Basın Özgürlüğü

Gazeteci Abdurrahman Gök: Bu davanın amacı, Kurkut cinayeti nedeniyle benden intikam almaktır

DENİZ TEKİN*

Bu davanın başından beri belirttiğim gibi; burada yargılanan ben değilim, gazeteciliğimdir. Kemal Kurkut’u öldüren polis veya polisler aklandılar. Kamuoyuna yalan beyanda bulunan Emniyet Müdürlüğü ve Diyarbakır Valiliği hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. Burada sırf bu cinayeti belgelediğim için ben mi cezalandırılmak isteniyorum?

Ağır ceza mahkemesi salonunda yankılanan bu sözler, “canlı bomba” olduğu iddia edilen Kemal Kurkut cinayetini çektiği sekiz fotoğraf karesiyle bütün gerçekliğiyle hepimize gösteren gazeteci Abdurrahman Gök’e ait. Gök, polislerin diğer gazetecilerin makinelerinden silmek için anında müdahale ettiği o kareleri çektiğini günden itibaren sistematik bir yargısal tacize maruz kaldı. Takip edildi, evine iki defa baskın yapıldı, hakkında üç soruşturma açıldı, takipsizlik kararı aldı,  bir davadan beraat etti. Üstüne, Gök’ün çalıştığı ajans KHK ile kapatıldı. Son olarak haber kaynakları ve meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, savaş muhabiri olarak gittiği Suriye’de çektiği fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, gizli tanık ifadesi ve yaptığı haberler gerekçe gösterilerek Gök hakkında iki ayrı iddianame hazırlandı. Açılan davada Gök, “örgüt üyesi olmak” ve iki kez de “örgüt propagandası yapmak” ile suçlamalarıyla 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Gök hakkında dava açılırken Kemal Kurkut’u “kasten öldürmek” suçlamasıyla yargılanan sanık polis memuru Y.Ş. beraat etti. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde 23 Şubat 2021’de başlayan ve bugüne kadar beş duruşması görülen davada, 30 Haziran günü karar çıkması bekleniyor.  16 ayı aşkın süren yargılamada her duruşmaya gelen Gök, savunmalarında bu davada gazeteciliğin yargılandığını defalarca söyledi. Firar mahlaslı gizli tanık, soruşturma aşamasında verdiği ifadeden bir adım daha ileri giderek Kurkut’un “örgüt üyesi olduğunu” ve Gök’ün “örgüt talimatıyla” cinayet fotoğraflarını çektiğini iddia etti.  Yargılama devam ettiği sırada mahkeme, iddianameye dahil edilmeyen beş sosyal medya paylaşımını gerekçe göstererek Gök hakkında suç duyurusunda bulundu. Mahkemenin suç duyurusu üzerine Gök hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçundan bir iddianame daha hazırlanarak, dava dosyasıyla birleştirildi. Gök’ün savunmasını dahi dinlemeden esas hakkındaki mütalaasını hazırlayan duruşma savcısı, Gök’ün “zincirleme örgüt propagandası yapmak” suçundan cezalandırılmasını, “örgüte üye olma” suçu yönünden hakkında beraat kararı verilmesini istedi. 

Perşembe günü karar çıkması beklenen dava öncesinde gazeteci Abdurrahman Gök ve avukatı Resul Temur, davanın soruşturması ve yargılama sürecinde yaşananlara ilişkin MLSA’ya değerlendirmelerde bulundu. 

Gazeteci Gök: Hakkımda açılan soruşturma nasıl bir yargılamayla karşılaşacağımın göstergesiydi

Gazeteci Abdurrahman Gök, hakkında açılan soruşturmanın adil yargılanma hakkı ihlalleri ile dolu yargılamanın habercisi olduğunu söyledi. Gök, “Yaptığım haberler, haber merkezim ile yaptığım telefon görüşmeleri, gazeteciler ile haberler üzerine yaptığımız telefon konuşmaları, çatışmalı alanlarda yaptığım haber ve fotoğrafları sosyal medya hesaplarımdan paylaşmak dışında ‘delil’ diye hiçbir şey yoktu dosyada. İki yılı aşkın süreden sonra iddianame hazırlanınca da soruşturma aşamasında sorulan sorulardan ve ‘delil’ diye önüme çıkarılan mevzulardan ileriye gidilmediğini gördüm” dedi. 

