İnsan Hakları

Müfettiş Raporu: Elçi’nin öldürülmesi önceden tasarlanmış bir eylem değil, polisin güvenlik zafiyeti ve kastı yok

DENİZ TEKİN*

Diyarbakır – Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayeti ardından idari soruşturma yapmakla görevlendirilen müfettişlerin hazırladığı ve beş yıl boyunca Elçi ailesi avukatlarına verilmeyen “Araştırma Raporu”  dava dosyasına girdi. Raporda, olay öncesinde Elçi’nin can güvenliğinin tehlike altında dair bir istihbari bilgi bulunmadığı, Elçi’nin vurulmasının “önceden tasarlanmış bir eylem olmadığı” ve nereden geldiği tespit edilemeyen kurşunla hayatını kaybettiği belirtildi. Elçi davasında sanık olan polislerin yasalara uygun bir şekilde silah kullanma yetkilerini kullandıkları, olayda polisin herhangi bir güvenlik zafiyetinin ve kastının bulunmadığı savunulan raporda, polisler hakkında herhangi bir ön inceleme ya da disiplin soruşturması yapmaya gerek olmadığı görüşüne varıldığı kaydedildi.

İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün, Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi ve iki polis memurunun öldürülmesinin ardından olayı araştırmak/soruşturmak ile görevlendirdiği iki Mülkiye başmüfettişi ve bir polis başmüfettişinin 23 Haziran 2017’de hazırladığı araştırma raporu, Elçi cinayetinden yaklaşık yedi yıl sonra dava dosyasına girdi. Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığına sunulan rapor, Elçi ailesi avukatlarının ısrarlı talep ve çabalara rağmen beş yıl boyunca verilmemişti. Elçi davasının avukatlarının talebi üzerine Elçi cinayeti davasına bakan Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi, raporun bir örneğinin Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığından istenmesine karar vermişti.

Savcılığın bilgi vermemesi nedeniyle bazı konular raporun kapsamı dışında bırakıldı

Elçi cinayeti dava dosyasına giren 55 sayfalık araştırma raporunda,  Elçi’nin öldürülmesine giden süreçte yaşananlar, basın açıklaması öncesinde can güvenliğinin tehdit altına olup olmadığı, kim tarafından, neden ve nasıl öldürüldüğü, açıklamanın yapıldığı alanda polisin aldığı tedbir ve güvenlik önlemleri, polisin olay sırasında silah kullanma yetkisi,  teknik ve fiziki takip altında olan örgüt üyelerinin istihbarat polisleri tarafından neden yakalanmadığı, bu konuda ihmal olup olmadığı sorularına cevap arandı. Raporun devamında, olay yerinde görevli olan polis memurları ile olay öncesinde örgüt üyeleri Mahsum Gürkan ve Uğur Yakışır’ı takip eden 38 polis memurunun müfettişlere verdiği ifadeler, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün olaya dair yaptığı iş ve işlemler ve buna dair yapılan değerlendirmeler yer aldı. Elçi’nin hayatını kaybettiği olay anında çekilen kamera görüntülerinde Connect marka aracın ön ve yan tarafında bulunan kahverengi montlu polisin yapmış olduğu konuşma ve arkadaşlarını kaçan örgüt üyelerine değil, geriye doğru yönlendirmesi dikkat çekici bulunarak, konuşmanın ses çözümünün yapılmasının olayı çözebileceğine dair Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan değerlendirme yazılarına ve savcılığa defalarca yapılan aramalara rağmen değerlendirme yazısına cevap verilmediği için bu konunun raporun kapsam dışında bırakıldığı belirtildi.

İstihbarat kayıtlarında Elçi’nin can güvenliğinin tehlikede olduğuna dair bilgi yok 

Raporda, Diyarbakır Valiliğinin, Sur’da öldürülmeden önce çıktığı bir televizyon programında kullandığı ifadeler nedeniyle ölüm tehditleri alan Elçi için herhangi bir tedbir alınıp alınmadığı konusunda müfettişlere gönderdiği cevabi yazıya yer verildi. Yazıda, Elçi’nin can güvenliği ile ilgili İl Güvenlik ve Asayiş Koordinasyon Toplantısı ve İl Asayiş toplantılarında herhangi bir istihbari değerlendirmenin yapılmadığı, Elçi için herhangi bir koruma kararı alınmadığı bilgisine yer verildi. Ayrıca, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü kayıtlarında, Elçi’nin katıldığı basın açıklaması öncesinde can güvenliğinin tehlike altında olduğuna dair bir kayda rastlanmadığı belirtildi. Raporda, Elçi’nin can güvenliğinin tehlikede olduğuna dair olaydan önce herhangi bir başvurusunun olmadığının bilgisi de yer aldı.

