Basın Özgürlüğüİfade Özgürlüğü

Yankı odası dışındaki bağımsız gazeteciler: Sokak röportajcıları

BURCU ÖZKAYA GÜNAYDIN

Son yıllarda siyasi ve ekonomik gündem gibi konular hakkında sokak röportajları içeren yayınlar sosyal medyada yaygınlaşıyor. YouTube, Facebook, Twitter gibi platformlarda yayınlanan sokak röportajlarını yapan muhabirler de diğer gazeteciler gibi yargı baskısına maruz kalıyor.

Örneğin, Antalya’da Kendine Muhabir isimli Youtube kanalında sokak röportajları yayınlayan Hasan Köksoy, röportajda Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP) ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirdiği için tutuklanan İsmail Demirbaş’a açılan davada sanık olarak yargılanıyor.

En son olarak 30 Haziranda Rizede Sokak Kedisi YouTube kanalında yayınlanan röportajda Cumhurbaşkanı için kullanılan saçmaladığını düşünüyorum ifadesi suç sayıldı.

Sokak röportajı yapan muhabirler, bağımsız muhalif medyadan farklı bir perspektife sahip; kendilerini doğrudan muhalif veya eleştirel olarak tanımlamıyorlar. Hükümetin çizgisine uygun olmayan görüşlere yer vermeyi ise vatan sevgisi veya vatan savunması gibi kimilerine daha geleneksel gelebilecek kavramlarla açıklıyorlar.

Kendine Muhabir kanalının muhabiri Hasan Köksoy ve Tüylü Mikrofon kanalının muhabiri Ozan Çakmakçı ile sokak röportajlarını konuştuk.

“‘Nerede bu devlet’ diyenler nerede?”

Kendine Muhabir kanalının kurucusu Köksoy, sokak röportajı fikrinin köyüne yaptığı bir ziyaret sırasında eskinin televizyon yayınlarından bahsedilen bir sohbette doğduğunu anlatıyor: “Televizyonlarda ‘Nerede bu devlet?’ diye seslenen insanlar olurdu; artık yok. Bu insanlar niye yok? Bunun peşine düştük aslında. Konuşmuyorlar mı, yoksa konuşuyorlar da biz mi duymuyoruz? Bu merak bizi iki yıl önce sokak röportajına itti; böyle başladık.” 

Köksoy, sokağa çıktıklarında insanların konuşmaya, tartışmaya -hatta haykırmaya- devam ettiklerini ancak seslerinin medyada duyulmadığını ve var olan televizyon kanallarının da susturulmuş olduğunu gördüklerini söyledi.

“Aileme yönelik tehditler alınca videoyu kaldırdım”

Köksoy, mikrofon uzattığı birinin son günlerde yaptığı açıklamalarla gündemde olan organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in bahsettiği bir ismi andığını aktardı. Bu röportaj yayınlandıktan sonra videonun kaldırılmasını isteyen kişiler tarafından eşi ve çocukları üzerinden tehdit edildiğini anlattı:

“Sedat Peker’in Kıbrıs’ta yasadışı işler yaptığından bahsettiği bir isim var. O ismi sokakta mikrofon uzattığım bir kişi de söyledi. O videoyu kaldırmam için adım adım takip edildim. Ailem, evim tehdit edildi. Çocuklarımla tehdit edildim; bu yüzden kaldırmak zorunda kaldım.”

“Ayasofya’yı soruyorum konu ekonomiye geliyor”

Sokakta mikrofon uzattığı herkesin açıklamalarını yayınlamadığını; hatta çoğu zaman sansür ve otosansür uyguladığını söyleyen Köksoy hakkında “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” suçlamasıyla açılmış birkaç dava bulunuyor. 

Köksoy, sokağın nabzının ekonomi ile attığını söylüyor: “Sokakta en çok konuşulan konu ekonomi. Ne sorarsanız sorun konu geçime, ekonomiye geliyor. Sedat Peker soruyorum, ekonomiye geliyor konu; Ayasofya’yı soruyorum, ekonomiye geliyor.”

“İsmail Abi bana ‘kesersen hainsin’ dedi”

Antalya’da Köksoy’a verdiği sokak röportajı sonrasında iktidarı eleştirdiği için Kasım 2020’de tutuklanan İsmail Demirbaş’a açılan davada sanık olduğunu söyleyen Köksoy, kendisine yöneltilen suçlamanın ise “sorduğu sorularla yönlendirme yapmak” olduğunu söyledi.

