Basın Özgürlüğü

‘Helikopter işkencesi’ davasında ceza alan Nazan Sala: Herkesin beraatine göz yummazlardı

ŞENOL BALI

Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Adnan Bilen, Cemil Uğur, Zeynep Durgut; Jinnews muhabiri Şehriban Abi ve serbest gazeteci Nazan Sala, “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasıyla bir yılı aşkın süredir yargılandıkları davada beraat etti. Gazetecilerden Sala,  “örgüt propagandası” suçlamasından 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

“Helikopter işkencesi” davası olarak bilinen davada “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasına ek olarak kendisine “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması da yöneltilen ve bu suçlamayla 15 yıl önceki bir soruşturmaya dayanarak hakkında ek iddianame hazırlanan gazeteci Nazan Sala, davada ceza verilen tek gazeteci oldu. Sala’ya verilen cezaya, 2014 yılında başkası tarafından sosyal medya ağı Facebook’ta  paylaşılan bir videoda etiketlenmesi gerekçe gösterildi. Mahkeme, Sala hakkında 2007 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve Sala’nın ifadeye dahi çağrılmadığı soruşturmaya dayanarak apar topar hazırlanan ve Sala’nın Roj TV’ye haber geçmesinin “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasına delil gösterildiği iddianameyi dikkate almadı. Sala, yargılama boyunca kendisine verilen cezanın alt yapısının oluşturulmak istendiğini söyledi. Sala’nın avukatlarından Ekin Yeter, “Kendisine ait olmayan bir paylaşımdan dolayı müvekkilimin ceza alması ve özellikle de bir gazetecinin kendisine dahi ait olmayan bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle ceza alması hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmıyor’’ ifadelerini kullanırken  MLSA Eş Direktörü Av. Veysel Ok ise Sala’ya verilen ceza kararını Anayasa Mahkemesine taşıyacaklarını belirtti.

Nazan Sala: Bu davada fatura birilerine kesilmeliydi

Gazeteci Nazan Sala, davanın en başından beri hukuki dayanaktan yoksun olduğuna dikkat çekerek mahkemenin verdiği beraat kararının gecikmiş bir karar olduğunu söyledi. Sala, buna rağmen meslektaşları Adnan Bilen ve Cemil Uğur’un da belirttiği gibi öç alma gayesiyle yürütülen bu davada herkesin beraat etmesine müsaade edilmeyeceğinin davanın başından itibaren belli olduğunu söyledi: “‘Helikopter işkencesi’ davası olarak bilinen bu davada yargılanan gazetecilerin hepsinin beraat etmesine göz yumulamazdı. Davadan ceza çıkması ihtimali en başından kuvvetliydi. Fatura birilerine kesilmeliydi ve bu yüzden dosya, benim aleyhime ağırlaştırılmaya çalışıldı.”

15 yıl önce yürütülen ve kendisinin ifadeye dahi çağrılmadığı soruşturmanın devam eden yargılama ile birleştirilmesinin tam olarak bu amaçla yapıdığını söyleyen Sala, “Aldığım cezanın alt yapısı böyle oluşturuldu. 2007 yılında bir TV yayınına bağlanmıştım, 2013 yılında kapatılan bu televizyon kanalı hakkında başlatılan soruşturmada beni kanal çalışanı gibi göstermişler. Ancak, o süreçte üniversite öğrencisiydim ve kentte serbest gazetecilik yapıyordum. Herhangi bir basın kuruluşu ile resmi bir bağlantım yoktu.Bunu, 15 yıl sonra önüme çıkardılar.”  Söz konusu yıllarda birçok basın kuruluşu için haber hazırladığını ve aralarında TRT’nin de olduğu farklı kanallara bağlandığını dile getiren Sala, “Bir gazeteciye neden bu yayın kurumuna bağlanıp haber aktarıyorsun demek gibi bir saçmalık olabilir mi? Hangi haberi aktardığım bile belirtilmemiş. Herhangi bir belge ve belgeye dayalı tespit yok. Ortada sadece bir niyet okuma var.”

Aldığı cezanın dayandırıldığı sosyal medya paylaşımlarına da değinen Sala, “Bana verilen cezanın dayanağı olan sosyal medya paylaşımlarında ‘taglenme’ diye bilinen etiketlenme var yani dosyada yer alan paylaşımlar, bana ait değil. 2014 yılında Suriye’nin Kobani kentinde çekilmiş bir görüntü var ve birileri beni etiketlemiş. Benim bir beyanım veya dahiliyetim yok. Müzikli bir klip paylaşılmış, benim adresim de etiketlenince sayfamda görünmüş. Savunmamızda sosyal medyanın kontrol edilemez olduğunu ısrarla belirtmemize rağmen mahkemenin kararında bir şey değişmedi” dedi.

Avukat Ekin Yeter: Gazetecilik faaliyetlerinin kriminalize edildiği bir davaydı

Sala’nın avukatlarından Ekin Yeter, davanın genel olarak hukuki çelişkilerle dolu olduğuna dikkat çekti: “Gazetecilik faaliyetlerinin, hiçbir somut delil olmadan hukuka aykırı değerlendirmeler ile kriminalize edildiği bir davaydı. Müvekkillerimiz, haksız yere altı ay tutuklu kaldılar. Üyelik suçlaması açısından verilen beraat kararı, geç gelen ama yerinde olan bir karar oldu. Ancak müvekkilim Nazan Sala, Facebook sayfası tarafından etiketlendiği bir paylaşım sebebiyle propaganda suçundan ceza aldı.’’

Sala’ya verilen cezanın adil yargılanma hakkını garanti altına alan ilkeler ile bağdaşmadığını söyleyen Yeter, “Bir gazetecinin kendisine dahi ait olmayan bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle ceza alması, hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmıyor. Sosyal medya paylaşımlarının daha geniş değerlendirilmesi gerekiyor. Muhalif ve özgür basın faaliyeti yürüten gazeteciler hakkında soruşturma ve yargılamalar ile sürdürülen tüm baskıların son bulması gerekiyor. Bu yüzden Bölge Mahkemesine başvurularımızı yapacağız.”

Avukat Veysel Ok: AYM’ye taşıyacağız, ihlal kararı bekliyoruz

Helikopter işkencesi davasında yargılanan üç gazetecinin savunmanlığı üstlenen MLSA’nın Eş Direktörü Av. Veysel Ok, dava kapsamında yargılanan gazetecilerin tutuklu bulunduğu süre için Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvurunun sonucunu yakın zamanda beklediklerini paylaştı: “Helikopter işkencesi davasında yargılanan gazetecilerin tutuklu kaldığı dönemde tutukluluk durumuna ilişkin itiraz etmiştik. İtirazımız, şu an Yüksek Mahkeme önünde ve her an karar çıkabilir. İhlal kararı bekliyoruz. Beklediğimiz ihlal kararı çıkmazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapacağız.”

Sala’ya verilen ceza hakkında da başvuru yapacaklarını belirten Ok, “Müvekkilimizin sosyal medya paylaşımları üzerinden ceza almasının maddi veya hukuki bir zemini yok. Bunun için de cezayı Anayasa Mahkemesine taşıyacağız. Buradan da ihlal kararı çıkacağını umuyoruz. Daha önce de başka gazeteciler için benzeri süreçler yaşanmıştı. Bu başvuru sonucunda Nazan’a verilen cezanın döneceğini ve bu suçlamadan da beraat edeceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.