Basın Özgürlüğüİfade Özgürlüğü

Türkiye’de gazeteciler ya mesleği bırakıyor ya da ‘hobi’ olarak çalışıyor

Burcu Özkaya Günaydın

Türkiye’de gazetecilik yapmak baskı, mobbing, sansür, otosansür, tekelleşmenin yanı sıra ‘ev kiramı, su faturamı nasıl ödeyeceğim’ kaygısı gütmeyi de beraberinde getiriyor. Sonuç ise emek verip, keyif aldığın mesleği yapamamak, ya da geçimi başka işten sağlayıp, gazeteciliği yarı zamanlı yapmak oluyor. Tam zamanlı gazetecilik yapıp, temel gereksinimlerini rahatça karşılayan gazeteciler, ya da asgari ücret ve sigorta ile mesleğe devam edenler sektörün ‘şanslıları’ sayılıyor. Hal böyleyken biz de sözü mesleği bırakmak zorunda kalan ya da geçimini başka işten sağlayıp, yarı zamanlı gazetecilik yapanlara vermek istedik.

‘Şu an daha özgür yazıyorum’

2014 yılında İletişim Fakültesinden mezun olup, Siyasal İletişim üzerine yüksek lisans yapan Mahmut Sönmez, 2018 yılında muhabirliğe başladı. Sönmez, gazeteciliğin meslekten öte daha demokratik, toplumun insan hakları alanında ilerlemesine katkı sunan önemli bir araç olduğunu düşünerek bu çerçevede topluma iyi bir şeyler vermek için gazetecilik okudu. 2015 yılında Mersin’de muhabirliğe başladığında medya sektöründeki zorlukları daha net gördü.

Mahmut Sönmez

Otosansür, sansür, baskı, tekelleşme, emeğinin karşılığını alamamayı yaşayan Mahmut Sönmez deneyimini şöyle anlatıyor: “Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası basın üzerindeki baskılar katlandı. Bu baskı, çalıştığımız kuruma da ister istemez yansıdı ve kendimi hem ekonomik hem de bahsettiğim sebeplerden ötürü oradan ayrılmak zorunda hissettim. Ardından arkadaşlarla kolektif bir şekilde haftalık yerel bir gazete kurduk. Ama çevremizdeki demokrat insanlardan dahi destek göremedik. Ekonomik olarak daha da geriye doğru gidince 2 ayın sonunda kapatmak zorunda kaldık. Şu an abimin mağazasında satış müdürlüğü yapıyorum.  Maddi olarak en azından ayın sonunu nasıl getireceğimi düşünmüyorum. Baskılar, mobbing, tekelleşme, ekonomik sorunlar meslekten uzaklaştırsa da gazeteciliği hiçbir zaman bırakmadım. Haftada bir gün bir yayında köşe yazıyorum. Hiçbir zaman çemberin dışında kalmadım. Hatta şu an tam zamanlı gazetecilik yaptığımdan daha özgür yazıyorum. En azından ‘şunu yazarsam kovulur muyum’ kaygısı olmuyor.”

‘Fotoğraf makinesi alabilmek için harç taşıdım’

Yücel Yekta Yöyler’in gazeteciliği seçmesi ise çocukluğundan beri kamera arkası hayatları merak etmesi ve ötekilerin sesi olmak istemesine dayanıyor. Yöyler, Erzurum’da üniversite okurken iki yıl mesleği öğrenmek için Evrensel gazetesine gönüllü muhabirlik yaptı. Gazeteciliğe KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) 8 ay stajyer muhabirlik yaparak devam etti. Yekta’nın mesleği bırakma sebebi, ekonomik kaygılar ve iktidarın gazeteciler üzerindeki baskısı oldu. Şu anda basın alanında iş bulamadığı için mutlu olmasa da hayvancılık ve inşaat işçiliği yapıyor.

Yekta Yöyler şimdilerde hayvancılık yapıyor.

Yöyler şu an mesleğini icra edemiyor olsa da, gazeteciliğe duyduğu aşkı şu sözlerle dile getirdi: “Gazeteciliği yapmak istememdeki amaç hiçbir zaman ekonomik istekler olmadı. Sadece bu mesleği sevdiğim için yapmak istedim. Fotoğraf makinesi, bilgisayar alabilmek için inşaatta harç taşıdım. Gel gelelim ki nereye başvurduysam olumlu yanıt alamadım. Sıkıntının bende olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’de gazetecilerin işini yapamamasının temel sebebi; sansür ile ekonomik ve siyasi baskılar. Ne zaman düşünce suç olmaktan çıkarsa gazeteciliğin sorunları da o zaman azalır.”

Gazetecilik şeytanlaştırıldı

Tayfun Demirci’yi iletişim okumaya götüren belgeleme, paylaşma, sunma arzusu olmuş. Kafasındaki gazetecilik algısının hiçbir zaman fakültelerde öğrendiği gazetecilikle uyuşmadığını belirten Tayfun, fakültelerde ‘nasıl gazeteci olunmaz’ öğretisi sunulduğunu düşünüyor. Şu an dijital reklam ve düğün fotoğrafçılığı yapan Tayfun da tıpkı Yekta gibi yaptığı işte mutlu değil. Tayfun kendisin gazetecilik dışında meslek yapmaya iten nedenleri de şöyle sıralıyor: medyanın sahiplik yapısı, mevcut siyasal iklim ve ekonomik sebepler.

Tayfun Demirci

Gazeteciliğin temel sorununun mesleğin şeytanlaştırılmış olması ve yaşamış olduğu itibar kaybı olduğunu söyleyen Tayfun, “Bunda birazda ilkesiz gazetecilerin de rolü var ancak temel sorumlusu mevcut düzeni elinde tutan iktidar ve onunla ilintili olarak medya sahipleri. Türkiye’de gazetecilerin ve medya çalışanlarının işlerini yapabilmeleri için mevcut despot rejimin değişip, hukuk, adalet ve eşitliğe dayalı bir toplum düzeninin yeniden inşası gerekir,” diye konuştu.

Gazeteciliği bıraktı, tarım yapıyor

Asya İnedi İletişim Fakültesi mezunu değil, gazetecilerin alaylılarından. Gazeteciliğe 2016 yılında başlayan Asya’nın hayali hep bu mesleği icra etmek oldu. İletişim okumadan da gazetecilik yapılacağına inanmış ve hayallerinin peşinden gitmiş. Fakat gazetecilik yaptığı 5 yılda emeğin karşılığını alamama, baskı, fikirlerini serbestçe yazamamanın üstüne maddi zorluklar da eklenince Asya, gazeteciliği bırakıp, üniversite sınavın girer ve ziraat teknikerliği öğrencisi oldu. Şimdi okulu bitmek üzere olan Asya, tarım alanında ilerlemek istiyor.

Asya İnedi

Gazeteciliğe özlemini de şöyle dile getiriyor Asya İnedi: “Özlediğim anların haddi hesabı yok. Haberlerini yaptığımız insanların bize sevgisi ya da öfkesini çok özüyorum. O haberleri koştura koştura yetişmeye çalıştığım zamanları çok özledim. Ama ileride gazeteciliğe dönmeyi düşünmüyorum. Türkiye şartlarında gazetecilik yapmak çok zor.” Asya’ya göre de Türkiye’de gazetecilerin en temel sorunu özgürce yazamama ve medyadaki tekelleşme. Asya, bu sorunun Türkiye’nin demokratikleşmesiyle paralel ilerlediğinin de altını çiziyor.