News

Tutuklu gazeteci Uğur Yılmaz: COVID-19 riski altındayız

İDRİS YILMAZ

Yaklaşık üç yıldır Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci Uğur Yılmaz, ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde cezaevi koşullarının COVID-19 riskinin artırdığını ve önlem adına kendilerine hiçbir imkan sağlanmadığını ifade etti.  

Yaptığı haberler ve haber takibi sırasında çektiği fotoğraflar gerekçe gösterilerek 17 Temmuz 2017 tarihinde tutuklanan ve 5 Kasım 2019 tarihinde “örgüt üyeliği” suçlamasından 6 yıl 10 ay hapis cezası alan Uğur Yılmaz, halen Elazığ Cezaevinde bulunuyor. Savunmanlığını Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) üstlendiği Yılmaz, bugün ailesi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde yeni tip koronavirüs nedeniyle ciddi bir risk altında olduklarını ifade ederek cezaevi yönetiminin vaka ile ilgili hiçbir önlem almadığını, aksine kendilerine korumak için hiçbir imkanın da sağlanmadığını ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarına ve hak savunucularına çağrıda bulunan Yılmaz, “Bu acil bir çağrıdır, derhal bir şeyler yapılmazsa buradan her an cenazeler çıkabilir,” dedi. 

‘Taleplerimiz hakaret ve küfür ile karşılık buluyor’

Kardeşi Cihan Yılmaz ile yaptığı telefon görüşmesinde koronavirüsü gündeme getiren Yılmaz, bulundukları cezaevinde ciddi kaygıların oluştuğunu aktardı. Gazeteci Yılmaz kardeşi aracılığı ile şunları söyledi: “Burada insanî değer adına zerre kadar bir önlem yok. Sadece gardiyanlar maske takabiliyor. Sayımlarda ve olası acil ihtiyaçlarda onları görebiliyoruz. Normal şartlarda mazgaldan bir şey talep etmemize, sorunlarımızı anlatmamıza bile izin verilmiyor. En ufak bir talebimiz hakaret ve küfürlerle karşılık buluyor.”

‘Cezaevlerinden cenazeler çıkarsa sorumlusu Adalet Bakanı’

Cezaevinde bulunan 60 yaş üzeri hasta tutuklu ve hükümlünün çok olduğunu ve bu kişilerin ciddi risk altında bulunduğunu aktaran Yılmaz, “Kolonya ve maske taleplerimiz ‘yasak’ gerekçesi ile geri çevriliyor. Bugüne kadar cezaevinin tüm zor koşullarına direndik. Fakat yeni tip koronavirüse karşı hiçbir güç ve iradenin dayanamadığını gündeme yansıyan ölüm vakaları ile de görüyoruz. Olur da cezaevlerinde koronavirüsünden dolayı cenazeler çıkarsa, bunun sorumlusu başta Adalet Bakanı olmak üzere bütün insanlığın vicdanıdır. Toplumsal sessizlik sürdüğü sürece cezaevlerinde koronavirüs kaynaklı ölümlerin yaşanması da mümkündür” dedi. 

‘Türkiye’de cezaevlerinde en çok Kürt gazeteciler var’

Telefon görüşmesinin devamında Türkiye’deki ve uluslararası basın meslek örgütlerine seslenen Yılmaz, “Bugün hukuk sopası ile mağdur edilen gazetecilerin mağduriyeti üzerinde var olmaya çalışan ve varlığını sürdüren birçok sivil toplum kuruluşu ve basın meslek örgütleri var. Ama ilginçtir ki, bugüne kadar MLSA dışında yanımızda kimseyi göremedik. Söz konusu Kürt basını ve Kürt gazeteciler olduğunda duymamazlıktan ve bilmemezlikten gelmektedirler. Ama bilinmelidir ki, Türkiye’de cezaevlerinde en çok Kürt gazeteciler var. En çok Kürt basının üzerinde baskı var. Cumhuriyet ve Oda TV gibi mecralarda çalışan bir kişi hakkında iddianame hazırlansın bu basın örgütleri hemen ardı ardına açıklamalar yaparken maalesef söz konusu biz olduğumuzda sessizliğe bürünmekteler. Ben bir Kürt gazeteci olarak buradan tüm dünyaya sesleniyorum. Elinizi vicdanınıza koyun ve artık duyun bizi…”

Yılmaz’ın iddiaları üzerine ulaşmak istediğimiz Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde telefona çıkan memur ise iddialara cevap veremeyeceğini, cevap verecek yetkilinin ise yerinde olmadığını ifade etti.