COVID19İfade Özgürlüğü

COVID-19 salgını: Türkiye’de çevre talanı için altın fırsat

Beyza Kural

Birçok ülkede pandemiyle birlikte insan aktivitesi de azaldı. Doğanın yeniden canlandığı, hayvanların insanlar tarafından alınan yaşam alanlarına çıktığı görüntülerin aksine Türkiye’de doğayı tahrip eden projeler hız kesmedi.

Maskelerle yapılan ihaleler, çalışmaya devam eden iş makinaları, süren Hidroelektrik Santral (HES) inşaatları, maden arama için verilen ruhsatlarla yetkililer süreci fırsata dönüştürdü.

Pandemide durmayan projeler

İnsanların günlük hayatlarında kısıtlamalar sürerken, çevreye verdiği tahribattan dolayı tepki çeken projeler hız kesmediği gibi yeni projeler için de adımlar atıldı.

Ekoloji Birliği, Türkiye’de ilk vakanın açıklandığı 11 Mart’tan itibaren ekolojik yıkıma neden olan projeleri 54 maddede raporlaştırdı.

Örneğin; eğitime ara verilme tarihi olan 16 Mart’ta Resmi Gazete’de sit alanlarını entegre tesislere ve madenciliğe açan bir yönetmelik değişikliği yayımlandı. 24 Mart’ta İçişleri Bakanlığı market ve toplu taşımada kısıtlı sayılara dair yeni önlemler açıklarken öte yandan Kanal İstanbul için ilk ihale de yapıldı. 14 Nisan’da toplam vaka sayısı 65 bini geçmişken Salda Gölü’ne iş makinaları girdi.

Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan, farklı sektörlerde iş yerleri kapatılırken bu tür yıkım projelerinin devam etmesi ve yeni projelerin çıkmasının oldukça düşündürücü olduğunu söyledi.

“İnsanlar can derdindeyken Muğla’da olduğu gibi orman alanının kesilmesi anlamsız, ÇED süreçlerinin durdurulmaması çok vahim.”

Pandemide ekoloji mücadelesi

Pandemi nedeniyle yaşanan kısıtlamalar, yaşam hakkı savunucuları için itiraz süreçlerinin takibi, kalabalık eylemlerin yapılamaması gibi zorluklar da çıkarıyor. Süheyla Doğan “Vatandaş canıyla mı uğraşacak süreci mi takip edecek?” diye sorarken her şeye rağmen mücadeleye devam ettiklerini anlatıyor.

Yaşam savunucuları, sosyal mesafeyi koruyarak, sosyal medyayı kullanarak tepkilerini gösteriyorlar ancak gözaltı ve yasaklamalar da salgını dinlemiyor. Ordu’da 27 Mart gece yarısı, İlküvez Kepçelik Yaylası’nda kurulu olan çöp tesisine karşı çadır kurup direnen 25 kişinin gözaltına alınması, 21 Nisan’da Kaz dağlarında 270. güne ulaşan çadır nöbet alanının tahliyesi için tebligat gönderilmesi bu duruma örnek.

Pandemi nereden çıktı?

Hâlbuki, pandeminin nedeni insanların ekolojiye karşı “büyüme” odaklı yaklaşımı.  Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Gökhan Ersoy’un belirttiği üzere “İklim krizinin kapımızdan içeri girdiği bu dönemde 21. yüzyılın tek çılgın projesi iklim krizine karşı kararlı, uygulanabilir, etkili eylem kararları olmalı”ydı.

“Koronavirüs salgını da bunu onaylayan bir süreç olarak karşımızda. Salgın döneminde, bu projelerin tamamı askıya alınmalı ve sürecin sonunda, halk sağlığı ve çevre politikaları bir bütün olarak değerlendirilerek yeniden planlama yapılmalı.”

Sağlık krizinden iklim krizine dersler

Doğan, COVID-19’la mücadele edilen bu dönemde kamu yönetiminin ekolojik yıkım projelerine kaynak ve zaman ayıracağına, bütün gücünü salgın ve yoksullukla mücadeleye ayırması gerektiğine dikkat çekiyor.

“ÇED süreçleri durdurulmalıydı. İhaleler iptal edilmeliydi. Maden alanları zorunlu olmayan iş kolları sayılıp faaliyetleri durdurulmalı, işçilere ücretsiz izin verilmeliydi. İçinde ormansızlaşma olan hiçbir proje yapılmamalıydı.”

Ersoy da, bugün sağlık krizi ile mücadele ederken iklim krizinin de hala devam eden küresel bir tehdit olduğunu unutmayıp bugünden ders almanın yakın gelecekte hem bireylerin hem de karar vericilerin en büyük sorumluluğu olduğuna dikkat çekiyor.

“Buradan çıkaracağımız en büyük ders iklim krizi karşısında da ihtiyacımız olan yapısal dönüşüm için bu aktörlerin alacağı kararlara bel bağlamamak. Çünkü hükümetlerin ilan ettiği teşvik paketleri sürdürülebilir ve adil bir yeşil ekonomi üzerine kurgulanmazsa, faaliyetleri sekteye uğrayan fosil endüstrileri gezegeni kirletme işine kaldıkları yerden devam edecek. Mevcut durumda, sosyal koruma politikalarının sadece belirli kesimler için değil bütün vatandaşlar için bir kalkan oluşturacak şekilde işletilmesi, iklim dostu teşvik paketlerinin tasarlanması, çevre koruma politikalarına her zamankinden daha fazla önem verilmesi gibi unsurları gözetmek bir zorunluluktur.”

Pandemiden sonra

Haberin yayına hazırlandığı anlarda Olympos birinci derece arkeolojik SİT alanından, üçüncü derece arkeolojik SİT alanına çevrildi. Pandemi gerekçe gösterilerek direnişin engellenmeye çalışıldığı Kazdağları’nda, imar planı onaylanmadan rüzgar enerji santrali için çalışma başladı.

Pandemi dinlemeyen sürece karşı, yaşam savunucuları da seslerini sosyal medyadan da olsa yükseltmeye devam ediyor. Pandemi sonrası neler değişir henüz bilinmez ama krizi fırsata çevirenlerin durumunda şimdilik bir değişiklik olacak gibi gözükmüyor. Bu değişim için mücadele de devam edecek.