Gök, çektiği fotoğraf kareleriyle ortaya çıkardığı Kurkut cinayeti nedeniyle müebbet hapis istemiyle yargılanan polis hakkında beraat kararı verilmeden iki hafta önce kendisi hakkında bu davanın açılmasının, neden yargılandığının bir özeti olduğunu vurguladı: “İlk günden beri karşılaştığım baskıların Kemal Kurkut’un fotoğraflarını yayınlamam yüzünden olduğunun adeta kanıtıydı. Nitekim yargılama sürecinde de Kemal Kurkut ile ilgili paylaşımların ve gizli tanığın ‘Kemal Kurkut örgüt üyesiydi, Gök de onun fotoğraflarını örgüt talimatıyla çekti’ şeklindeki ifadesi hukuksuz sürecin geldiği noktayı gösterdi.” 

‘Savunma yapacağım bilinmesine rağmen savcı mütalaasını hazır şekilde duruşmaya geldi’ 

Davanın yargılama sürecinde hakkındaki suçlamaları destekleyecek tek bir delil ve dayanak olmadığı ortaya çıkınca dava dosyasından başka bir dava daha yaratıldığını hatırlatan Gök, “Neymiş sosyal medya hesabımdan paylaştığım kimi fotoğraflar varmış ve bunlar dosyada unutulmuş. Paylaştığım fotoğraflar deyince benim DAİŞ’ın başkenti Rakka’ya yönelik operasyonlarda yaptığım haberlerin fotoğrafları ve yine Kobanê savaşı sürecinde Kobanê’den geçtiğim haberlerin fotoğrafları. Aslında bu fotoğraflar gözaltında da bana gösterildi ve ben her şeyi en küçük detayına kadar anlatmıştım. Ama gelin görün ki mahkeme bunları gerekçe göstererek yeni bir dava açılması için hakkımda suç duyurusunda bulundu. Hazırlanan iddianame dava dosyasıyla birleştirildi. Son duruşmada yeni açılan davaya karşı savunma yapacağım bilinmesine rağmen savcı mütalaasını hazırlamış vaziyette duruşmaya geldi. Ben dört sayfalık bir savunma yaptım. Savcı savunmamı dinledi mi dinlemedi mi bilemem ama daha önce hazırladığı mütalaayı mahkemeye sunarak ‘propaganda’ suçundan cezalandırılmamı talep etti. Savunmamda da belirttiğim gibi bu davanın özeti şudur: Kemal Kurkut’un fotoğraflarını yayınlayarak, devleti suçüstü yakaladığım için ‘hukuk’ maskesi altında devlet adına benden intikam alınmaya çalışılıyor” tespitinde bulundu.

‘Kurkut cinayeti fotoğraflarını ortadan kaldırmak için evine baskın yapıldığını düşünüyoruz’ 

Avukat Resul Temur da Gök’ün gazetecilik faaliyeti nedeniyle yargılandığı bu davanın perde arkasında Gök’ün çektiği Kemal Kurkut cinayeti fotoğrafları olduğuna işaret etti. Temur, Gök’ün Kurkut cinayeti fotoğraflarını çekmesinden önce de yargısal tacizi maruz kaldığını ancak bu fotoğraflar yayınlandıktan bu baskıların arttığını paylaştı. 

Gazeteci Gök’ün çektiği fotoğraflarla herkesin Kemal Kurkut cinayetinin iç yüzünü ve gerçekleri öğrendiğini hatırlatan Temur, “Gazetecilik faaliyetinin ve basının değerini en çok hissettiğimiz anlardan biriydi bu. Kemal Kurkut cinayetini fotoğraflayıp tarihe cinayetin kendisini kayıt düştükten kısa bir süre sonra evde olmadığı sırada evi basılarak evinde arama gerçekleştirildi. Arama sonrasında gazeteci Abdurrahman Gök ifadeye çağrılmadı ve hakkında bir soruşturma da açılmadı. Neye istinaden arama yapıldığını hiçbir zaman öğrenemedik. Tahminimiz, arama ile birlikte görüntülerin ham hallerine ulaşıp olası bir yargılamada bu delilleri devre dışı bırakmayı amaçlamaktaydılar. Abdurrahman Gök’ün evde bulunmaması ve fotoğrafların ham hallerinin evde olmaması sebebi ile bu fotoğraflar ortadan kaldırılamadı” dedi. 

