Haberler

Türkiye’de gazetecilik bölümü öğrencisi olmak: Dersler ezberden ibaret, 60 kişilik sınıfta kimse haber yazamıyor

Fotoğraf: Journalism Research News
Burcu Özkaya Günaydın

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde bu yıl 180 ülke içerisinde 149. sırada yer aldı. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) “Cezaevindeki Gazeteciler ve Medya Çalışanları” listesine göre 22 Ağustos 2022 itibariyle Türkiye’de en az 59 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunuyor. Üstelik tek sorun, basın ve ifade özgürlüğünün üzerindeki bu yoğun baskı da değil. Sektörde istihdam edilen pek çok gazeteci de asgari veya daha düşük ücretlere çalışmak zorunda kalıyor. Peki, Türkiye’de gazeteci olmak bu kadar zorken gazetecilik öğrencisi olmak nasıl?

‘Öğrencilerin çoğu lisans mezunu olup asker veya polis olmak istiyor’

Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi gazetecilik son sınıf öğrencisi Özlem Kara, aynı zamanda bir basın yayın lisesinden mezun. Lisede dahi üniversitedekinden daha iyi bir eğitim aldığını belirten Kara, dört yıldır henüz haber yazmayı bile öğrenmediklerini söyledi. “Hocalarımız çok iyi ama mesleğin içinde değiller” diyen Kara, “‘Dört yıldır ne öğrendin?’ diye sorarsanız size ‘Hiçbir şey’ derim. Gazetecilik öğrencisiyiz ama henüz bir gazete dahi çıkarmadık. Geçen sene televizyon haberciliği öğretildi ama gazete haberciliği öğretilmedi. 60 kişilik sınıfta kimse haber yazamıyor. Birçoğu lisans mezunu olup asker veya polis olmak istiyor. Sınıfta gazetecilik yapmak isteyen kişi sayısı ikiyi geçmez” diye konuştu.

Sınıfında gazeteci olmak isteyen öğrenci sayısı fazla olmadığı için mevcut eğitimden yakınan kimsenin de olmadığını söyleyen Kara, bu sebeple sorunların çözümsüz kaldığını belirtti. 

‘Birinci sınıftan itibaren bizi mesleğe hazırlayan bir eğitim verilmeli’

Okulun kendisi için tek getirisinin diploma olacağını belirten Kara, serbest gazeteci olarak çalıştığını ve sektörün içinde yer almasa okuldan verilen eğitimle gazetecilik yapamayacağını söyledi. “Birinci sınıftan itibaren bizi sektöre hazırlayan bir eğitim olmalı” diyen Kara, Bir haberin farklı gazetelerde nasıl verildiğini öğrenmeli, Basın Yasasını tartışmalı, gazete manşetlerini incelemeliyiz” dedi.

Sorunların bunlarla da sınırlı olmadığını söyleyen Kara, “Gazetecilik öğrencisi olarak gittiğim haberlerde bile zaman zaman engelleniyorum. Türkiye’de gazetecilik, her an gözaltı ve cezaeviyle karşı karşıya kalmak ya da başına bir iş gelmesin diye oto sansür uygulamak demek” ifadeleriyle basına uygulanan yoğun baskılardan da dert yandı.

‘Bir gün bizim başımıza da bunlar gelir mi diye düşünmeden edemiyoruz’

Ziba Kılıç

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Ziba Kılıç da tıpkı Özlem Kara gibi gazetecilik müfredatının yetersizliğinden yakındı. Birinci sınıftan beri yalnızca teorik bir eğitim gördüklerini belirten Kılıç, “Okulda uygulamaya dair bir veya iki ders var. Geri kalanı, notları ezberleyip geçer not almaktan ibaret. Hala iyi bir haber nasıl yazılır bilmiyorum” dedi.

Sektördeki istihdam sorunu ile Türkiye’de basına uygulanan baskının da gazetecilik öğrencilerini kaygılandıran bir diğer unsur olduğunu belirten Kılıç, her gün ölüm, şiddet ve gözaltı haberleriyle uyanmanın kendilerini tedirgin ettiğinin altını çizdi: “Özellikle gazetecilerle ilgili bir haber oldu mu sınıf arkadaşlarımla ‘Bir gün bizim de başımıza bunlar gelir mi?’ diye düşünmeden edemiyoruz”

Her şeye rağmen yazacak gazeteciler olmasına rağmen mesleğe yeni başlayacak olan gazeteciler olarak kaygılı olduklarını söyleyen Kılıç, tüm bunları değerlendirdiğinde bölümünü sevse de ileride gazetecilik yapmak konusunda emin olmadığını söyledi.

‘Verilen emeğin karşılığı olan ücreti alamıyoruz’

Tuğba Eroğlu

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden bu yıl mezun olan Tuğba Eroğlu, Evrensel gazetesinde muhabirlik yapıyor. Gazeteciliği zor ama kutsal bir meslek olarak gören Eroğlu, Türkiye’de gazeteciliğin sevmeden yapılamayacağını düşünüyor. 

Birçok yeni mezun gazetecinin kendi işini yapamadığını söyleyen Eroğlu, “Verilen emeğin karşılığı olan ücreti alamıyoruz ama kendi alanımda iş bulduğum için de mutluyum. Mezun olduktan sonra bir market ya da kafede çalışsaydım sadece asgari ücret alırdım ama kendime bir şey katmazdım. Şu an en azından mesleğimle ilgili kendimi geliştiriyorum. Şimdilik motivasyonum bu” dedi.

‘Gazetecilik öğrencilerinin çoğu, mesleğe ilgi duymuyor’

Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Gülistan Gülmüş, Kara ve Kılıç’ın aksine aldığı eğitimden memnun olan biri. Üniversitenin, gazetecilik öğrencilerini sektöre iyi hazırladığını söyleyen Gülmüş, “Ders dışında yapılan aktiviteler de mesleki anlamda besleyici oluyor” dedi. Ancak yine de sınıfın büyük çoğunluğunun, bölümü rastgele seçmiş gibi davrandığını söyleyen Gülmüş, ilgi duymadıkları için de öğrencilerin kendilerini mesleğe hazırlamadıklarını not düştü.

Türkiye’de iletişim fakültesi öğrencilerinin en büyük sorununun tam olarak ne istediğini bilmeden bölüme girmek olduğunu belirten Gülmüş, ne yapacaklarını bilmedikleri için okurken alanda kendini geliştiremeyen öğrencilerin mezuniyetten sonra da başarılı olamadığını söyledi. 

‘Gerçekleri, tutuklanmadan nasıl aktarabileceğimizi tartışıyoruz’

Ziba Kılıç gibi Gülistan Gülmüş de mesleki faaliyetleri nedeniyle hapsedilen gazetecileri görünce gazetecilik öğrencileri olarak kaygılandıklarını söyledi ve onların tutuklanma nedenlerine bakarak kendi aralarında bir strateji geliştirdiklerini belirtti. “Gerçekleri, tutuklanmadan nasıl aktarabileceğimizi tartışıyoruz” diyen Gülmüş, bu sohbetlerin mesleki olarak kendilerini geliştirdiğini söyledi.

İletişim fakültesi öğrencileri olarak kaygılarının had safhada olduğunu belirten Gülmüş, “Okulu bitirip, işsiz kalan arkadaşlarım var. Bunlar bizim kaygılarımızı artırıyor ama ne olursa olsun bir gazetecinin, kalemini doğrudan yana tutması gerektiğine inanıyor ve bu inançla mesleği yapmak istiyorum” ifadelerini kullandı.