Basın Özgürlüğü

AİHM kararına rağmen gazeteci Perihan Kaya’ya 11 ay 20 gün hapis cezası

DENİZ TEKİN

Diyarbakır – Gazeteciler başta olmak üzere birçok yurttaşın yargılanmasına, ceza almasına neden olan “cumhurbaşkanına hakaret” suçunun ifade özgürlüğü ihlali olduğu yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ilk ve emsal kararının ardından görülen gazeteci davasında ceza çıktı. Mahkeme, gazeteci Perihan Kaya’ya kendisine ait olduğu iddia edilen hesaptan yapılan bir paylaşım nedeniyle “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Gazeteci Kaya, karara karşı bütün yasal itiraz yollarına başvuracağını belirterek, “ Biz gazeteciler yazmasak, konuşmasak nasıl gazetecilik yapacağız?” diye sordu. 

Türkiye’de ifade özgürlüğü ihlalleri ve eleştiri hakkını kısıtlayan, birçok kişinin tutuklanmasına, yargılanmasına gerekçe oluşturan yasa maddelerinin başında, “cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanununun (TCK) 299. Maddesi geliyor. Aralarında gazeteci, aydın, yazar ve toplumundan her kesiminden insanların bulunduğu binlerce kişi haber yoluyla, sosyal medya üzerinden veya kamuya açık alanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik dile getirdiği eleştiri ve sert sözleri nedeniyle yargılandı.

Bu suçlamayla yargılananlardan birisi olan Vedat Şorli hakkında AİHM, 19 Ekim 2021’de emsal bir karar verdi. AİHM, Facebook’tan paylaştığı bir fotoğraf ve karikatür nedeniyle Şorli’ye “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası verilmesinin “ifade özgürlüğü ihlali” olduğuna hükmetti.  Cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen TCK 299’un Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ifade özgürlüğüyle bağdaşamayacağını vurgulayan AİHM,  “Devlet, cumhurbaşkanının itibarını savunmayı amaçladığında ona özel bir koruma ayrıcalığı geliştiremez” değerlendirmesini yaptı. AİHM, Türkiye’den yasayı mahkeme normlarına uygun şekilde değiştirmesini talep etti. 

Varsayım ile hapis cezası

AİHM’in kararının yayınlanmasının üzerinden üç hafta geçmeden gazeteci Perihan Kaya’nın “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davadan karar çıktı ve mahkeme, Kaya’yı hapis cezasına çarptırdı. 

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, yaptığı “açık kaynak araştırması” sonucu gazeteci Perihan Kaya’nın kullandığına kanaat getirdiği Twitter hesabından 2015 yılında yapılan paylaşımlarda cumhurbaşkanına hakaret edildiğini ileri sürerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu üzerine başlattığı soruşturmayı tamamlayan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Kaya’nın sosyal medya hesabı üzerinden alenen yaptığı paylaşımının “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle Kaya hakkında iddianame hazırladı ve bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep etti. Davada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “müşteki” olarak yer aldı. 

Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davanın 2 Kasım’da görülen karar duruşmasında savunma yapan Kaya’nın avukatı Resul Temur, dava dosyasında sosyal medya hesabının müvekkiline ait olduğunu gösteren kesin bir delil olmadığını belirterek şunları söyledi: “Kolluk makamı, varsayım üzerine hesabın müvekkilime ait olduğu kanaatini oluşturmuştur. Hesabın, telefon ya da IMEI ile doğrulanması söz konusu değildir. Türk Ceza Kanunundaki ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Vedat Şorli kararında görüleceği gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin onuncu maddesine açıkça aykırıdır. Bu nedenle müvekkilimin hakkında beraat kararı verilmesini gerekir” dedi. 

Mahkeme, AİHM’in kararına rağmen gazeteci Perihan Kaya’nın “müşteki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik alenen hakaret suçunu” işlediği iddiasıyla 11 ay 20 hapis cezası verdi. Cezayı erteleyen mahkeme, Kaya’nın bir yıl boyunca denetim altında bulundurulmasına karar verdi. Kaya ve avukatı gerekçeli karar açıklandıktan sonra kararı İstinaf Mahkemesine taşıyacak. 

Kaya: ‘Biz gazeteciler yazmasak, konuşmasak nasıl gazetecilik yapacağız’

AİHM Kararına rağmen hapis cezası aldığı için şaşırmadığını belirten Kaya, “Bu sadece benimle alakalı bir durum değil, birçok davada biz bunu görüyoruz. Ne yazık ki son yıllarda uluslararası sözleşmelerin gerekleri ülkemizde uygulanmıyor” dedi. 

Aldığı cezaya karşı gerekli bütün yasal itiraz yollarına başvuracağını vurgulayan Kaya, “Mesele suçlu olup olmamak değil, mesele bizim her yazdığımızın suç sayılması.  Artık bir şey yazarken ne suç olmayacak diye düşünmeye başlıyoruz, neyi yazsak da dava açılmasın demeye başladık. Bence asıl sorun bu. Yani, sansür ve otosansürün ortaya çıkması. Bu cezalarla şu isteniyor: konuşmayın, yazmayın, görmeyin ya da duymayın. Biz gazeteciler yazmasak, konuşmasak nasıl gazetecilik yapacağız. Yazmak ve konuşmak bizim en doğal hakkımız. Bu anlamda ifade özgürlüğü herkes için olması gereken temel insani bir hak” değerlendirmesini yaptı.