Elçi cinayeti öncesinde takip edilen Gürkan’ın telefonları iki yıl boyunca dinlenmiş!

Elçi cinayeti yaşanmadan önce İstihbarat Şube Müdürlüğü ekibinin 13 kilometre boyunca takibinde olan örgüt üyelerinin bulunduğu aracın başka bir yerde değil, Elçi cinayetinin öldürüldüğü sokağın başında durdurulması bu davanın başından beri kamuoyunun sorduğu önemli sorulardan biriydi. Raporun  “İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından yapılan iş ve işlemler” başlığında bu konuya genişçe yer verildi. İstihbarat Şube Müdürlüğünün müfettişlere gönderdiği kayıtlarda, Elçi’nin hayatını kaybettiği olayda polisin ateş ettiği örgüt üyelerinden biri olan Mahsum Gürkan’ın kullandığı telefon numaralarının 2013-2015 yılları arasında mahkeme kararlarıyla polis tarafından dinlendiği ortaya çıktı. Gürkan’ın en son kullandığı GSM numarası hakkında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla 18 Eylül 2015 tarihinden itibaren önleme dinlemesi yapıldığı belirtilen raporda, Gürkan’ın telefonun dinlenmesi sonucu elde edilen kayıtların ve bilgilerin başka birimlerle paylaşıldığı bilgisi yer aldı.

İstihbaratçı polislerin geç müdahalesinde kasıt veya ihmal yok’

Raporun devamında Gürkan’ın, olaydan bir gün önce 27 Kasım 2015’te Bağlar ilçesinde devriye görevinde olan polis otosunun taranması olayının faillerinin biri olduğu şüphesiyle İstihbarat Şube Müdürlüğünün takibinde olduğu hatırlatıldı. Gürkan’ın 28 Kasım 2015 günü saat 09:42 sularında alınan telefon sinyal bilgileri ile yer tespiti yapılarak, fiziki takibine geçildiği belirtildi. Takip güzergahındaki araç trafik yoğunluğundan dolayı takip ekibinin hareket kabiliyetinin zayıf olması, takip edilen aracın Turistik Caddesi üzerinde yakalanmasının mümkün olmaması üzerine TEM Şube görevlileri ile irtibata geçilerek bu kişilerin yakalanması talimatı verildiği belirtildi. Müfettişler, raporda yer alan İstihbarat Şube Müdürlüğü personellerinin ifadeleri ve MOBESE görüntülerine dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Teröristlerin içerisinde bulundukları ticari taksinin durması, polis memurlarına araç içerisinden saldırı gerçekleşmesi ve teröristlerin araçtan inerek kaçmalarının çok kısa bir zaman dilimde gerçekleştiği. Yaşanılan bu süreçte istihbarat şube müdürlüğü elemanlarının çatışmaya anında müdahale etmemeleri ya da geç müdahalelerinin kasıt ya da ihmalden ziyade olayların ani gelişmesi ve tecrübesizlikten kaynaklandığı değerlendirilmiştir.”

Elçi cinayeti davasında yargılanan polislerin PSVK’ye uygun şekilde silah kullandığı savunuldu

Raporda, Elçi ve iki polisin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay anı ve basın açıklamasında polislerin herhangi bir güvenlik zafiyetinin olup olmadığı irdelendi. Müfettişlerin bu konuyla ilgili raporda yaptığı değerlendirmede, Elçi’nin katıldığı basın açıklaması için görevlendirilen ekip sayısı göz önünde bulundurulduğunda sayısal anlamda bir güvenlik zafiyetinin söz konusu olmadığı, olay öncesinde ve sonrasında gerekli emniyet tedbirlerinin alındığı kanaatine varıldığı belirtildi. Ayrıca raporda, Elçi’nin hayatını kaybettiği Yeni Kapı sokaktan kaçan örgüt üyelerine ateş eden ve aralarında Elçi cinayeti davasında sanık olan üç polisin de olduğu kolluk güçlerinin silah kullanma yetkisine ilişkin de değerlendirme yapıldı. Raporda, Elçi’nin katıldığı basın açıklaması bittikten sonra polisin aldığı güvenlik önlemlerinin de sona erdiğini savunan müfettişler, sokağa giren örgüt üyelerini etkisiz hale getirmek amacıyla silah kullanan polislerin bu eyleminin basın açıklaması için alınan güvenlik tedbirlerinden ayrı tutulması gerektiğini belirtti. Polislerin, kendilerine ateş eden örgüt üyelerini etkisiz hale getirmek için Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda (PSVK) yer alan “Zor ve Silah Kullanma” başlıklı 16. Maddesindeki hükme uygun bir şekilde sokakta silah kullanma yetkisini kullandığı savunuldu.

