Dava İzlemeİnsan Hakları

Osman Kavala’nın yargılandığı iki dosya birleştirildi, tutukluluğu sürüyor

Ece Koçak

İstanbul – İş insanı Osman Kavala ve akademisyen Henri J. Barkey’in “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” (TCK 309) ve “casusluk” (TCK 328) iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

İstinaf mahkemesi geçtiğimiz günlerde Gezi dosyası kapsamında verilen beraat kararını bozarak dosyanın Kavala hakkında açılan ikinci dava ile birleştirilmesini talep etmişti. Bugünkü duruşmada bu karara uyan 36. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın Gezi davası ile birleştirilmesine ve Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verdi.

1139 gündür tutuklu olan Kavala, duruşmaya Silivri Cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Kavala’nın avukatları Deniz Tolga Aytöre, Köksal Bayraktar ve İlkan Koyuncu duruşmada hazır bulundu. Duruşmayı ABD, Almanya, Hollanda, İsveç ve İsviçre Konsolosluklarından temsilcilerin yanı sıra HDP milletvekili Züleyha Gülüm, bağımsız milletvekili Ahmet Şık, CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Sezgin Tanrıkulu takip etti. MLSA Eş Direktörü Veysel Ok da duruşmayı takip edenler arasındaydı.

Mahkeme başkanı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin Kavala’nın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılandığı Gezi davasına ilişkin geçtiğimiz günlerde verdiği bozma kararında iki dosya için birleştirme talep ettiğini hatırlattı. 29 Ocak 2021 günü 30. Ağır Ceza Mahkemesine birleştirmeye yönelik muvafakat için yazı yazıldığını belirten mahkeme başkanı, muvafakat verildiğine ilişkin cevabın 4 Şubat 2021 tarihinde dosyaya eklendiğini ifade etti.

Alaton: “Bozkurt’un şirketimizi dolandırdığını fark ettik, ilişkimizi kestik”

Duruşmada iş insanı Leyla Alaton tanık olarak dinlendi. Kavala ve Barkey’i tanıdığını ifade eden Alaton’a bir önceki celse Kavala aleyhine ifade veren tanık Cem Fadıl Bozkurt’u tanıyıp tanımadığı soruldu. Alaton şöyle konuştu: “Cem Fadıl Bozkurt şirketimizde Genel Müdür, hatta hissedar olarak görev almaktaydı. Fakat kendisi tarafından dolandırıldığımızı fark ettik ve ilişkimizi kestik. Ceza davamız halen devam ediyor. Kendisiyle herhangi bir ilişkimiz yoktur, 2015 yılından itibaren herhangi bir telefon ya da email görüşmemiz de gerçekleşmemiştir. Darbe girişiminden bir buçuk yıl öncesinden bu kişi ile iletişimimiz tamamen kesilmiştir. Kişisel husumet nedeniyle bizim hakkımızda böyle iftiralarda bulunduğunu düşünüyorum.”

Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu’nda görev alıp almadığı sorulan Alaton, yönetim kurulunda bulunmadığını ifade ederek şöyle devam etti: “Babam [İshak Alaton], Osman Kavala’nın babasının yanında iş hayatına başlamıştır. Osman Bey, babamın sevdiği genç adamlardan biriydi. Osman Bey ile babam Açık Toplum Vakfı’nda da birlikte çalıştılar. Benim vakıfla herhangi bir ilişkim olmadı. Babam öldükten sonra adını yaşatmak üzere kısa bir süre dahil oldum, Suriyeli çocuklara defter, kalem ve kitap alınmasına yönelik bir faaliyetimiz oldu. Daha sonra çok bir katkı sağlayamayacağımı düşünerek ayrıldım. Benim aktif olduğum dernekler Kadın Girişimcileri Derneği (KADİGER) gibi kadınların ekonomik bağımsızlığı üzerine çalışan derneklerdir.”

Alaton: “Kavala ve Barkey’in tanışıklığına dair bir bilgim yok”

Kavala’nın avukatı Deniz Tolga Aytöre söz alarak Alaton’a Barkey ve Kavala’nın tanışıklığına dair bir bilgisi olup olmadığını sordu. Bu tanışıklığa dair herhangi bir bilgisi olmadığını ifade eden Alaton, şöyle konuştu: “Barkey ve Kavala’yı ayrı ayrı tanıyorum fakat hiç birlikte görmedim. Babam büyükelçileri, akademisyenleri, sanatçıları sık sık ağırlayan bir kişiydi. Barkey ve Kavala’yı da ağırlamıştır, ikisiyle de tanışıklığı vardır. Fakat ben ikisini hiç birlikte görmedim, tanışıklıklarına dair bilgim yoktur.”

