Dava İzlemeİfade Özgürlüğü

Gazeteci Deniz Yücel savcıya hakaret davasında savunma yaptı

Die Welt muhabiri gazeteci Deniz Yücel’in 20 Şubat 2019 tarihinde yaptığı bir Twitter paylaşımında dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Vekili Hasan Yılmaz’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada Berlin’deki bir mahkemede istinabe yoluyla savunma sundu.

Yücel hakkında “kamu görevlisine alenen hakaret” suçlamasıyla hazırlanan iddianame 10 Mayıs 2019 tarihinde kabul edildi. İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinde devam eden davanın 13 Ekim 2020 tarihinde görülen üçüncü duruşmasında Yücel’in savunmasının istinabe yoluyla Almanya’da alınmasına karar verilmişti.

Yücel, dosya kapsamındaki savunmasını 28 Haziran günü Amtsgericht Berlin-Tiergarten Mahkemesinde verdi. Yücel’in avukatı Veysel Ok da duruşma salonunda hazır bulundu.

Savunmasında Hasan Yılmaz’ın kendisinin bir yıl iddianamesiz hapiste tutulmasına neden olduğunu hatırlatan Yücel, en sonunda hazırlanan ve kendisine “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” ile “örgüt propagandası” suçlamaları yöneltilen iddianamenin ise hukuki hatalar ve yanlış çevirilerle dolu olduğunu vurguladı.

Yücel ifadesinde, “Yılmaz’ın şikâyetçi olduğu ‘Çağlayan’ın en salak savcısı’ ibaresi bana ait değildir. Dava konusu Twitter paylaşımımda (ve başka yerlerde) anlattığım gibi, bu tespiti Çağlayan yargı alemini yakından tanıyan birinden duydum ve duyduğumda itiraz etmedim” dedi.

Gazeteci Yücel ayrıca Yılmaz için üçüncü kişilerce kullanılan “salak” sözcüğünün Türk Dil Kurumu (TDK) tanımına göre hakaret oluşturmadığını savundu. Kendisi hakkında Yılmaz tarafından hazırlanan iddianamenin hukuku ve yargıyı aşağıladığını belirten Yücel, Anayasa Mahkemesi’nin kendisinin bireysel başvurusuna istinaden verdiği kararın da bunu doğruladığını belirtti. Yüksek Mahkeme, Yücel’in bir yıl süren tutukluğunda kişi güvenliği ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine karar vermişti.

“Yılmaz iktidarın kullanışlı aracı olduğunu ispatlamıştır”

Yücel savunmasında, “Hasan Yılmaz, ben ve Osman Kavala hakkında hazırladığı iddianamelerle iktidarın kullanışlı aracı olduğunu ispatlamıştır,” diye konuştu.

Üç yılı aşkın süredir tutuklu olan iş insanı Osman Kavala’nın 15 Temmuz darbe girişimini düzenlediği iddiasıyla siyasi casuslukla suçlandığı dosyanın iddianamesini de Yılmaz yazmıştı. Yılmaz, Kavala hakkında hazırladığı iddianamenin kabulünden yalnızca bir hafta sonra, 16 Ekim 2020 tarihinde Adalet Bakan Yardımcılığı görevine atandı.

Yücel, savunmasına delil olarak Yılmaz’ın kendisi ve Osman Kavala hakkında hazırladığı iki iddianameyi mahkemeye sundu.

Tahliye sonrası yeni davalar açıldı 

En son olarak Yücel’e TCK‘nin 301. maddesi uyarınca “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçundan 2 yıla kadar hapis istemiyle 12 Mayıs 2021 tarihinde bir dava daha açıldı.

Yücel, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 14 Şubat 2017’de gözaltına alınmış ve 27 Şubat 2017’de çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmıştı.

Yaklaşık 1 yıl tutuklu kalan Yücel hakkında savcılık, “PKK terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından 4 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açmıştı. İddianameyi kabul eden İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi, tensiple birlikte 16 Şubat 2018’de Yücel’in tahliyesine karar vermişti.

Deniz Yücel’in tutukluluğu Türk-Alman ilişkilerinde gerilime yol açmış, Yücel Almanya’nın diplomatik girişimleri sonucu tahliye edildikten sonra Almanya’ya dönmüştü.

Yargılaması devam eden Yücel, 16 Temmuz Perşembe günü İstanbul 32’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” ile “FETÖ/PDY silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarından beraat ederken, “PKK terör örgütünün propagandasını yapmak” suçlamasından 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Savcılık daha “halkı ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamasından verilen beraat kararına itiraz etmişti.