Raporda, Elçi ve iki polisin hayatını kaybettiği, bir polisin yaralandığı olayda, polisin kaçan örgüt üyelerini yakalayamamasının ya da etkisiz hale getirememesinin güvenlik zafiyetinden ziyade eğitim eksikliğinden kaynaklandığı iddia edildi.

İstihbaratçı polisler, anlık gelişen olayda müdahale etme fırsatı bulamadı’

Müfettişler, raporun sonuç bölümünde, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ve iki polisin hayatını kaybettiği olayın bütün yönleriyle araştırıldığını belirtti. Örgüt üyesi Mahsum Gürkan’ın önleme dinleme kararı doğrultusunda telefonun dinlendiği hem de olay günü istihbarat şube ekiplerince takip edildiği hatırlatılan raporda, istihbarat ekiplerinin örgüt üyelerinin tespit edilmesi, takip altına alınması ve yakalanmaları için harekete geçmek süresinin toplam 20 dakika olduğu kaydedildi. İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince takibi yapılan örgüt üyelerinin bindikleri aracın çok kısa bir sürede çevrilmek zorunda kalınmış olması nedeni ile bu süre zarfında etkin bir araç çevirme ve yakalama işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı tespiti yapıldı. Takip ekibindeki istihbaratçı polislerin anlık gelişen olay karşısında basın açıklamasının yapıldığı sokağa hızla kaçan saldırganlara müdahale etmeye fırsat bulamadıkları kaydedildi. Yenikapı sokağa doğru kaçan örgüt üyelerine, Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu mevkide ve Tahir Elçi’ye yakın yerde bulunan polis memurlarınca ateş açıldığı anımsatıldı.

Elçi, nereden geldiği tespit edilemeyen kurşunla hayatını kaybetti’ 

Tahir Elçi’nin katıldığı Dört Ayaklı Minare önündeki basın açıklaması için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün farklı birimlerden 10 polis ekibi görevlendirildiği belirtilen raporda, katılımcı sayısı 20-30 olan basın açıklaması için görevlendirilen polis ekibi sayısı değerlendirildiğinde olayda “güvenlik zafiyetinin söz konusu olmadığı” savunuldu. Olay öncesinde Tahir Elçi’nin can güvenliğinin tehlikede olduğuna dair resmi kurumlara herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, bu yönde istihbari bir bilgininin bulunmadığının araştırmayı yapan müfettişliğe gönderilen cevabi yazıdan anlaşıldığı kaydedildi. Elçi’nin vurulma anını gösteren herhangi bir görüntü kaydına rastlanılmadığını, olayla ilgili bilgisine başvurulan polis, avukat ve gazetecilerden hiç kimsenin Elçi’nin vurulma anını görmediğini söylediği aktarıldı. Olayların oluşum yeri ve süreci değerlendirildiğinde Tahir Elçi’nin vurulmasının “önceden tasarlanmış bir eylem olmadığı” belirtilen raporda, “terörist şahısların tesadüf eseri olarak basın açıklaması yapılan sokağa kaçtıkları, burada polislerle teröristler arasında geçen silahlı çatışmada bu aşamada nereden geldiği tespit edilemeyen kurşun ile [Tahir Elçi’nin] hayatını kaybettiği kanaatine varıldığı” değerlendirmesi yapıldı.

Müfettişler, polisler hakkında disiplin soruşturması açılmasına gerek görmedi 

Tahir Elçi’nin kimin tarafından atılan kurşunla öldürüldüğünü tespit etmek ve delilleri toplamak amacıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca olay yerinde üç defa yapılmak istenen incelemenin örgüt üyelerince engellendiği bilgisi verilen raporda, Elçi’nin kim tarafından atılan kurşunla öldürüldüğünün Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan adli soruşturma sonucunda elde edilecek delillere göre belirlenebileceğine ve daha sağlıklı bir değerlendirmede bulunabileceğine işaret edildi.

Son olarak raporda, yapılan araştırma sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere göre Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü görevlisi polisler hakkında herhangi bir ön İnceleme ya da disiplin soruşturması yapmaya gerek olmadığı kanat ve sonucuna varıldığı kaydedildi.

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş,  MLSA’ya atıf yapmak şartı ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.