Basın Özgürlüğü

Van’da bitmek bilmeyen yasaklar gazetecileri de hedef alıyor

ŞENOL BALI

Türkiye genelinde 2016 ve 2018 yılları arasında yalnızca iki yıl süren OHAL, Van’da halen devam ediyor. Toplanma ve gösteri yasakları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının sokağa çıkmasını engellediği gibi gazetecilik yapmayı da zorlaştırıyor. Yasaklar bahane edilerek görüntü alması engellenen,darp edilen gazeteciler, yasaklara uymadıkları gerekçesiyle aynı zamanda yargılanıyorlar. 

Van’da beş yıldır devam eden ve her türlü siyasi etkinliğin yapılmasını da engelleyen yasaklar kentte mesleğini yapan gazetecileri de hedef alıyor. Gazeteciler, yasaklar gerekçe gösterilerek engelleniyor, darp ediliyor veya gözaltına alınıyor. Bir çok STK temsilcisi ve gazeteci, bu yasakları ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanıyor. “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” suçlamasıyla yargılanan arasında gazeteci Ruşen Takva da  vardı. Takva hakkında, Van’da 8 Ocak 2021 tarihinde düzenlenmek istenen bir basın açıklamasını ve yürüyüşü takip ettiği için dava açıldı. İddianamede Takva’nın “yürüyüşü düzenleyen ve yöneten konumunda olduğu” ve “uyarılara rağmen yasal olmayan gösteri ve yürüyüşe devam ettiği” iddia edildi ve dokuz yıldan 18 yıla kadar hapis ile cezalandırılması talep edildi.Takva, davanın 12 Ekim’de görülen ikinci duruşmasında yeterli delilin oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti.

Takva: ‘Yasaklar birçok hukuksuzluğa zemin hazırlıyor’

Yasaklar gerekçe gösterilerek mesleğini yaptığı için yargılanan Takva,yıllardır zincirleme olarak uzatılan bu yasakların birçok hukuksuzluğa zemin hazırladığını söylüyor: “Yıllardır valiler değişmesine rağmen yasak kararları hiç değişmeden devam ediyor.Sistematik olarak onbeş günde bir yenileniyor. Bu uygulama, aynı zamanda birçok hukuksuzluğa zemin hazırlıyor. Beş buçuk yıldır Van’da yapılmak istenen tüm basın açıklamaları engelleniyor. Bu, sadece siyasi partiler için değil farklı kurum ve dernekler için de sorun. Hiçbir kurum kamuoyuna açık bir alanda kentin sorunları üzerine bir söz söyleyemiyor. İşin tuhaf tarafı, yasağı koyan makam Valilik iken valinin kendisi iktidar partisinin mitinglerine izin veriyor,yetmiyor 15 Temmuz gibi bazı etkinliklere bizzat katılıyor.Yani hem yasağı koyuyor hem de aynı yasağı protokolden deliyor.”

Yargılanmasına giden hukuki süreci garabet olarak yorumlayan Takva,yasakların kentte gazetecilik yapmayı zorlaştırdığını söyledi: “’Bu sürecin bir de gazeteci tarafı var.Bu yasaklar benim de aralarında olduğum birçok gazetecinin yargılanmasına zemin oluşturuyor.Yani iktidar, bir anayasal hakkı engelliyor,bu hakkını kullanmak isteyen yurttaşları da yargılıyor. Bu tam olarak bir tuzak. Kentte yapılan bir basın açıklamasına bir basın mensubu olarak katılmam suç olarak görüldü.Mevcut otorite OHAL’in devam etmesi konusunda nasıl Van’ı seçmişse o gün basın açıklamasını takip eden onlarca gazeteci arasında da benim gibi gazetecileri  seçiyor.Nitekim aralarında DHA,İHA ve AA’nın temsilcilerinin olduğu yirmiye yakın gazetecinin olduğu bir açıklamada sadece benim olduğum bir fotoğraf karesi seçilerek  kitleyi sevk ve idare ettiğim iddia edildi.İddianameyi hazırlayan savcı bunun suç olduğunu düşünürken, duruşma savcısı ise bunun bir gazetecilik faaliyeti olduğuna kanaat getirdi.Sonuç olarak da beraat ettim.” 

Av. Özgökçe: ‘Yasakların iptali için açılan tüm davalar sonuçsuz kaldı’

Beş yıldır devam eden yasaklamaların iki haftada bir yenilendiğini hatırlatan Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Nazan Özgökçe, bu uygulamanın hukuki olarak açıklanamayacağını belirtti: “21 Temmuz 2016 tarihinden bu yana uygulanan bu yasaklamaların hukuken izahı pek mümkün değil. Mevzuatta valiliğin kamu güvenliği açısından gerekli gördüğü hallerde 15 günü geçmemek kaydıyla böyle yasaklamalar ilan etme yetkisi var ancak belirli eylem ve etkinlikler yasaklanabilir. Sistematik hale gelen bu yasaklar açıkça anayasada geçen biçimiyle ‘herkesin’ anayasal hakkını elinden almaktadır. Bu yasaklamalar, genelde vatandaşın, özelde ise Van halkının anayasal bir hakkı olan gösteri ve yürüyüş düzenleme hakkını kısıtlamaktadır. Bu yasaklar şu anda büründürüldüğü biçimde belli siyasi partileri veya belli çevrelerin anayasal hakkına Valilikçe konulmuş bir sınır haline gelmiştir.”

Yasaklar karşısında mağdur olan tüm yurttaşların dava açma hakkına sahip olduğunu söyleyen Özgökçe, şimdiye kadar yürütülen hukuki süreç hakkında şöyle konuştu; “Van Barosunun kurduğu heyet tarafından 15 dava açıldı. Fakat bu açılan davaların tamamı sonuçsuz kaldı. Bütün vatandaşlar bu yasaklamaların mağdurudurlar, bu sebeple bütün vatandaşların dava açma hakkı bulunuyor. Biz de baro olarak dava açmak isteyen her türlü dernek, STK ve vatandaşlara bu konuda destek olacağımızı tekrar hatırlatalım.”