İnsan Hakları

Yargıtay’dan barışçıl toplanma özgürlüğü kapsamındaki eylem ve etkinliklere dair emsal karar

DENİZ TEKİN*

Diyarbakır- Yargıtay, anayasal haklarını kullanarak şiddet içermeyen toplantı, gösteri, yürüyüş ve basın açıklamalarına katıldıkları için yargılanan veya haklarında soruşturma açılan binlerce kişiyi yakından ilgilendiren önemli bir içtihat değişikliğine gitti. Siyasi parti faaliyeti kapsamında katıldığı eylem ve etkinliklerin “örgüt üyeliği” suçlaması için tek başına delil sayılamayacağına hükmeden Yargıtay, “örgüt üyeliği” suçlaması ile verilen ceza için delil olarak kabul edilen her bir olay yönünden örgüt talimatı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır eski İl Yöneticisi Edip Binbir hakkında, partisinin faaliyetleri kapsamında 2016-2019 yılları arasında katıldığı 22 ayrı basın açıklaması, toplantı ve yürüyüşe, yasadışı örgütün talimatıyla katıldığı iddiasıyla 2019 yılında dava açıldı. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Binbir’in siyasi parti faaliyetleri kapsamında katıldığı eylem ve etkinliklerin “silahlı terör örgütü üye olmak” suçunun unsurları olan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğu gösterdiğine kanaat getirerek Binbir’i  “örgüt üyesi olmak” suçundan 7 yıl 6 ay ve “örgüt propagandası yapmak” suçundan ise 1 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Cezalarda indirime gitmeyen yerel mahkeme, Binbir’in hükmen tutukluluk halinin devamına karar verdi. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin istinaf talebini reddetmesi üzerine Binbir’in avukatı ve aynı zamanda oğlu olan Mehmet Zeki Binbir ve meslektaşları davayı Yargıtay’a taşıdı.

‘Sempati duymak, yayınları okumak, bulundurmak örgüt üyeliği için yeterli delil değil’

Temyiz itirazını inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi,  oy birliğiyle ile aldığı kararla yerel mahkemenin verdiği hükmü esastan bozdu. Ceza Dairesinin 2021/6272 Esas ve 2021/9806 Karar numaralı bozma ilamının gerekçesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer davalarda 2017 yılında belirlediği içtihata atıfta bulunuldu. Yargıtay,  “örgüt üyeliği” suçunu belirlemede ayırt edici farkın, “örgüt üyesinin, örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması veya yerine getirmesi” olduğuna işaret etti. Kararın devamında, “örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak” gibi eylemlerin örgüt üyeliği suçu için yeterli deliller olmadığı vurgulandı.

‘Siyasi parti faaliyeti kapsamında icra edilen eylemler örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemez’

Yargıtay, sanık Edip Binbir’in “yasadışı örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olmak suretiyle, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk teşkil eden faaliyetlerde bulunduğunun kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması” gerektiğine işaret etti. Suçlama konusu yapılan faaliyetlerin yasal bir siyasi partinin faaliyetleri olduğuna dikkat çeken Yargıtay, Binbir’in üyesi olduğu siyasi partinin faaliyetleri kapsamında icra ettiği ve konusu suç teşkil etmeyen faaliyetler ile özellikle örgüt talimatı olmaksızın “sırf cenaze ya da taziyelere katılmaktan ibaret eylemlerinin örgüt üyesi olma suçu yönünden tek başına delil ya da örgütsel faaliyet olarak kabul edilmeyeceğinin gözetilmesi” gerektiğini vurguladı ve Binbir’in üzerine atılı örgüt üyeliği cezası için delil olarak kabul edilen her bir olay yönünden örgüt talimatı bulunup bulunmadığı, sanığın söz konusu etkinliklere bu talimat doğrultusunda katılıp katılmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Binbir’in katıldığı belirtilen her bir etkinlik hakkında ayrıca ceza soruşturması ya da kovuşturması yapılıp yapılmadığının araştırıldıktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken “eksik araştırma ve yetersiz gerekçe” ile mahkumiyetine karar verilmesi de kanuna aykırı bulundu.

