İnsan Hakları

Vicdani retçi Zana Aksu: Gazeteci kamu yararını savunur, savaşta kamu yararı yoktur

METİN YOKSU

Siirt’te uzun yıllar gazetecilik yapan insan hakları savunucusu ve vicdani retçi Zana Aksu, geçtiğimiz ay Siirt Eruh Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla “Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet” suçundan 18 ay hapis ve 10 bin TL para cezasına çarptırıldı.

Aksu, 10 Aralık 2012 Dünya İnsan Hakları Haftası’nda İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesinde vicdani reddini kamuoyuna duyurmuştu. Askerlik yaşı geçtiği için defalarca para cezası alan Aksu’nun seyahat hakkı da sınırlandırıldı; birçok kontrol noktasında askerliğini yapmadığı için bekletildi. 

Bedelli askerlik yapmanın da anti militarizme aykırı olduğunu savunan ve bu yöndeki açıklamaları nedeniyle de hakkında dava açılan Aksu ile, gazeteciliği, insan hakları savunuculuğunu ve anti militarizmi konuştuk. 

Aldığı cezanın mevcut Türkiye koşullarında anormal bir durum olmadığını söyleyen Aksu, “Ülkemizde kimi gazetecilerin tehlikeli görülmesinin sebebi, militarizme karşı durmaları, toplumsal cinsiyet, eşitlik, adalet ve hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket etmeleridir. Hak odaklı gazetecilik yaptıkları için yargılanıyor, cezaevine atılıyorlar. Bu çerçevede hareket eden her gazeteci aynı zamanda bir insan hakları aktivistidir” diyor.

Vicdani retçi olduğunu hiçbir zaman gizlemediğini vurgulayan Aksu, amacının sadece zorunlu askerliğe karşı çıkmak olmadığına dikkat çekti. 

“Çocukluğumu yaşamam gerekirken hep savaşı yaşayan bir ‘erkek adam’ oluverdim”

Vicdani ret ile birlikte tüm devlet otoritelerini de reddettiğini de söyleyen Aksu, bu duruşunun gerekçelerini şöyle anlattı: “Çocukluğumu yaşamam gereken yaşta hep savaşı yaşayan bir ‘erkek adam’ oluverdim. Militarizmi yedi yaşında hayatıma soktular. Yedi yaşımdan itibaren her sabah asker gibi sıraya sokulup anlamını bilmediğim sözler söylettirildi bana. Varlığımın kabul edilmediği bir yerde varlığımı başkasına armağan ederdim. Mutlu olmam için Türk olmam gerektiğini söylediler. Ortaokula geldiğimde beden eğitimi derslerinde askerler gibi üçerli beşerli sıraya sokulup uygun adım yürütülmeye başlandım. Bilmediğim bir dili, zorla devletin memurları tarafından cennetten çıktığını iddia eden sopalarla öğrettiler.” 

“Her ne hikmetse benim bildiğim dil bilinmeyen dil oldu” diyen Aksu, bir Kürt ve yaşam hakkı savunucusu olarak, herkese parasız, eşit, demokratik, bilimsel ve anadilde eğitimin sağlanması için mücadele ettiği için geçmişte cezaevine atıldığını da ekledi. Aksu, “Hayatımızın her alanını kaplamış bu militarist ve dolayısıyla erkek-egemen, cinsiyetçi, hiyerarşik, otoriter dünyada yaşamak istemiyorum. Başka bir dünyanın mümkünlüğünü sorguladığımda, bu dünyanın var olabileceğini düşündüm. Vicdani ret hakkımı kullanmaya karar verdim” diye konuştu.

Militarizmin ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu öne süren Aksu, dünya görüşünü şöyle anlattı: “Buna inandığım için, ölmenin-öldürmenin kutsandığı hiçbir yapıda yer almayacağını belirttim. Hiçbir savaşa katılmayacağım, kimsenin askeri olmayacağım.”

“Gerçekleri yazan her gazeteci aynı zamanda bir insan hakları savunucusu”

Dünyaya bakış açısının gazetecilik faaliyetlerine de yansıdığını vurgulayan Aksu, ülke gündemini takip eden ve gerçekleri yazan her gazetecinin aynı zamanda kamu yararını savunan bir insan hakkı savunucusu olduğu kanaatinde. Hak ihlallerini kamuoyuna ilk duyuranların gazeteciler olduğunu vurgulayan Aksu şöyle dedi: “Kamusal görevlerini yerine getiren gazeteciler böylece sorumluluk alıyor ve insan hakları savunuculuğu yapmış oluyorlar.”

Aksu, evrensel bir hak olan vicdani ret hakkını kullandığı için gazetecilik faaliyetinin de defalarca engellendiğini anlattı: “Herhangi bir habere giderken sürekli GBT uygulamasına takılıyorum. Askerlik şubesine götürülüyorum ve hakkımda tutanak tutuluyor. Bu da sahaya ulaşmama engel oluyor. Ben askerlik şubesinden çıkana kadar haber kaçmış oluyor.” 

“Ayrıca vicdani retçi olunca için devletin gözünde muhalif bir gazeteci oluyorsunuz ve haberleriniz davaların hedefi haline geliyor” diyen Aksu Siirt’in tek muhalif gazetesini çıkarttığını ve gazetenin sekiz kez mahkeme kararı ile erişime engellendiğini de ekledi. 

Bu doğrultuda gazeteciliğe bir süre ara vermek zorunda kaldığını söyleyen Aksu, “Gazeteci kamu yararını savunur. İnsanların öldüğü savaşlarda kamunun yararı yoktur,” dedi.

Aldığı cezanın kendisini korkutmaya yönelik olduğunu vurgulayan Aksu, hak odaklı gazetecilik yaptığı için bu gibi sindirme uygulamalarının hedefi haline geldiğini söyledi. Daha önce aynı mahkemede aynı suçlama ile yargılanıp beraat ettiğini anlatan Aksu, bu durumun şimdi aldığı cezanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. 

Avukatı ile birlikte karara itiraz ettiklerini anlatan Aksu, “Vicdani ret temel bir hak ve beni bu haktan mahrum kılan devlete karşı mücadelem sürecek. Vicdani retçi olmaya devam edeceğim” dedi.