Basın ÖzgürlüğüMülteci Gazeteciler

Taliban’dan kaçan gazeteciler: “Önce propaganda dayatıldı, kabul etmeyince tehdit edildik”

ŞENOL BALI

Afganistan, yarım asırdır dünyanın farklı ülkelerine göç veren bir ülke. Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkeden çekilmesi ve Taliban’ın artan etkisi, eskisinden daha güçlü bir göç dalgasına sebep oldu. 

Gazeteciler Ahmad Farshad Saleh ve Muhammed Bashir Atayee ile Afganistan’da karşılaştıkları zorlukları ve neden göç ettiklerini konuştuk.

Afganistan’ın en büyük medya kuruluşlarından biri olan Ariana News müdürü Ahmad Farshad Saleh iki ay önce ülkesinden çıktıktan sonra 25 günlük yolculuğun ardından Türkiye’ye vardığını söylüyor. 33 yaşındaki Saleh, yıllardır Taliban’a muhalif bir çizgide yayın yaptıklarını belirtiyor.

Ahmad Farshad Saleh

“Belgesel yaptıktan sonra tehdit almaya başladım”

Taliban’ın hakimiyeti öncesinde savaş haberleri yaptığını söyleyen Saleh, yaptığı bir belgeselin ardından Taliban tarafından tehdit edildiğini ve silahlı saldırıya uğradığını anlatıyor: “Cezaevinde bulunan birkaç intihar bombacısı ile röportaj yaptım ve onların sözlerine dayanarak bir belgesel hazırladım. Daha sonra Kabil’deki uyuşturucu çetesiyle ilgili bir belgesel yaptım. Bunlardan sonra hayatım ve ailem tehlikeye girdi. Taliban tarafından silahlı bir saldırıya uğradık ve Afganistan’ı terk etmek, Türkiye’ye kaçmak zorunda kaldık.”

Saleh gibi son aylarda Türkiye’ye gelen bir başka gazeteci Muhammed Bashir Atayee de sunuculuk yaptığı muhalif Ariana TV’nin neredeyse tüm çalışanlarının ülkeden kaçtığını belirtiyor. Taliban’ın gazetecilerin mesleki faaliyetlerini engellediğini söyleyen 25 yaşındaki Atayee, “Önce kendilerinin propagandasını yapmamızı dayattı. Kabul etmeyince bizi ve merkezi hükümet ile çalışmış tüm kesimleri tehdit etti” diyor. 

“İşimizi hakikatten ve toplumdan yana yapmak istiyorduk. Taliban hakimiyeti aldıktan sonra kaçmak zorunda kaldık. Orada kalsak her an ölüm riskiyle karşı karşıya olacaktık.”

“Sadece Taliban’ı değil değil merkezi hükümeti de eleştiriyorduk”

Saleh konuşmasının devamında Taliban’ın içinde muhaliflerin olduğu bir liste oluşturduğunu ve bu kişileri cezalandırmak istediğini söylüyor ve ekliyor: “Afgan halkı son yüz yılda sürekli acı çekti. Biz gazetecilerin görevi de bu acıyı görünür kılmak, dünyaya duyurmak. Ama Taliban buna izin vermiyordu. Oluşturduğu listedeki muhalifleri ya ülkeden atmak ya da cezalandırmak istiyor.”

Sadece Taliban’ı değil merkezi hükümeti de eleştirdiklerine dikkat çeken Atayee, “Gazeteciler olarak hakikat neyse onu halka duyurmaya çalışıyorduk. İster Taliban, ister merkezi hükümet olsun. Halktan ve hakikatten yana olmayan tüm uygulamaları eleştiriyorduk. Taliban, onlara karşı yayın yapmamamız için ailemizi ve akrabalarımızı tehdit ediyordu. Ama direndik, gerçeklikten ödün vermedik,” diyor ve ülkedeki muhaliflerin çoğunun Tacikistan, İran, Pakistan ve Türkiye gibi ülkelere kaçmak zorunda kaldığını ekliyor.

Muhammed Bashir Atayee

“Afganistan’da ve göç yollarında neler yaşandığını herkesin görmesi lazım”

“Ülkemizde gazetecilerin işi anlamsızlaştı. Afganistan’da bir düzen kurmak zor. Kimse bunu özgürce yapamaz, veya bu yönde çalışamaz. Sadece gazeteciler değil kadınlar ve çocuklar da belirsiz bir gelecekle karşı karşıya. Artık evlerine dönemeyecek olmaları tüm Afganların içinde büyük bir yara olarak kalacak,” diyen Saleh, uluslararası kurumlara ülkede kalan veya iltica eden Afgan halkının sorunlarını çözmesi için çağrıda bulunuyor.

Atayee de bunu destekliyor: “Tüm dünya Afganistan halkına yardım etmeli. Ülkede ve göç yollarında neler yaşandığını herkesin görmesi lazım. Çocuklar ve kadınlar için özgür ve ferah bir yaşam sağlanması adına Birleşmiş Milletler veya AB üye devletler hassasiyet göstermeli.”

Ailesiyle beraber yaşayan Saleh önce bir iş bulup ailesini geçindirmek, sonrasında da Türkçe’yi öğrenip gazetecilik mesleğini sürdürmek istiyor. Atayee de Türkçe bilmediği için temel bilgilere veya kaynaklara erişiminin olmadığını, bu yüzden gazetecilik yapamadığını söylüyor. Atayee, iyi bildiği İngilizceyi mesleki olarak kullanmak için Avrupa’ya gitmeyi hedefliyor. Her iki gazeteci de Taliban’ın insan hakları ve demokrasiden yana bir düzen kuramayacağı kanaatinde.