Basın Özgürlüğü

MLSA, gazeteci Cemil Uğur’un hukuksuz tutukluluğunu AİHM’e taşıdı

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği Hukuk Birimi, güvenlik güçlerinin Osman Şiban ve Servet Turgut’a uyguladıkları işkenceyi haberleştirdikleri için meslektaşları ile birlikte tutuklanan ve 175 gün özgürlüğünden mahkum bırakılan gazeteci Cemil Uğur’un tutukluluğunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıdı. Mahkemeye yapılan başvuruda mahkemenin Uğur’un siyasi saiklerle ve hukuksuzca özgürlüğünden mahkum bırakılmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını (madde 5) ve ifade özgürlüğünü (madde 10) ilgilendiren maddeleri bağlamında incelemesi talep edildi. Mahkemeden ayrıca Uğur’un tutuklanması ile Türkiye’nin Sözleşme’nin hakların sınırlandırılması konusunda taraf devletlere kısıtlamalar getiren 18. maddeyi ihlal edip etmediğini değerlendirmesi de bekleniyor. 

MLSA Hukuk Birimi, Van’ın Çatak ilçesinde Osman Şiban ve Servet Turgut’un helikopterden atılarak işkenceye uğramasının haberleştirilmesinin ardından, 9 Ekim 2020 tarihinde meslektaşları Adnan Bilen, Şehriban Abi ve Nazan Sala ile birlikte tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Cemil Uğur’un Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından da hukuksuzluğu tescil edilen tutukluğunu AİHM’e taşıdı. Uğur’un avukatlarının AİHM’e yaptığı başvuruda, AYM’nin Uğur’un ifade özgürlüğünün de ihlal edildiğine yönelik şikayeti incelemediğine dikkat çekilerek Uğur’un mağduriyetinin devam ettiği belirtildi. Başvuruda, AİHM’in Uğur’un tutukluluğunu AİHS’in 5. ve 10. maddeleri ile birlikte 18. maddesi bağlamında değerlendirilmesi talep edildi.

‘Gazeteci Uğur’un mağduriyeti devam etmektedir’

Başvuruda gazeteci Uğur’un mağduriyetinin, beraat etmesine ve AYM’nin tutukluluğun hukuksuz olduğuna hükmetmesine rağmen devam ettiğine dikkat çekildi. Uğur’un kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine dair karar veren AYM’nin Uğur’un ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine dair şikayeti ayrıca değerlendirmediği AİHM’e hatırlatıldı. 

AİHM’in Altuğ Taner Akçam/Türkiye ve Dilipak/Türkiye kararlarına atıf yapılan başvuruda “Başvurucunun tutuklanması tamamen gazetecilik faaliyetleri dayanmasına ve ifade özgürlüğü hakkı ile ilgili şikayetin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkındaki şikayetten tamamen bağımsız olmasına rağmen bu şikayetin incelenmemesi ifade özgürlüğünü garanti altına alan Sözleşme’nin 10. maddesine aykırıdır” savunması yapıldı.

Uğur’un gazetecilik faaliyetleri sebebiyle bir gazeteci olarak kamu düzenini ve güvenliğini tehlikeye atması söz konusu olmamasına rağmen öngörülebilirlik kriteri taşımadığı Venedik Komisyonu tarafından tespit edilen Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığının mahkemye hatırlatıldığı başvuruda bu suçlama ile Uğur ve meslektaşlarının tutuklanmasının ve yargılanmasının basın üzerindeki caydırıcı etkisi dikkate alındığında basın özgürlüğüne de orantısız bir müdahale yapıldığı savunuldu.

‘Tutuklama ile gazetecilerin sesi kesilmek istenmiştir’

Uğur ve meslektaşlarının 175 gün süren tutukluluğunun Sözleşme tarafından sınırları çizilen saiklerin ötesinde kötü niyetli saiklerle gerçekleştirilip sürdürüldüğü belirtilen başvuruda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun işkenceye uğrayan yurttaşların “milis” olduğunu iddia ettiği açıklamalarına ve hükümete yakın medyanın gazetecilerin örgüt talimatı ile yalan haber yaptıklarına yönelik kamuoyunda algı oluşturmaya çalışarak gazetecileri hedef gösterdiklerine de yer verildi.

Tutukluluk kararında yer alan, gazetecilerin “örgüt güdümünde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterir şekilde haberler yaptığı” ve basın kartları olmadığı için gazeteci olmadıkları iddialarına da atıfta bulunulan başvuruda, Uğur’un 13 Eylül 2020 tarihinde MA’da yayımlanan “Gözaltına alındıktan 2 gün sonra hastaneden çıktılar” başlıklı haberi ile yurttaşların maruz kaldığı işkenceyi ilk duyuran gazeteci olduğu ve meslektaşları ile birlikte yaptığı haberler ile hükümet yetkililerini rahatsız ettikleri için hedef gösterildikleri mahkeme ile paylaşıldı. Bu hedef gösterme sonucunda gazetecilerin somut gerekçeler olmadan yalnızca yetkilileri rahatsız eden haberlerine devam etmelerini engellemek amacıyla tutuklandığı belirtilerek mahkemenin 18. madde ihlali kararı vermesi talep edildi.