Basın Özgürlüğüİnsan HaklarıManset

Ankara merkezli operasyonda tutuklanan gazeteciler yeni yıla hak ihlallerine maruz kaldıkları cezaevinde giriyor

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Birimi avukatı Merve Kurhan, Ankara merkezli operasyon kapsamında tutuklanan gazetecileri 30 Aralık 2022 tarihinde ziyaret etti. İki aydır haklarında iddianame dahi hazırlanmadan cezaevinde tutulan gazeteciler, maruz kaldıkları hak ihlallerini paylaştı.

Mezopotamya Haber Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA Ankara Haber Şefi Deniz Nazlım, MA muhabirleri Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Ceylan Şahinli ile JinNews muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20 Ekim 2022 tarihinde başlattığı öğrenilen soruşturma kapsamında 29 Ekim 2022 tarihinde “örgüt üyeliği” şüphesi ile tutuklanmıştı.

Gazeteciler Öznur Değer ve Deniz Nazlım, cezaevi koşullarını, maruz kaldıkları ve gözlemledikleri hak ihlallerini MLSA’ya anlattı.

En temel talepler dahi karşılanmıyor, elektrik faturası için dayanışmaya izin verilmiyor

Sincan Kadın Cezaevi girişinde çıplak arama dayatmasına maruz bırakıldıklarını paylaşan JinNews muhabiri Öznur Değer, cezaevi yönetiminin en basit taleplerin dahil dilekçe ile iletilmesini istediğini paylaştı. Değer, taleplerin bu şekilde iletilmesine rağmen karşılanmadığını belirterek cezaevi kantininde satılan meyve bıçağına dahi uzun süre ulaşamadıklarını söyledi.

Birden fazla amaç için kullanmak zorunda kaldıkları elektronik eşyaların bozulması durumunda yenileri için uzun süre beklemek zorunda kaldıklarını paylaşan Değer, kendilerinin de beş gün boyunca bu yüzden çay içemediklerini kaydetti.

Değer elektrik faturalarının her bir oda için ayrı ayrı kesildiğini paylaşarak fatura ödemeleri konusunda zorluk yaşayanlar ile dayanışmaya müsaade edilmediğini dile getirdi. Her bir odanın kendi faturasını ödemesi konusunda bir dayatma olduğunu söyleyen Değer, ödeyemeyecek durumda olanlar ile dayanışma gösterilmesinin engellendiğini belirtti.

Aile görüş hakkı engelleniyor

Yılbaşından önce aileleri ile görüşemediklerini paylaşan Değer, görüş günlerinin geç bildirildiğini ve görüş taleplerinin de “geç yapıldığı için” reddedildiğini dile getirdi. Değer, cezaevi yönetiminin görüşleri engellemek için bu yola başvurduğunu düşündüğünü belirtti.

Değer, birçok görüşün de Emniyet Genel Müdürlüğü araştırması sonucunda görüşçüler “sakıncalı” bulunduğu için engellendiğini paylaştı.

Aile görüşü yapabildikleri zaman da kısıtlamalar ile karşılaştıklarını ifade eden Değer, diğer tutuklu ve hükümlülerin aileleri ile iletişim kurmalarının ve fotoğraf çektirmelerinin engellendiğini aktardı.

Fotoğraf çektirme konusunda kısıtlamaların koğuşlarda da uygulandığını ve koğuşlarda aynı anda en fazla üç kişinin tek olarak fotoğraf çektirmesine müsaade edildiğini söyleyen Değer, toplu olarak fotoğraf çektirme talebi ile verdikleri dilekçeye aylardır cevap verilmediğini paylaştı.

Kürtçe’ye izin yok, koğuş aramaları cezalandırma yöntemi

Cezaevindeki ortak bir etkinlikte Kürtçe konuşulmasına izin verilmediğini aktaran Değer, Kürtçe konuşanlara “Sizi anlamıyoruz, Kürtçe konuşamazsınız” şeklinde müdahale edildiğini paylaştı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Jin, Jiyan, Azadi” sloganı atıldığı için iki kadına soruşturma başlatıldığını paylaşan Değer, tahliyesi yakın olan bir kadına bu sebeple disiplin cezası verildiğini aktardı.

