İnsan Hakları

İşkenceyi duyuran gazetecilerin ardından işkenceye uğrayan Şiban’a da dava açıldı

Görsel: Timur Çelik
ŞENOL BALI

Van’ın Çatak ilçesinde gözaltına alınan Servet Turgut ve Osman Şiban’ın işkence gördüğüne yönelik açılan soruşturma, aradan geçen bir buçuk yıla rağmen davaya dönüşmezken işkenceyi haberleştiren gazetecilerin ardından işkenceye uğrayan Şiban hakkında da ‘’terör örgütü üyeliği’’ suçlamasıyla dava açıldı. 

Avukat Baran Bilici, müvekkili Osman Şiban’a açılan davayı değerlendirdi ve Şiban’a açılan davanın işkenceyi haberleştiren gazetecilerin yargılandığı davadan bağımsız olmadığını, her iki davanın da işkenceyi örtbas etmek gayesiyle yürütülen siyasi davalar olduğunu belirtti.

İddianameyi kabul eden mahkeme ile gazetecileri yargılayan mahkeme aynı 

11 Eylül 2020’de Mezopotamya Ajansında (MA) Cemil Uğur imzasıyla bir haber yayımlandı. Yayımlanan haberde, Van’ın Çatak ilçesinde yaşayan Osman Şiban ve Servet Turgut’un askerler tarafından alıkonulup, işkence gördükleri ve helikopterden atıldıklarından bahsediliyordu. Haber yayımlandıktan kısa bir süre sonra, Servet Turgut ve Osman Şiban’ın Van Bölge ve Eğitim Araştırma Hastanesinin yoğun bakımında oldukları ortaya çıktı. 55 yaşındaki Turgut, 20 gün yoğun bakımda tedavi görmesine rağmen hayatını kaybetti. Şiban ise uzun süren tedavinin ardından taburcu edildi. 

 

Aradan geçen bir buçuk yıla rağmen olaya ilişkin başlatılan soruşturma tamamlanmadı ve dosyada gizlilik kararı alındı. Fakat, 6 Ekim 2020 tarihinde olayı kamuoyuna duyuran MA muhabirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur ile Jin News muhabiri Şehriban Abi ve gazeteci Nazan Sala, yapılan ev baskınlarında gözaltına alındı. Dört gazetecinin tutuklanmasının ardından MA muhabiri Zeynep Durgut da gözaltına alındı ve sonra serbest bırakıldı.

Gazeteciler hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla dava açıldı. Altı ay boyunca tutuklu kalan dört gazeteci, 2 Nisan 2021 tarihinde görülen ilk duruşmada tahliye edildi. Üçüncü duruşması 21 Ekim’de görülen davanın duruşma aralarında davaya etki edecek önemli gelişmeler oldu. Adnan Bilen’in avukatı Murat Timur, gazetecilere karşı yasa dışı delil kullanıldığını ortaya çıkardı.  Yargılama devam ediyorken gazetecilerden Nazan Sala hakkında 2009 yılında açılan bir soruşturma, yıllar sonra davaya dönüştürüldü. Van 5.Ağır Ceza Mahkemesi, Sala’ya “örgüt propagandası” suçlaması yöneltilen yeni dava dosyasının Sala’nın da yargılandığı “Helikopter İşkencesi” davası ile birleştirilmesine karar verdi. 

Aynı mahkeme, bu sefer de işkence gören Şiban hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı  iddianameyi kabul etti. “Terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla açılan dava, genel olarak gizli tanık ifadelerine dayandırıldı. İddianamede, itirafçının “1980 ile 1990’lı yıllar arasında PKK Yürütme Komitesi üyesi Murat Karayılan ile 1986 yılında yaşamını yitiren PKK komutanlarından Mahsun Korkmaz’ın Şiban’ın evinde toplantı yapıldığı’’ şeklindeki iddiasına yer verildi. Dikkat çeken bir başka iddia ise Turgut ve Şiban’ın gözaltına alındığı tarihten iki gün önce yani 9 Eylül 2020 akşamında Şiban’ın evinde “hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde insan hareketliliği yaşandığı” oldu. 

Mahkeme, “Van ve Şırnak kırsalında bulunan bazı bölgelerin örgüt üyeleri tarafından kullanıldığı’’ ve Şiban’ın “milislik faaliyetlerinde bulunduğu, örgütün talimatıyla kırsal alana lojistik ve yaşam malzemesi aktarımı yaptığı” gibi iddiaların yer aldığı iddianameyi kabul etti fakat Şiban’ın Mersin’de ikamet etmesi sebebiyle “yetkisizlik” kararı vererek dosyayı Mersin’e gönderdi.

Av. Bilici: Siparişle hazırlanan, somut delillerden yoksun bir dava dosyası

Osman Şiban’ın avukatlarından Baran Bilici, Turgut ve Şiban’ın uğradığı işkence olayına yönelik dosyanın hala soruşturma aşamasında olduğunu hatırlattı. Müvekkili hakkındaki iddianamede herhangi somut delilin olmadığını ve dosyanın sipariş üzerine hazırlandığını söyleyen Bilici, “Servet Turgut ve Osman Şiban’ın işkence sonucu yaralanmasına yönelik soruşturma bir buçuk yıla yakın bir süredir devam ediyor. Henüz davaya dönüşmedi ve gizlilik kararından dolayı içeriğini bilmiyoruz. Süreç bu haldeyken müvekkil hakkında hukuksal destekten yoksun bir dava açıldı. Dosyada elle tutulur, somut hiçbir delil yok. Siparişle hazırlanan bir dosya olduğunu düşünüyoruz. İddia ve suçlamalar  ‘örgüte yardım ve yataklık’  suçu kapsamına giriyor ama dosya ‘örgüt üyeliği’ suçlamasından açılmış. Beraat edeceğini düşünüyoruz çünkü dosya içerisinde cezalandırılmasını gerektirecek delil yok. Dosyada yer alan tek şey etkin pişmanlıktan yararlanan bir örgüt üyesinin beyanları.” 

Konuşmasının devamında köylülerin uğradığı işkenceyi haberleştiren gazetecilerin yargılanmasına dikkat çeken Bilici, iki yargılamanın da işkenceye dönük soruşturma dosyasını bertaraf etmeye yönelik olduğunu ifade etti: “Gazetecilere yönelik dava da Osman Şiban hakkındaki bu dava da soruşturma aşamasındaki işkence dosyasını perdelemeye, o dosyanın kamuoyunda yarattığı tepkiyi öldürmeye yönelik. Davanın müvekkili baskı altında tutmak için açılmış olduğunu düşünüyoruz.” 

İşkenceyi haberleştirenlerden sonra işkenceye uğrayanın da yargılanmasının siyasi olduğunu belirten Bilici, “Gazetecinin görevi böylesi infial yaratan konuları topluma duyurmaktır. Gazeteciler burada görevlerini yaptılar. 21. yüzyılda ülkemizde böyle bir şeyin yaşanmasının vahametini toplumla paylaştılar. Kolluk kuvvetlerinin karıştığı bu olayda failleri cezalandırmak yerine, işlenen suçu topluma duyuran gazetecilerin ve işkenceye uğrayanların cezalandırılması yoluna gidiliyor. Gazetecilerin yaptığı haberler, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeliydi” dedi.