Sanık Barkey’in darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz 2016 günü Büyükada’da konakladığı Splendid Otel çalışanı dört kişi daha tanık olarak dinlendi. Tanıklar ifadelerinde Barkey’in 15 Temmuz günü misafirleri olduğunu, olağandışı herhangi bir olaya tanıklık etmediklerini, kendilerinin Osman Kavala’yı da görmediklerini ve tanımadıklarını beyan etti. Mahkeme başkanı, otel çalışanı tanıklara iddianamede bahsi geçen üzerinde Pennsylvania yazan çanı görüp görmediklerini sordu. Üç tanık çandan haberleri olmadığını belirtirken, resepsiyon çalışanı tanık çanı Barkey otelden ayrıldıktan sonra gördüğünü fakat kimin bıraktığına dair bir fikri olmadığını ifade etti.

Osman Kavala: “Hakkımdaki beraatin bozulması, çöken casusluk suçlamasını sürdürme amaçlı”

Tanıkların ardından söz alan Osman Kavala, 39 aydır süren tutukluluk sürecine ve tahliye talebine ilişkin konuştu. Kavala’nın beyanının satırbaşları şöyle:

“Üzerime atılan sanal, kurgulanmış suçlardan dolayı 39 aydır aralıksız tutuklu bulunuyorum. Gezi olaylarını finanse ettiğim ve 15 Temmuz darbe girişimini organize ettiğim iddiasıyla tutuklandım. İki olayla ilgili aynı anda tutuklanmış olmam savcının bu iki olay hakkında ilişki kurduğunu göstermektedir. Fakat daha sonra 15 Temmuz’a yönelik soruşturmaya ilişkin hakkımda re’sen tahliye kararı verildi ve dosya tamamen Gezi olaylarını finanse etmem üzerinden ilerledi.

Olayları ve olguları nesnel biçimde değerlendiren tarafsız bir gözlemcinin, hiçbir dayanağı olmayan ve yasadaki tanımına aykırı biçimde kullanılan casusluk suçlamasının AİHM’in derhal tahliye edilmem yönündeki kararını boşa çıkartmak için kurgulanmış olduğunu anlayamaması olası değildir.

İstinaf Mahkemesinin bu duruşmadan kısa süre önce, iddia makamının talebine uygun olarak Gezi davasındaki beraat kararlarını bozması ve birbirleriyle ilişkisi olmayan insanların farklı edimleriyle ilgili davaların birleştirilmesi yönünde aldığı karar, Gezi protestolarıyla ilgili siyasi nitelikli iddiaların gündemde tutulmasına hizmet edecek ve mahkemenin yetkisizleştirilmesi yoluyla çökmekte olan casusluk suçlamasının ömrünün uzamasına, buna dayandırılan tutukluluğumun kesintisiz devamına imkan sağlayacaktır.

Kavala: “Tahliye olduğum halde adaletten kaçacağım iddiası yanlış bir önyargı”

Mantık kurallarına aykırı olarak süren tutukluluğum belki ideolojik yaklaşımlar ve iyi niyet eksikliği ile açıklanabilir. Tahliye olduğum halde adaletten kaçacağım iddiası önyargılı bir görüştür, bu söz konusu olamaz.

Geçen zaman paralel bir cezalandırmaya dönüşen bu hukuksuz uygulamanın vahametini sıradanlaştırmamakta, daha da artırmaktadır. Özgürlüğümden mahrum yaşadığım her geçen gün benim için daha önemli bir kayıp haline gelmektedir.”

“Gezi dosyası ile birleştirme kararı usul ekonomisi değil”

Kavala’nın beyanının ardından avukat Deniz Tolga Aytöre söz aldı. Aytöre, karar aşamasına gelen bu dosyanın Gezi davası ile birleştirilmesinin usul ekonomisine hizmet etmediğini, Kavala’nın tutukluluğunun sürekli kılınması için bir çaba olduğunu vurguladı. Ne zaman Kavala’nın tahliyesine yönelik bir imkân doğsa hemen yeni bir hamle yapıldığını ve yeni bir dosyanın ortaya çıktığını ifade eden Aytöre, Kavala’nın tahliyesini engelleyecek herhangi bir durumun ceza hukukuna ihanet olacağını söyledi. Aytöre, birleştirme kararı verilse bile üç yılı aşkın süredir kesintisiz tutuklu bulunan müvekkili hakkında tahliye kararı verilebileceğinin altını çizdi.

Aytöre, ortak baz istasyonu kullanıldığına dair HTS verisi olmadığı halde iddianamenin Barkey ile Kavala’nın görüştüğüne ısrar ettiğini fakat bu sav için hiçbir delil öne süremediğini, tek delilin Cem Fadıl Bozkurt’un beyanları olduğunu ifade etti. Bu kişinin kullanışlı tanık olduğunu ifade eden Aytöre, “Lütfen bana Kavala’nın Barkey ile görüştüğüne ilişkin tek bir kanıt gösterebilir misiniz dosyadan?” diye sordu. Alaton’un bugün mahkeme önünde verdiği ifadesine göre Bozkurt’un beyanlarının güvenilir olmadığını ve bu kişinin beyanlarının ciddiye alınmaması gerektiğini ifade eden Aytöre, “İddianameler arasındaki tek hukuki ve fiili irtibat iddianameyi yazan savcı Hasan Yılmaz’dır, bu irtibata dair başka hiçbir delil yok” diye konuştu.