Bazen haftada birkaç kez yapılan koğuş aramalarının baskı düzeyine vardığını dile getiren Değer, aramaların kameralarla yapıldığını ve bu aramalarda tutuklu ve hükümlülerin çeşitli yöntemlerle tahrik edildiğini ifade etti.

Postayla gönderilen kart ‘müstehcen’ sayıldı

Yazdıkları mektupların çok geç gönderildiğini söyleyen Değer, bazı mektupların basit isim hatalarından dolayı geri gönderildiğini dile getirdi. Değer, aynı zarf içerisinde birden çok kişinin mektup gönderilmesine de izin verilmediğini paylaştı.

Dış dünya ile iletişim konusundaki yasak ve engellemelerin keyfiliğine dikkat çeken Değer, gönderilen bir kartın “müstehcen” sayılarak alıcısına verilmediği bilgisini paylaştı.

Dört gazeteci hala tekli hücrelerde tutuluyor

MA Ankara Haber Şefi Deniz Nazlım ise kendisi gibi gazeteciler Selman Güzelyüz, Emrullah Acar ve Hakan Yalçın’ın halen tek kişilik hücrelerde tutulduğunu paylaştı. Genel olarak sağlık ve morallerinin iyi olduğunu aktaran Nazlım, bir başka cezaevine nakledilme ihtimalinin olduğunu paylaştı.

‘Haber alma ve haber yapma özgürlüğünün kullanılabildiği bir dünya diliyorum’

Değer, son olarak yeni yıl dileklerini MLSA ile paylaştı:

“Diyarbakır’da 16 gazeteci arkadaşımızın tutuklanmasının ardından Ankara merkezi bir soruşturma ile yine 9 Kürt gazeteci tutuklandı. Tek faaliyeti “gazetecilik” yapmak olan 25 gazeteci olarak aylardır hukuksuz bir şekilde, iddianame bile hazırlanmadan ve dosyadaki gizlilik kararı kaldırılmadan tutuklu bulunuyoruz. Dışarıda gelişen siyasi atmosferden, Kürt halkına yönelik Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu’da devam eden baskı ve saldırıdan azade değil elbette tutuklanmamız. Kürt Sorunu’nun demokratik çözümünün ısrarını dayatan, halkların sesini duyurmaya, meşru haklarını dünyaya iletmeye çalışan biz Kürt gazeteciler, AKP- MHP iktidarının, baskıcı rejimin ilk hedefleri arasında yer aldık. Bugün bizi tutuklayan ve üretemedikleri iddialar ile aylarca hapse mahkum bırakan sistem ve zihniyet, Paris’te yeni bir katliama imza attı.Tüm bunlar, iktidarın yaşadığı derin tıkanmanın sadece en acı birkaç sonucu. Apê Musa’nın ardılları olan biz özgür basın çalışanları, dün susmadığımız gibi bugün de susmuyoruz. Devraldığımız tarihsel mirasın birer taşıyıcıları olarak bulunduğumuz her koğuşta, hücrede hakikatleri yazmaya ve halka duyurmaya devam ediyoruz. Özgür düşünce ve özgür iradenin kelepçeleri, demirleri kırdığını, etkisiz kıldığını elbette iktidarın kendisi de gözlemliyor.

Bu anlamda kaostan toplumsal çıkışın gereği, yan yana gelmek ve bir arada olmaktır. Halkın haber alma özgürlüğünün sağlanması için öncelikle toplumun hakikati daha net bir şekilde haykırması gerekiyor. Halkın sesi olduğumuz gibi halkın da bizim sesimiz ve kalemimiz olacağına olan inancım tam. Herkesi bu kaosa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Bu anlamda varlık gösteren herkese sevgi ve selamlarımı iletiyor, haber alma ve haber yapma özgürlüğünün kullanılabildiği bir dünya diliyorum.”