“İsmail Abi iktidarın genel politikalarını eleştirdi. İsmail Demirbaş’a söyledim ben. ‘Abi keselim istersen, hepsini yayınlamayalım’ dedim. ‘Kesersen eğer hainsin!’ dedi bana. Aynı gece İsmail Abi gözaltına alındı, sonra da tutuklandı.”

“Akıllı telefonu olan herkes gazeteci olabilir”

Bazen mikrofon uzattığı insanların ‘çocukları olduğu’ gerekçesiyle konuşmak istemediğini belirten Köksoy, kendisinin ise özellikle çocukları için gazeteciliğe devam ettiğini söylüyor: “Çok para kazanmak isteseydim bu işe devam etmezdim.”

Bazı kişilerin “eline mikrofon alan gazeteci oldu” eleştirisini dile getirdiğini söyleyen Köksoy, yaptığı işin yurttaş gazeteciliği olduğunu belirtiyor ve akıllı telefonu olan herkesin gazeteci olabileceğini düşünüyor.

Türkiye’de muhalif gazeteci olmanın “devlet düşmanı, din düşmanı” olmak gibi gösterildiğinin altını çizen Köksoy, “Ben bu işi asıl vatan sevgisi için yapıyorum. Ek iş yapmasam ayakta kalamam. Bu işten çok büyük paralar kazanmıyoruz. Ama her şeye rağmen gazeteciliği, sokağa çıkmayı seviyorum” diyor.

Tüylü Mikrofon: Her zaman doğru bildiğimi söylerim

Tüylü Mikrofon olarak tanıdığımız Ozan Çakmakçı sokak röportajlarının yanı sıra komedi kanalı danışmanlığı yapıyor.

“Her zaman doğru bildiğimi söylerim” diyen Çakmakçı, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, LGBTİ haklarından şeriata geldi. Bizim Z kuşağında ışık gördüm. İki yıldır bu işi yapıyorum. 20 milyon küsür izleyici tarafından izleniyor. Bir İlave TV var, bir ben varım” dedi.

“Erdoğan etiketi yüzünden gözaltına alındım”

Çakmakçı’nın da Köksoy gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla açılmış davaları devam ediyor. Bunlardan birinin ise #Erdoğan etiketi kullandığı için açıldığını anlatıyor:

“Bir amcaya mikrofon uzattım. ‘Ben şeriat istiyorum’ dedi. ‘Her gün bu kadar kadın ölüyor, şeriat gelsin’ dedi. Olayı Araplığa, eşcinselliğe kadar götürdü. Benim bu röportajıma ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla dava açıldı. Şaşırdım, ‘Neden?’ diye sordum. ‘Bu videoya o gün hashtag #Erdoğan, #Kılıçdaroğlu yazmışsın, ondandır, sil onu’ dediler.”

Çakmakçı, Tüylü Mikrofonu ve kendisini Kuvâ-yi Milliye olarak gördüğünü söylüyor. Her gün yüzlerce küfürlü mesaj alsa da amacının susturulan muhalefetin sesini duyurmak olduğunu belirtiyor.

Sokak röportajında herkesin bir stili olduğunu söyleyen Çakmakçı, röportajlarında provokatörlere izin vermediğini ve bu tür girişimlere müdahale ettiğini vurguluyor.

“Tüylü Mikrofon benim için dava meselesi”

Ayasofya açılışında mikrofon uzattığı sakallı ve cübbeli kişilere “Bugün Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği Ayasofya’dayız. [Fatih] Ayasofya’yı Bizans’ın elinden kurtardı ama Mustafa Kemal de İngilizlerin elinden aldı”  dediği için sert cevaplar aldığını söylüyor Çakmakçı.

“Röportajdan önce kendi fikrimi söylerim ben. Tarzım bu, hiç çekinmem. Bana o sırada müdahale de edildi. Edilsin, benim abdestimden şüphem yok. Komedi kanalı danışmanlığı yapıyorum. Tüylü mikrofon benim için bir dava meselesi. Kendimi vatan müdafaası, insanlık hareketi olarak görüyorum. Benim dünyam bu.”