Basın Özgürlüğü

Haber takibi sırasında gözaltına alınan gazeteci Ali Arslan Dadük’e hapis cezası

FATMA SARIKAYA

Hatay – Suruç Katliamında yaşamını yitiren Okan Pirinç’in anmasını takip ettiği sırada gözaltına alınan gazeteci Ali Arslan Dadük’ün tutuksuz yargılandığı davanın 12 Kasım 2021’de görülen karar duruşmasında mahkeme,  “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama” ve “görevi yaptırmamak için direnme” suçlarından Dadük’e 10 ay hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasını geriye bıraktı. 

21 Temmuz 2015`te Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Hancağız Mahallesinde bulunan mezarlıkta toprağa verilen Pirinç’in ölümünün yedinci gününde Samandağ’da yapılan anmaya jandarma ekipleri tarafından müdahale edildi. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı müdahale sırasında anmayı takip eden Samandağ Sovtna gazetesi İmtiyaz Sahibi Ali Arslan Dadük, ters kelepçe ile  gözaltına alındı. Arslan, jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli mercilerce serbest bırakıldı. 

Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı, Arslan ve gözaltına alınan diğer 27 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama ve görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yürütülen soruşturma, 2017 yılında davaya dönüştü. Savcılık tarafından “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama ve görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla hazırlanan iddianame, Samandağ Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve Arslan ile birlikte 28 kişi hakkında dava açıldı. 

‘Baskıcı politikalar bizi yıldıramaz’

Kendisine verilen hapis cezasına tepki gösteren Dadük, müdahale sırasında mesleğini yerine getirdiği için ters kelepçe ile gözaltına alındığını ve akabinde çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldığını söyledi.  Arslan, “2015 yılında Suruç’ta düzenlenen terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden Samandağlı Okan Pirinç’in yedinci gün anmasında çıkan olayları takip etmek için bir basın mensubu olarak görevimi yapmak üzere, Tomruksuyu Mahallesi’ne doğru hareket ettim. Geldiğim sırada olaylar başlamıştı. Ben de olayları fotoğraflarken üzerime yürüyen bir asker, ‘Şimdi asker şiddet uyguladı diye haber yapacaksın ha!’ dedi ve birkaç asker ile birlikte ters kelepçe uygulayarak beni gözaltına aldı” diyerek yaşadıklarını anlattı. 

Arslan, “28 kişinin yargılandığı dosyada sekiz kişi aynı cezaya mahkum edildi. Dava dosyasına basın kartımı sunmamıza, basın mensubu olduğum resmi bir şekilde bilinmesine rağmen alınan bu karar bir kez daha bu ülkedeki baskıcı yönetimin ülkeyi getirdiği son noktayı gözler önüne sermiştir. Bir hakim nasıl olur da önündeki basın kartına rağmen böyle bir karar alabilir? Ayrıca dönemin kaymakamı beni aramış yaşananlardan dolayı üzüntü duyduğunu ifade etmiş, böyle bir şeyin bir daha yaşanmayacağını belirtmişti. Peki ya bu karar neye göre alınmıştır? Şunu unutmayın ki biz onurlu basın emekçileri olarak sizin verdiğiniz bu cezalar karşısında asla boyun eğmeyeceğiz! Ne faşizmin zulmü, ne demir parmaklıklar ne de bu iktidarın baskıcı politikaları bizi yıldıramaz. Halkın haber alma özgürlüğünü asla kısıtlayamazsınız! Gerekirse Hz.Hüseyin gibi Kerbela çöllerinde aç, susuz kalırız ama yinede sizin hukuksuz yargılamalarınız karşısında geri adım atmayız. Bizi öldürmeyen darbe güçlendirir. Özgür Basın Susturulamaz! Baskılar bizi yıldıramaz!” dedi.