İnsan Hakları

Faili meçhul bırakılan bir cinayet: Kutlu Adalı

UMUT ERGÜVEN

“Kıbrıs’ın Uğur Mumcu’su” olarak bilinen Yenidüzen gazetesi yazarı Kutlu Adalı’yı ölüme götüren süreç, 1996’nın Mart ayında başladı. Magosa kenti yakınlarındaki tarihi Saint Barnabas Manastırı’nda yapılan esrarengiz bir kazı, birdenbire adanın gündemine oturdu. Kutlu Adalı, bu olayın peşine düştü. Araştırmaları nedeniyle sık sık tehdit telefonları alan Adalı, 6 Temmuz 1996 gecesi Lefkoşa’da faili meçhul bir cinayete kurban gitti.

Cinayetten 25 yıl sonra, organize suç örgütü liderliğinden hükümlü Sedat Peker, YouTube üzerinden yaptığı açıklamada, Susurluk hükümlüleri Mehmet Ağar ve Korkut Eken’i suçladı. Peker’in açıklamalarından sonra Kutlu Adalı suikastinin aydınlatılmasına ilişkin beklentiler ortaya çıksa da bir ilerleme kaydedilemedi.

Sivil Savunma’dan açılan telefon

Adalı, suikaste kurban gitmeden birkaç hafta önce, Sivil Savunma Dairesi Başkanı Galip Mendi tarafından arandı. İddialara göre Mendi, Adalı’yı ölümle tehdit etmişti. Cinayet gecesi sadece Adalı’nın öldürüldüğü sokaktaki elektriklerin kesilmesi ve kesilen elektriklerin Sivil Savunma Dairesi’ne bağlı olması da kuşkuları artırıyordu. Mendi ise Adalı’yı aradığını kabul etmekle birlikte, tehdit ettiği iddialarını reddetti.

Suikastten sonra gelen telefon

Suikastten kısa bir süre sonra Adalı’nın eşi İlkay Adalı’yı arayan kimliği belirsiz biri, cinayeti Sivil Savunma Dairesinden Hüseyin Demirci’nin işlediğini, Demirci’yi ise Albay Orhan Ceylan’ın azmettirdiğini söyledi. Bu gelişme üzerine Demirci gözaltına alındı, ancak cinayet gecesi iki polis şefiyle Lefkoşa’nın dışında olduğunu ispatlayınca serbest bırakıldı. Albay Ceylan’ın da cinayetle bağı tespit edilemedi.

2003 yılında Aktüel dergisinden Bülent Orakoğlu’na açıklamalarda bulunan İlkay Adalı ise, cinayeti Hüseyin Demirci’nin işlediğinden emin olduğunu, Demirci’nin “Kutlu Adalı’yı öldürdüm. Beni de öldürecekler” diye feryat ettiğine dair duyumlar edindiğini söyledi.

Susurluk’a çıkan yollar

Kutlu Adalı cinayetinden dört ay sonra Türkiye, “Susurluk Skandalı” ile çalkalandı. Balıkesir’in Susurluk ilçesinde yaşanan trafik kazasında, bir otomobilin içinden milletvekili ve korucubaşı Sedat Bucak, mafya lideri Abdullah Çatlı ve polis şefi Hüseyin Kocadağ’ın birlikte çıkması, Türkiye’de olduğu kadar Kıbrıs’ta da yankı buldu. Abdullah Çatlı’nın cinayetten hemen önce sahte bir isimle Kuzey Kıbrıs’a geldiği, cinayet gecesi tetiği çekenlerden birisi olduğu, cinayetten kısa bir süre sonra adayı terk ettiği iddiaları, Kuzey Kıbrıs’ta uzun süre konuşuldu. 

Adalı’nın eşi İlkay Adalı, bu iddialara ilişkin araştırma yapmak istediklerinde karşılarına çeşitli engeller çıkarıldığını, bu yüzden araştırmalarının sonuçsuz kaldığını söyledi.

Suikasta ilişkin soruşturma dosyası, failin bulunmadığı gerekçesiyle 1998 yılının Ekim ayında rafa kaldırıldı. Kutlu Adalı suikastine ilişkin soruşturmayı yürüten ve soruşturmanın rafa kaldırılmasına ilişkin kararda imzası bulunan Ahmet Soyalan ise, günümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Polis Genel Müdürü olarak görev yapıyor.

