Dava İzleme

Savcı, gazeteci Buse Söğütlü’nün cezalandırılmasını talep etti

İstanbul – Gazeteci Buse Söğütlü’nün, dönemin İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Akın Gürlek hakkındaki Twitter paylaşımı gerekçesiyle “terörle mücadelede görev almış kişiyi hedef göstermek” suçundan yargılandığı davanın beşinci duruşması bugün görüldü.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada savcı esas hakkında mütalaasını sundu. Savunmanın mütalaaya karşı hazırlanmak için ek süre talebini kabul eden mahkeme, davayı 27 Ocak 2022, saat 09.00’a erteledi.

Savcı cezalandırma talep etti

Pandemi koşulları gerekçe gösterilerek izleyicilerin alınmadığı duruşmada Söğütlü ve avukatı Ezgi Önalan hazır bulundu. Avukat Önalan, celse arasında mahkemeye dilekçe sunan ve Söğütlü’nün “hakaret” suçundan değil Terörle Mücadele Kanunu kapsamında cezalandırılmasını isteyen Gürlek’in dosyada katılan sıfatı olmadığını belirterek dilekçenin dosyadan çıkarılmasını talep etti.

Duruşmada esas hakkında mütalaasını açıklayan savcı, Söğütlü’nün “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçundan cezalandırılmasını istedi. Avukat Önalan’ın mütalaaya karşı savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme davayı erteledi.

Ne olmuştu?

Söğütlü dönemin 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Akın Gürlek hakkındaki Twitter paylaşımları nedeniyle yargılanıyor. Mahkeme heyeti, görülen ikinci duruşmada, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Polis İstihbarat ve MİT’ten, Söğütlü’nün “terörle iltisakı olup olmadığına” ilişkin rapor istemişti. Rapor istenen üç kurum, raporlarında “terör iltisakı yok” yanıtı vermişti. Mahkeme, dördüncü duruşmada Söğütlü’den iddianamede bulunmayan “kamu görevlisine hakaret” suçlaması için ek savunma istemişti.

Akın Gürlek, Enis Berberoğlu hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan mahkemenin başkanıydı. Gürlek aynı zamanda Selahattin Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu, ÇHD’li avukatlar ve Sözcü gazetesi yazarlarına ceza vermesi, Hrant Dink cinayeti davasını atandığı günden sonra hızla bitirmesi, Atilla Taş ve Murat Aksoy’un tutuklanmasıyla ve Can Dündar’ın mal varlığına el konulması kararlarıyla hatırlanıyor.