Yargıtay’ın bozma ilamından 91 gün sonra görülen davanın ilk duruşmasında Binbir, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

 ‘Bu kararla, yerel mahkemelerin artık önceki içtihatları terk etmesi gerekiyor’ 

Yargıtay’ın kararını değerlendiren Av. Zeki Binbir, müvekkili Edip Binbir’in HDP yöneticisi sıfatıyla sadece siyasi parti faaliyetleri kapsamında katılmış olduğu demokratik, meşru ve şiddet içermeyen eylem ve etkinlikler ile yakınlarının taziyelerine katılmasının bambaşka mecralara çekilerek hakkında mahkumiyet kararı verildiğini söyledi.  Binbir, müvekkili gibi birçok siyasi parti, dernek ve sendika yöneticisinin katılmış olduğu eylem ve etkinliklerin örgüt üyeliği suçlamasının dayanağı yapılarak bu kişilerin uzunca bir süre özgürlüklerinden mahrum bırakılabildiklerini belirtti. Av. Binbir, yargı ve kolluğun, siyasi parti yöneticileri ve üyelerine potansiyel suçlu muamelesi yaptığını ifade ederek, bu durumun bu davalara bakan hukukçuları yıpratan bir sorun olmaya devam ettiğini vurguladı.

Yargıtay’ın bozma kararının benzer suçlamalar ile yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların önüne geçmesi gerektiğine işaret eden Binbir, “Daha çok HDP’nin yapmış olduğu basın açıklamalarına ilişkin olarak sayısız soruşturma açılmış ve bu durum, birçok kişinin mahkumiyeti ile sonuçlanmıştır. Aslında bu karar, toplumun huzurunu bozmayan, şiddet içermeyen, tamamen anayasal hakkın icrası anlamına gelen etkinlikler için soruşturmaların açılmamasını, açılan davalar için de beraat kararları verilmesi gerekliliğini doğurmaktadır. Yargıtay, bozma ilamı ile yerel mahkemelerin artık önceki içtihatlarının terk edilmesi gerektiğini ve özellikle basın açıklamaları, taziyeler ve diğer etkinliklerin soruşturma konusu yapılabilmesi için TCK’da belirtilen suçun maddi ve manevi unsurlarının irdelenmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Bu karar, bugüne kadar yaşanan hukuki garabete son verebileceği ve siyasi faaliyetleri dolayısıyla baskı altında olanlar üzerindeki baskıyı bir nebze de olsa azaltabileceği için önemli bir karardır” dedi.

‘Barışçıl toplantı ve gösteri hakkının suç olmadığı Yargıtay kararıyla tespit edilmiştir’

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Mehdi Özdemir ise son yıllarda barışçıl toplanma hakkı kapsamında eylem ve etkinliklere katılan çok sayıda yurttaş hakkında, katıldıkları gösteri sayısı gerekçe gösterilerek yasadışı örgüt üyeliğinden yargılama yapılarak, ağır hapis cezaları verilmesinin olağan bir hal olmaya başladığını söyledi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bu kararı ile içtihat değişikliğine gittiğini vurgulayan Özdemir, şunları söyledi: “Genel geçer bir şekilde her türlü etkinliğe katılımın örgüt üyeliği suçuna dayanak oluşturmayacağına dair bu hükümle çok sayıda yurttaşın düşünce ve ifade hürriyeti ile toplantı ve gösteri hakkının ihlalinin önüne geçilebilir. Yargıtay ilamı ile barışçıl toplanma özgürlüğü kapsamında siyasi parti veya sivil toplum örgütlerinin etkinliklerine katılmanın suç teşkil etmediğinin tespiti yapılmış ve son dönemdeki yargı pratiğinin aksine demokratik hakkın kullanımının kriminalize edilmesinin hukuka aykırılığı tespit edilmiştir.”

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş,  MLSA’ya atıf yapmak şartı ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.