Basın Özgürlüğü

‘Tehlikeli gazeteciler’ yargısal tacizin sonuçlarını anlattı

BARIŞ ALTINTAŞ

Gazeteciler Cemiyetinin yürüttüğü Demokrasi için Medya (M4D) başlıklı proje kapsamında düzenlenen yıllık konferansların üçüncüsü “Haberin Ağır Bedeli” başlığıyla Ankara’da 26-27 Mart tarihlerinde gerçekleşti. Konferansın 27 Mart öğleden sonraki oturumunda gazeteciler Mustafa Hoş, Hazal Ocak ve Hayri Demir, haberleri nedeniyle uğradıkları soruşturma ve dava süreçlerinin mesleki ve kişisel hayatlarına yönelik olumsuz etkisinden bahsetti.

Moderatör Kenan Şeker’in tutuklu yargılamalarda azalma olmasına rağmen soruşturma ve davaların devam etmesine dikkat çektiği oturumda konuşan gazeteci Mustafa Hoş, “93 yılında muhabir olarak İstanbul’a gittim. 2022 yılında ise bir suç makinesi olarak döndüm” diyerek, halihazırda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı iki hakaret davası da dahil olmak üzere hakkında 11 dava, kesinleşmiş iki karar ve istinafta sayısından emin olmadığı birkaç dosyası bulunduğunu söyledi: “Tam sayıyı bilmiyorum, e-devletten kontrol etmeyi düşündüm ancak yeni dava açılmış olabilir diye bakmadım.”

35 yıla yakın gazetecilik yaptığını anlatan Hoş, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidara gelene kadar “adliye yüzü görmediğini”  söyledi.

Olası cezalar ve yasal sonuçlar dışında sürecin çok zaman aldığını belirten Hoş, “Bütün zamanım mahkemelerde geçiyor, başka bir şeye vaktim kalmıyor” dedi.

Yaptığı işin sıradan bir gazetecinin faaliyetlerinden ileri gitmediğini söyleyen Hoş, “Başınız belaya girmiyorsa, gazetecilik yapmıyorsunuz” diyerek, yalnızca propagandist olarak hükümet yanlısı basında çalışanların yargısal tacize maruz kalmadığını söyledi.

Hoş, 2011’den beri “çalıştırılmadığını” söyleyerek, gazetecilerin  yargısal baskının yanı sıra ayrıca ekonomik olarak da hedef alındığına dikkat çekti.

“Gerçekle sorunu olan bir yapıyla karşı karşıyayız” diyen Hoş, hükümetin hafızaya düşman olduğunu belirtti. “Bu anlayış sizi sürekli susturmaya, itibarsızlaştırmaya çalışıyor” diyen gazeteci, yine de uzun vadede gazetecilik adına umutlu olduğunu söyledi.

Altun’un terörle mücadelede görev yapıyor sayılması…

Aynı oturumda söz alan Hazal Ocak, hükümete yakınlığı ile bilinen ve son yıllarda büyük devlet ihaleleri alan Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz’in kendisine Fethi Paşa Korusu ile ilgili bir haberi nedeniyle itibarını zedelediği gerekçesiyle bir tazminat davası açtığını anlattı.

“Boğazda kaçak var” başlıklı haberi nedeniyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un kendisine yönelik yasal süreç başlattığını söyleyen Ocak, bu davada Altun’un terörle mücadelede görev almamış ve almıyor olmasına rağmen kendisinin “terörle mücadelede görev alan kamu görevlisini hedef göstermekten” yargılandığını anlattı.

Polise, savcıya, ifadeye ve duruşmaya gitmenin çok fazla vaktini aldığını söyleyen Ocak, “Tüm çabam, mücadelem ifade özgürlüğü için. Haber yapmaya devam edeceğim” dedi.

Son 11 ayda Türkiye’de 314 duruşmada 668 gazetecinin hakim karşısına çıktığını söyleyen Hayri Demir, durumun kendisi için de farklı olmadığını söyleyerek “Hakkımda devam eden üç davada 32 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyorum” dedi. Demir, bu davalardan birisi kapsamında altı yıldır terörle ilişkili suçlamalardan yargılandığını söyledi.