‘Gizli tanık ifadesiyle Abdurrahman’ın Kemal Kurkut tanıklığı unutturulmaya çalışıldı’

Temur, davanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında verdiği beyanlarda gazeteci Abdurrahman Gök’ün Kurkut cinayeti fotoğraflarını “Kandil’den aldığı talimatla” çektiği iddiasında bulunan “Sabır” mahlaslı gizli tanığın gazetecilerin yargılandığı davalarda kullanılan, “özel” bir tanık olduğuna dikkat çekti.  Temur, kendilerinin de hazır olduğu bir duruşmada gizli tanığın ifadesinin alınması yönündeki taleplerine rağmen tanığın ifadesinin talimat yoluyla alındığını anımsattı. Gizli tanığın davanın asıl amacına hizmet edecek şekilde Gök’ün, Kurkut cinayeti fotoğraflarını “örgüt talimatı” ile çektiği şeklinde ifade verdiğini belirten Temur, davanın en başından itibaren gizli tanığın beyanlarının yönlendirilmiş olduğuna dikkat çekti. Gizli tanığın hiçbir beyanında yer, zaman, kişi, olay bağlamında ortaya somut örgü koyamadığını söyleyen Temur, gizli tanık ifadeleri ile Abdurrahman Gök’ün örgüt üyesi şeklinde gösterilmeye çalışılarak Gök’ün Kemal Kurkut tanıklığı unutturulmaya çalışılmaktadır” diye belirtti. 

‘Abdurrahman Gök hakkında ceza verilemeyeceği kanısı oluşunca…’

Soruşturma aşamasında savcının suç olarak görmediği Gök’ün sosyal medya paylaşımlarının, kovuşturma aşamasında “suç delili” olarak kabul edilerek hakkında yeni bir dava açılmasını da değerlendiren Temur, “ Yargılama boyunca gazeteci kimliği ile yaptığı tüm gazetecilik faaliyetlerini, sahiplenerek izah eden Abdurrahman Gök hakkında ceza verilemeyeceği kanısı oluşunca dosya kapsamında yer alan başka sosyal medya hesaplarındaki fotoğraflar üzerinden cezalandırılması yönünde hazırlık yapılmıştır. İddianame savcısının suç unsuru olarak değerlendirmediği görseller, duruşma savcısı tarafından suç kapsamında değerlendirilmiş ve bu görseller hakkında yeni suç duyurusunda bulunulmuştur. Yeni iddianamede ‘suç delili’ olarak sanatçı Yeşim Şahin’in 21 Mart 2017’de Diyarbakır’da polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut’a ilişkin ‘Yara’ başlığıyla kaleme aldığı bir yazının olduğu tweet, Kobanê’de yaşanan savaşta yer alan ve örgütsel bağı bulunmayan sivil insanların fotoğrafları, röportaj yaptığı Kobanêli silahlı yurttaş olan Osman Hemed’e ilişkin paylaştığı görsel, 28 Arap aşiretinin liderlerinin katıldığı Heci Eli köyündeki toplantıya ait fotoğraf ve Kobanê’de çektiği dolunay fotoğrafı… Buradaki temel amaç, sosyal medya hesaplarındaki fotoğraf, görüntü ve haberler ile Abdurrahman Gök’ü cezalandırıp akabinde ‘gazetecilik faaliyetinden kaynaklı cezalandırmadık’ diyebilmektir. Oysa ikinci iddianameye konu tüm paylaşımlar gazetecilik faaliyeti kapsamında yapılmış paylaşımlardır” dedi.

‘Bu yargılamadaki temel amaç, Kürt basının faaliyetlerini yargı onayıyla kriminalize etmektir’

Gazeteci Gök’ün yaklaşık bir buçuk yıldır süren yargılamasında etkili, tarafsız bir yargılama yapılıp yapılmadığına dair soruya dair Av. Temur şu cevabı verdi: “Abdurrahman Gök’ün evindeki ilk aramada fotoğrafların aranması ve sonrasında buna ilişkin işlem yapılmamasına rağmen içeriğinden emniyet içerisinden yapıldığı herkes tarafından tahmin edilebilecek bir ihbara dayanılarak Gök’ün gözaltına alınması; gizli tanığın beyanlarına ilişkin doğruluğun sorgulanmaması; gizli tanığın beyanlarındaki odağı Kemal Kurkut cinayetine kaydırması; telefon görüşmesi yaptığı kişilerin numaraları ve isimlerinin bilinmesine rağmen bu kişilerin tanıklığına başvurulmadan bu görüşmelerin örgütsel ilişki kapsamında değerlendirilmesi; Abdurrahman Gök’ün gazeteci kimliğinin bilinmesine rağmen yaptığı haberler, mesleki faaliyete ilişkin görüşmeleri ve paylaşımlarının suç kapsamında değerlendirilmesi yargılamanın sonuçtan bağımsız olarak adil ve tarafsız gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır. Buradaki temel yargılama mantığı ve amacı, Kürt basınına ve Kürt gazetecilere yönelik, son günlerde tutuklanan 16 Kürt gazetecisi örneğinde de görüldüğü gibi ‘Basın yayın faaliyeti adı altında örgütsel faaliyet yürütmek’ iddiasını resmi makamların onayına ve kararına açmaktır.” 

Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş, MLSA’ya atıf ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.