Denktaş’ın tehdidi, Talat’ın baskısı

Adalı ailesi, soruşturmanın rafa kaldırılması üzerine, etkili bir soruşturma yürütülmediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuruda bulundu. İlkay Adalı, bir dönem eşi ile yakın arkadaş olan dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, Adalı ailesine davadan vazgeçmeleri için baskı yaptığını, kızı İl Adalı’yı “Bir daha burada iş bulamazsın” sözleriyle tehdit ettiğini söyledi. Nitekim, davanın açılmasından bir süre sonra, İl Adalı’nın çalıştığı işyerinden kovulduğu ortaya çıktı.

İlkay Adalı, davadan caymaları için sadece Denktaş’ın değil, dönemin Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın da kendilerine ciddi bir baskı yaptığını söyledi.

AİHM’deki süreç, 30 Mart 2005’te sonuçlandı. AİHM, Kutlu Adalı cinayetine ilişkin etkin soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle Türkiye’yi Adalı ailesine 20.000 Euro tazminat ödemeye mahkum etti. AİHM ayrıca, Türkiye’nin mahkeme masrafları ve aile avukatlarının ücreti için 82.236 Euro ödemesine de karar verdi.

Peker’in iddiaları

Peker, Kutlu Adalı cinayetine ilişkin 2021 Mayısında yaptığı açıklamalarda, Susurluk Davası hükümlülerinden eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar ve emekli yarbay Korkut Eken’i suçladı. Kardeşi Atilla Peker’in Kutlu Adalı suikasti için Korkut Eken ile birlikte Kıbrıs’a gittiğini söyleyen Sedat Peker, ikilinin suikasti gerçekleştiremeden döndüğünü, daha sonra başka bir ekibin suikasti gerçekleştirdiğini söyledi.

Peker’in açıklamalarından kısa bir süre sonra, 23 Mayıs’ta Atilla Peker ve koruması Yunus Olcay, Muğla’nın Fethiye ilçesindeki bir yol kontrolünde “Pandemi kurallarını ihlal etmek” suçlamasıyla gözaltına alındılar. Her iki isim de, iki günlük gözaltı süresinin ardından 6300 TL para cezası verilerek ve adli kontrol kararı alınarak serbest bırakıldı.

Atilla Peker, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e verdiği röportajda, Fethiye Cumhuriyet Savcılığına Kutlu Adalı cinayetine ilişkin ifade vermek istediğini, ancak bu talebinin kabul edilmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmek üzere müracaat savcısına dilekçe yazıp verdiğini söyledi. Atilla Peker, verdiği dilekçede, Sedat Peker’in iddialarını doğruladı. Bir yaralama olayı nedeniyle İstanbul Paşakapısı Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada Sedat Peker ve Korkut Eken’in kendisini ziyarete geldiğini söyleyen Atilla Peker, Eken’in Kutlu Adalı cinayetini kast ederek “Atillacığım, o iş halloldu, biliyor musun” dediğini aktardı.

Susurluk Davası hükümlüsü, emekli yarbay Korkut Eken ise, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e verdiği röportajda, Peker ile Kıbrıs’a gittiğini doğrulasa da, Adalı’yı tanımadığını ve öldürülmesiyle ilgisinin olmadığını söyledi.

25 yıl sonra gelen fırsat harcandı

Sedat Peker ve kardeşi Atilla Peker’in açıklamaları, faili meçhul kalan bu suikastin aydınlatılması için önemli bir fırsat yarattı. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Polis Genel Müdürü Soyalan ile görüşerek, cinayetin aydınlatılması için gerekli çalışmanın yürütüleceğini söyledi. KKTC Cumhuriyet Meclisinde de bir araştırma komisyonu kurulması kararı alındı. Ancak, iktidar ve muhalefet partileri arasındaki anlaşmazlık yüzünden araştırma komisyonu kurulamadı.

Türkiye’de ise iddialara ilişkin bir soruşturma açılmadı. Sanıkları arasında Mehmet Ağar ve Korkut Eken’in de bulunduğu “Ankara Faili Meçhul Cinayetler” davasında ise müdahil avukatların Adalı suikastine ilişkin dosyanın KKTC’den istenmesine yönelik talepleri reddedildi.