“İki iddianame arasındaki fiili bağ Hasan Yılmaz ile İrfan Fidan’dan ibaret”

Aytöre’nin ardından söz alan avukat İlkan Koyuncu ise tanık beyanları ve dosyaya eklenen evrak hakkında konuştu. Koyuncu, tanıklar Alaton ve Bozkurt’un birbirleriyle çelişen ifadeleri doğrultusunda iki tanıktan birinin yalan söylediğinin açık olduğunu ifade etti. Bugün verilen ifadeler doğrultusunda iddiaları çürütülen Bozkurt’un kişisel husumeti nedeniyle yalan söylediğinin açık olduğunu söyleyen Koyuncu, bu kişi hakkında yalan tanıklık suçu uyarınca suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Koyuncu, mahkemenin istinaf kararından sonra 30. Ağır Ceza Mahkemesine yazı yazarak iki dosyanın birleştirilmesine dair muvafakat istediğini hatırlattı. Mahkemenin bu yazıyı henüz dosya yerel mahkemeye dahi ulaşmamışken yazdığına dikkat çeken Koyuncu, “Siz zaten birleştirmeye yönelik kararınızı vermişsiniz. Kararını açıklamışsınız. Dosyadan el çekmişsiniz,” dedi.

Koyuncu ayrıca Aytöre’nin sözlerine bir ekleme yapmak istediğini belirterek, “Bu dosyalar arasında tek hukuki ve fiili bağ savcı Hasan Yılmaz değildir. Ayrıca şu anda kendisi savcı değil, Bakan Yardımcısı Yılmaz’dır. Bu dosyadan sonra terfi etmiştir. Bir diğer bağ ise İrfan Fidan’dır. O da bu dosya sonrasında önce Yargıtay’a, ardından Anayasa Mahkemesi’ne atanmıştır,” diye konuştu.

Bayraktar: “Biz avukatlar olarak neyiz, hiç miyiz efendim?”

Son olarak söz alan avukat Köksal Bayraktar ise birleştirmeye yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu ifade etti, bu karardaki usulsüzlükleri detaylı bir şekilde açıkladı. Mahkemenin iddia makamının görüşünü dahi almadan birleştirmeye yönelik muvafakat istediğini ve bunun kanuna aykırı olduğunu ifade eden Bayraktar, savunma avukatlarına sorulmadan birleştirme kararı verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu söyledi. “Ben hayatımda hiçbir mahkemede avukatların böyle bir muamele gördüğünü görmedim” diyen Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “Biz neyiz, biz hiç miyiz efendim? Biz avukatlar ile ilgili en ufak saygı yok mu? Nice asliye ceza mahkemesinde bile birleştirme talebine yönelik bize fikrimiz sorulur. Biz bu yargılama sürecinin bir parçası değil miyiz?”

Kavala’ya yönelik casusluk suçlamasına da değinen Bayraktar, Kavala’nın hangi devlet sırrını ne şekilde temin ettiğinin iddianamede hiçbir şekilde açıklanmadığını hatırlattı. Kavala’ya yönelik casusluk suçlaması için hiçbir dayanak olmadığını ifade etti, “buna kargalar bile güler,” diye konuştu.

“Tutukluluğa devam kararlarınızda soyut ifadeler kullanıyorsunuz”

Bayraktar sözlerini şöyle bitirdi: “Tutukluluğa devam kararlarınızda hep soyut ifadeler kullanıyorsunuz. Oysa somut ifadeler kullanmalısınız, Adalet Bakanlığı kriterleri de bunu gerektiriyor. Kuvvetli suç şüphesi olduğunu gösteren somut olgular öne sürmelisiniz. Basında da sık sık söylendiği tabiriyle, biz bir çeşit rehin muamelesi görmekteyiz. Osman Kavala’nın tahliyesini talep ediyoruz.”

İddia makamı, mevcut dosyanın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi önündeki Gezi olaylarına ilişkin dosya ile birleştirilmesini ve Kavala’nın tutukluluğunun devamını talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, iki dosyanın birleştirilmesine ve Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmetti. Mahkeme başkanının birleştirmeye yönelik kararını okumadan önce “beklendiği üzere” ifadesini kullanması dikkat çekti.

Avukatların tanık Bozkurt hakkında suç duyurusunda bulunulması talebinin ise İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verildi. Gezi davasının yeniden görülmesine 21 Mayıs 2021 tarihinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.