Dava İzleme

Gazeteci Kenan Kırkaya’ya 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası

Ankara – Yeni Yaşam gazetesi yazarı, gazeteci Kenan Kırkaya, Ankara’da yargılandığı davada “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin polisin sanal ortamda araştırma yapma yetkisini iptal etmesine karşın, olaydaki polis araştırma tutanağını polisin “istihbarat toplama yetkisine” dayandırdı. Bu durum, istihbari bilgilerin mahkemelerde delil olarak kullanılamayacağına ilişkin hukuk kuralıyla çelişti.  

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Kenan Kırkaya hakkında Facebook hesabında yazdığı iddia edilen bazı yazılar ile Suriye paylaşımlarına ilişkin dava açtı. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren yargılamada savunma yapan Kırkaya, söz konusu paylaşımların kendisine ait olmadığını, hesabının cezaevindeyken ele geçirilmiş olduğunu kaydetti

Akit’in yaptığı paylaşımlardan sonra hakkında dava açıldığını belirten Kırkaya, şahsına karşı yaptığı işten dolayı, muhalif kimliği nedeniyle sistematik olarak saldırı yapıldığını kaydetti. 

Avukat Nuray Özdoğan ise soruşturma aşamasında hukuka aykırılıklar yapıldığını kaydetmiş, ev arama ve sosyal medya araştırma tutanağının hukuka aykırı düzenlendiğini vurgulamıştı. Anayasa Mahkemesi’nin polise sanal ortamda takip yetkisi veren düzenlemeyi iptal ettiğini anımsatan Özdoğan, AYM’nin gerekçeli kararının yayımlanmasının beklenmesini talep etmişti.

Pandemi sürecinde ceza

Mahkeme, 6 Temmuz 2020 tarihinde görülen duruşmada son kararını açıkladı. Kırkaya’yı “PKK/YPG/PYD silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptıran mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve Kırkaya’nın 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmetti. 

‘İstihbari bilgi’ gazeteciye karşı delil

Mahkeme, gerekçeli kararını ise adli tatil sonrasında açıkladı. Anayasa Mahkemesi’nin 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyat Kanunu’nun (PVSK) EK-6 maddesinin 18. fıkrasındaki “Polis, sanal ortamda işlenen suçlarda, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının tespiti amacıyla, internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmaya, sanal ortamda araştırma yapmaya yetkilidir. Erişim sağlayıcıları, yer sağlayıcıları ve içerik sağlayıcıları talep edilen bu bilgileri kolluğun bu suçlarla mücadele için oluşturduğu birimine bildirir” şeklindeki düzenlemeyi iptal ettiği, bu nedenle polisin araştırma tutanağının hukuksuz hale geldiği savunmasını kabul etmeyen mahkeme, şu değerlendirmede bulundu:

“İptal edilen kanun hükmünün somut olayda uygulanmadığı, zira yetkili mahkemenin tayini için kolluk tarafından yapılmış bir araştırma bulunmadığı, ayrıca yine kolluk görevlilerinin sanığın kimliğini tespit etmek için erişim sağlayıcı, yer sağlayıcı veya içerik sağlayıcılardan bilgi temin etmedikleri, suç konusu paylaşımların sanığa ait olduğunun internetten açık kaynak araştırması yapılarak tespit edildiği, diğer bir ifade ile herkesin internetten erişebileceği, özel hayata müdahale oluşturmayan bilgilere ulaşarak sanığın kimliğinin tespit edildiği, sanığın gazeteci olduğu dikkate alındığında internet üzerinden kimliğine dair bilgi temin edilebilmesinin mümkün olduğu, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin kararı ile iptal edilen hüküm kapsamında bir yöntemin kullanılmadığı… Kaldı ki kolluğun 02/10/2018 tarihinde 2559 sayılı PVSK’nın EK-7 maddesinde ‘Polis, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde ve ‘sanal ortamda’ istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu amaçla bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya kullanma alanına ulaştırır. Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar.’ şeklindeki düzenleme kapsamında araştırma yapma yetkisinin bulunduğu, somut olayda da bu yetki kapsamında araştırma yapıldığı, böylelikle soruşturma usulü açısından kanuna aykırılığın olmadığı kanaatine varılmıştır.”  

Kenan Kırkaya’nın “hesabım çalındı” savunmasını dikkate almayan mahkeme, esasa ilişkin ise şu gerekçeyi yazdı:

“Sanığın kullanmış olduğu Facebook hesabı üzerinden paylaşmış olduğu YPG’nin PKK/KCK Silahlı Terör Örgütünün Suriye ülkesindeki uzantısı olduğunun, yine PKK/YPG Silahlı terör örgütünün Suriye ülkesinin Kuzeyinde bir kısım toprağı işgal etmesinin Rojava Devrimi olarak ifade edildiğinin bilindiği, sanığın paylaşımlarının PKK/YPG/PYD Silahlı terör örgütünü, örgütün ülkemizde ve Suriye ülkesinin kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Güvenlik unsurları, vatandaşlarımız ve Suriye halkına karşı kalkıştığı şiddet içeren yöntemlerini övücü, bunları meşru gösterici ve örgütün şiddet içeren yöntemlerine teşvik edici nitelik arz ettiğinin açık olduğu anlaşılmıştır. Sanığın örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek ifadelerin sınırlanmasında ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi için zorunluluk bulunduğu tartışmasız bir gerçektir. Dolayısıyla herhangi bir siyasi görüş açıklaması niteliği bulunmayan yargılama konusu ifadelerin müeyyide altına alınmasında da demokratik toplum düzeninin korunması için zorunluluk bulunduğu anlaşılmış, sanık Kenan Kırkaya’nın zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği yönünde mahkememizde vicdani kanaat oluşmuştur.”