Haberler

TRUSD: Türkiye ve Rusya’dan gazeteciler Berlin’de buluştu

"MLSA Co-Director Barış Altıntaş, Ekho Moskvy Editor Valery Nechai, RSF Christian Mihr joined a panel moderated by FNST Turkey Director Hans Fleck"

Otoriter rejimlerde gazetecilik yapmak zorunda kalan basın mensupları deneyimlerini paylaştılar

Friedrich Naumann Vakfı (FNST) Turkish Russian Dialogue (TRUSD) projesi kapsamında, Türkiye’den gazeteciler için Ekim ayında Almanya’ya bir seyahat ve eğitim programı düzenledi.

Basın özgürlüğüne ve ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların kurbanı olan iki ülke arasında bir diyalog kurma ihtiyacından doğan bu proje kapsamında her iki ülkeden sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin ve aktivistlerin bir araya gelmesi, bu doğrultuda Rusya ve Türkiye’nin yanı sıra çevre ülkelerde de özgürlük ve hukukun üstünlüğü konularının ele alınması öngörülüyor.

Programın gazetecilere yönelik ayağının organizasyonunda Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği de (MLSA) destek sağladı. Program dahilinde eski IMC spikeri Soner Şimşek, serbest gazeteci Burcu Karakaş, BBC Türkçe muhabiri Fundanur Öztürk, Gaziantep Telgraf gazetesinden Cihat Öztürk ve Hürriyet gazetesinden Banu Tuna; Rusya’nın bağımsız radyosu Ekho Moskvy’dan Valeri Nechai, devlet gazetesi olan Rosiskaya Gazeta’dan Anna Skudaeva, bağımsız televizyon Yağmur (Dozhd) Kanalından İlya Şepelin, günlük ekonomi ve iş gazetesi Komersant’tan Aleksandr Çernikh ve yerel bir gazete olan Dvornik’ten Nikita Kuzmin katıldı.

Yalan haberler konusunda çalıştaylara katılan gazeteciler otoriter ülkelerde gazetecilik yapmakla ilgili sorunları tartışma imkanı buldu.

Rusya ve Türkiye: Önyargılar ve “mitler”

Program sırasında Almanya’da medyanın durumu ve internet ile sosyal medyanın geleneksel medya üzerindeki etkisinin tartışıldığı bir eğitim düzenlendi. Ardından düzenlenen atölyeler kapsamında Türkiye’de ve Rusya’da bağımsız gazeteciliğin önündeki engeller anlatıldı, gazetecilerin kendiliğinden örgütlenmesinin bu engellerin önüne geçilmesinde nasıl bir rolü olabileceği tartışıldı.

Gazeteciler arasında gerçekleştirilen deneyim aktarımı kapsamında ele alınan bir başka konu ise yalan haberlerle nasıl mücadele edilebileceği ve bu durumun profesyonel gazetecilik üzerinde ne gibi baskılar yarattığı oldu.

Program kapsamında gazetecilerin her iki ülkeye dair “mit”leri konuştuğu bir atölye de gerçekleştirildi. Bu atölyede Türkiye’den gelen gazeteciler Rusya hakkında çoğunluğun sahip olduğu; Rusya’nın Ermeni Soykırımı’nı provoke ettiği, ülkede hala komünist rejimin hüküm sürdüğü, devletin mafyatik ilişkileri olduğu ve nüfusun genel olarak yoksul olduğu  gibi önyargıları dile getirdi. Buna karşılık Rusya’dan gelen gazeteciler ise, Türkiye’nin dindar mı yoksa seküler mi olduğunu anlayamadıklarını, ülkede Ermeni Soykırımı üzerine kitap basılıp basılamadığını, 15 Temmuz darbe girişiminin gerçek mi yoksa senaryo mu olduğunu sorguladıklarını anlattı. Her iki ülke için de ortak mitlerden birinin gazeteciler ve medya için “cehennem” gibi olduğu algısıydı.

Sürgündeki medya

Programa katılan gazeteciler aynı zamanda Berlin’de yayın  yapan Türkiyeli ve Rusyalı kuruluşlarla görüştü. Rusya ve çevresine yönelik yayın yapan muhalif kanal Ost-West ile Türkiye’deki gazetecilere destek vermek üzere Taz Gazete’yi çıkarmaya başlayan Die Tageszeitung (TAZ) gazetesine de ziyaret düzenleyen gazeteciler,Berlin’de yaşamak zorunda olan Artı TV’den Ragıp Duran, Celal Başlangıç ile Novaya Gazeta’dan Ali Feruz ile birer akşam yemeği de yedi. Program çerçevesinde gazeteciler aynı zamanda Türkiye muhabiri Deniz Yücel’in bir yıl tutuklu bulunduğu Die Welt gazetesine de bir ziyaret gerçekleştirdi.

Türkiyeli ve Rusyalı gazeteciler deneyim paylaşımlarına bundan sonra da devam edebilmek üzere sosyal medya üzerinden iletişimi sürdürdükleri bir grup oluşturdu.