aslı Aydemir hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla açılan davanın duruşmasında “salonda söylenenlerin duyulmadığı” not edildi.
Adana’da yargılanan avukat Şiar Rişvanoğlu dosyasında ise cep telefonu kullanımına izin verilmedi.
Bu uygulamalar, duruşmaların aleniyeti ve kamu denetimine açıklığı bakımından soru işaretleri doğurdu.
Hâkim Tutumu ve Savunma Hakkı
Şubat ayında bazı dosyalarda savunmaya müdahale kaydedildi. Aslı Aydemir dosyasında hâkimin sanığa “sen” diye hitap ettiği ve savunmayı sık sık kestiği belirtildi.
Saraçhane dosyasında avukatın esasa ilişkin savunmasının “esasa girin” uyarısıyla sınırlandığı kaydedildi.
“Bilirkişi davasında” müştekinin ara celsede dinlenmesi nedeniyle sanıkların soru sorma hakkının fiilen ortadan kalktığı ve bu nedenle reddi hâkim talebinde bulunulduğu belirtildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun adını açıkladığı, bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın ile görüşmeyi yayınlakları gerekçesiyle gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Halk TV Koordinatörü Kürşad Oğuz, Halk TV sunucusu Seda Selek ve Halk TV Sorumlu Müdürü Serhan Asker'in “Kayda alınan konuşmaların basın, yayın yoluyla yayınlanması”, “Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek” suçlamalarıyla yargılanıyor.
Bu örnekler, silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi açısından tartışma yarattı.
Polis Varlığı Duruşma Atmosferini Etkiledi
Bazı duruşmalarda kolluk varlığı dikkat çekti. Gazeteci Yıldız Tar ve yazar İbrahim Elçi’nin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla Ankara’da yargılandığı dosyada, duruşma salonundaki silahlı polislerin çıkarılması talebinin reddedildiği kaydedildi.
Gezi protestoları nedeniyle yargılanan Ayşe Barım dosyasında çevik kuvvet ve sivil polislerin hazır bulunduğu, Saraçhane ve Suruç dosyalarında ise üniformalı ve sivil polislerin salonda veya çevrede olduğu not edildi.
Toplu ve politik dosyalarda artan güvenlik önlemleri, duruşma atmosferinin baskılayıcı algılanmasına yol açtı.
Yargılamanın Aşaması: Dosyalar Nerede?
İzlenen 36 dosyada:
- 19 dosya (%53) 1–2. duruşmadaydı.
- 8 dosya (%22) 3–5. duruşma aşamasındaydı.
- 6 dosya (%17) 6–10. duruşma arasındaydı.
- 3 dosya (%8) 11. duruşma ve üzerindeydi.
Bu dağılım, dosyaların yarısından fazlasının henüz başlangıç aşamasında olduğunu, bazı davaların ise yıllara yayıldığını gösterdi. Örneğin, Suruç anması davası 19. duruşmasındaydı; Umut Davası 14. duruşmasındaydı.
Bu dağılım, yargılamaların bir bölümünün henüz başlangıç aşamasında ilerleyemediğini, bir bölümünün ise yıllara yayıldığını gösteriyor. İlk celselerde dosyaların usuli işlemlerle kapanması etkin ve planlı bir yargılama yürütülmediğine işaret ederken; 11’inci duruşma ve üzerindeki dosyalar “makul sürede yargılanma” hakkı bakımından risk oluşturuyor. Bu tablo, AİHS m.6 ve Anayasa m.36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının hem hız hem de öngörülebilirlik boyutunda tartışma yarattığını ortaya koyuyor.
Kararlar
Şubat ayında izlenen duruşmalarda:
- 2 beraat kararı verildi.
- 2 mahkûmiyet kararı çıktı.
- Mahkûmiyetlerden biri 12 yıl 6 ay, diğeri 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasıydı.
Beraat kararları, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılanan gazeteci Feyza Nur Çalıkoğlu ile İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “basın yoluyla suç işlemeye tahrik” suçlamasıyla yargılanan akademisyen Emrah Gülsunar hakkında verildi.
Mahkûmiyet kararlarından ilki, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde menajer Ayşe Barım hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla verilen 12 yıl 6 ay hapis cezası oldu. İkinci mahkûmiyet ise İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın hakkında “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla verilen 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasıydı.

