News

Ahmet Altan davasında yaşanan hukuksuzluk uzman raporunda

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) olarak avukat ve gazeteci yargılamalarında yaşanan hak ihlallerini belgelemek amacıyla hazırlanan uzman raporlarını kamuoyuyla paylaşıyoruz. Seçilen davalar özelinde kaleme alınan raporlar, mütalaa niteliğinde olmalarının yanı sıra Türkiye’de adil yargılanma hakkının sistematik olarak ihlal edildiğini açıkça ortaya koyuyor.

MLSA’nın iki yıldır duruşma temelli olarak izlediği dava gözlem çalışmasına göre, ifade özgürlüğü davalarında Türkiye yargı sistemi aleyhinde yalnızca yazılı ve sözlü ifadeler bulunan sanıkları hukuksuz şekilde yargılıyor, ifade özgürlüğü kapsamına giren açıklamalar ve haberler terör suçları ve ağır para cezalarına mahkûm ediyor. Örneğin, gazetecilerin %60’ına haberleri ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek terörle ilişkili suçlar yönetiliyor, mahkûm edilen gazetecilerin %78’i terörle ilişkili suçlardan ceza alıyor ve takip edilen terörle ilişkilendirilen davaların %74’ünde mesleki faaliyetleri gazeteciler aleyhinde delil olarak kullanılıyor.

Özel olarak belirlenmiş davalar üzerinde yürütülen ayrıntılı ve niteliksel çalışmalar da bu bulguları doğruluyor. Bu kapsamda avukat Aynur Tuncel Yazgan, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldıktan sonra cezanın Yargıtay tarafından bozulması sonrasında yapılan yargılamada  “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan 7 yıl hapse mahkum edilen Ahmet Altan’ın yargılandığı süreci inceliyor. 

“Uzman Raporu: Ahmet Altan ve diğerleri” başlıklı raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Ahmet Altan’ın yanı sıra gazeteciler Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı ile iki diğer sanığın yargılanması sürecindeki ihlallere ışık tutan raporda Yazgan, davayı düşman ceza hukukunun “yeni bir örneği” olarak tanımlıyor. Gözlemciye göre, gazetecilerin iktidara getirdikleri ağır eleştiriler nesnel olarak değerlendirilememiş ve “Ya bizimlesiniz, ya da teröristlerle” yaklaşımından esinlenen yerli bir uygulama ile“daha az yurttaş, daha çok düşman” olarak ölmeye terk edilmişlerdir.

Yazgan, aynı şekilde Yargıtay’ın devam eden incelemesinde suçun unsurlarını ele almakla sınırlı kalmayıp ceza muhakemesine aykırı unsurları değerlendirmesi gerektiğini söylüyor: “Umarız, bu rapordaki görüş ve değerlendirmelerimiz, ‘subliminal’ ya da ‘gerçeküstü’ ya da ‘gerçek dışı’ bulunmaz ve dikkate alınır.”