-
MLSA, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Tuğba Tekerek için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.
-
Başvuruda, somut delillere dayanmadan verilen tutuklama kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gazetecilik faaliyetinin suçlamaya dayanak yapılması nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin; savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği belirtildi.
-
Gözaltı sürecindeki uygulamalar, sağlık hizmetine erişimde yaşanan gecikmeler ve özel hayata müdahale de başvuruda yer aldı. MLSA, Tekerek’in tahliyesini sağlayacak bir tedbir kararı verilmesini talep etti.
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), “Ailem Güvende” adıyla kamuoyuna yansıyan operasyon kapsamında tutuklanan gazeteci Tuğba Tekerek için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, Tekerek’in gazetecilik faaliyeti dışında Kaos GL Derneği ile somut bir bağlantısının bulunmadığı, buna rağmen derneğin sosyal medya hesabını yönettiği iddiasıyla tutuklandığı belirtildi.
Başvuru dilekçesinde, Tekerek’in tutuklanmasına dayanak gösterilen suç şüphesinin somut delillerle ortaya konulmadığı, tutuklama kararının kişisel durumu dikkate alınmadan verildiği ve tutukluluğa yapılan itirazın gerekçeleri değerlendirilmeden reddedildiği ifade edildi. MLSA, başvurunun öncelikle incelenmesini ve Tekerek’in tahliyesini sağlayacak bir tedbir kararı verilmesini istedi.
Kaos GL ile tek bağlantısı gazetecilik faaliyeti
Dilekçede Tekerek’in, 2024 yılında Gürcistan seçimlerini takip ettiği ve “Gürcistan seçiminde LGBTİ+ olmak: Hem kahraman gibiyim hem distopyada gibiyim” başlıklı bir haber hazırladığı belirtildi. Dilekçede Tekerek’e sadece Kaos GL’nin internet sitesinde yayımlanan bu haber karşılığında telif ücreti ödendi vurgulandı.
Tekerek’in derneğin üyesi, çalışanı, gönüllüsü veya yöneticisi olmadığı; internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının yönetiminde de görev almadığı belirtildi. Başvuruda, gazetecinin soruşturma konusu diğer içeriklerin hazırlanması veya yayımlanmasıyla bağlantısını gösteren somut bir delil bulunmadığı kaydedildi.
Instagram hesabını yönettiği iddiasının dayanağı açıklanmadı
Başvuru dilekçesine göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 9 Eylül 2026’da Kaos GL’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki bazı içeriklere ilişkin soruşturma yürüttü. Soruşturma kapsamında Tekerek’in de şüpheliler arasında gösterildiği belirtildi.
11 Eylül’de Tekerek’in Büyükada’daki evinde arama yapılması, dijital materyallerine el konulması ve gözaltına alınması yönünde işlem başlatıldı. Tekerek, 13 Eylül sabahı evinde yapılan aramanın ardından gözaltına alınarak Ankara’ya götürüldü.
Dilekçede, kolluğun Tekerek’i “kaosgl” isimli Instagram hesabını kullanan kişi olarak değerlendirdiği ancak bu tespitin hangi teknik verilere dayandığının açıklanmadığı ifade edildi. Başvuruda, Tekerek’in hesabı yönettiğini gösteren IP kaydı, platform verisi, cihaz incelemesi veya hesap yöneticiliği kaydı gibi somut bir dijital delilin kendisine ve avukatlarına sunulmadığı belirtildi.
Tekerek’in 14 Eylül’de emniyette verdiği ifadede Kaos GL’nin sosyal medya hesaplarını yönetmediğini, dernekle kurumsal bir bağının bulunmadığını ve soruşturma konusu paylaşımların birçoğunu ilk kez gördüğünü söylediği aktarıldı. Tekerek, Kaos GL’de yayımlanan haberinin 2024’teki gazetecilik çalışmasının ürünü olduğunu da ifade etti.
Dilekçede şu ifadeler kullanıldı:
“Başvurucunun “KAOS GL Instagram hesabını kullanan kişi” olduğu yönündeki kolluk değerlendirmesinin hangi somut evrak veya teknik veriye dayandığı ifade aşamasında müdafii tarafından da sorulmuş, başvurucuya veya müdafiine bu tespitin dayanağını oluşturan bir IP kaydı, platform verisi, hesap erişim kaydı, cihaz incelemesi, teknik rapor veya başkaca somut dijital veri sunulmamıştır. Böylece başvurucu, hakkında daha sonra tutuklama tedbirine de dayanak yapılacak temel değerlendirmeye hangi olgularla ulaşıldığını öğrenemeden savunma yapmak zorunda bırakılmıştır”
Somut olgu ortaya konulmadı
Tekerek, 15 Eylül’de Kaos GL Yönetim ve Denetim Kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 15 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi. Hâkimlik, Tekerek ile derneğin yönetim ve denetim kurulu üyelerinden yedisinin tutuklanmasına, yedi kişinin ise adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verdi.
Başvuru dilekçesinde, tutuklama kararında şüphelilerin “dernek içerisindeki konumlarına” atıf yapıldığı ancak Tekerek’in dernek içinde herhangi bir görevinin bulunmadığı vurgulandı. Kararın, gazetecinin kişisel durumu ve soruşturmayla bağlantısı ayrı ayrı değerlendirilmeden verildiği savunuldu.
Dilekçede ayrıca Tekerek’in uzun yıllardır Büyükada’da sabit ikametinin bulunduğu, evinde arama yapıldığı ve dijital materyallerine el konulduğu hatırlatılarak kaçma veya delilleri karartma tehlikesine ilişkin somut bir olgu ortaya konulmadığı belirtildi. Adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının da açıklanmadığı ifade edildi.
Tekerek’in avukatları 21 Eylül’de tutuklama kararına itiraz etti. Ancak Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi, 25 Eylül’de itirazı kesin olarak reddetti. Başvuruda, mahkemenin Tekerek’in dernekle bağlantısı, sosyal medya hesabına ilişkin teknik delillerin yokluğu ve tutuklama gerekçelerinin somutlaştırılmaması hakkındaki itirazlarını ayrı ayrı değerlendirmediği kaydedildi.
Soruşturma belgelerine erişim talebi yanıtsız kaldı
Tekerek’in avukatları, 30 Eylül’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosuna başvurarak gazetecinin “kaosgl” isimli Instagram hesabını kullanan kişi olarak gösterilmesine dayanak oluşturan bilgi ve belgelerin kendilerine verilmesini talep etti. Başvuruda, 55 sayfalık “Tahkikat Evrakı”nın 53. sayfasında bu yönde bir tespit bulunduğu ancak tespitin hangi somut bilgi, belge veya teknik incelemeye dayandığının anlaşılamadığı belirtildi.
Ayrıca soruşturmanın başlatılmasına dayanak olduğu belirtilen ihbar ve eklerinin Ulusal Yargı Ağı Projesi’nde (UYAP) bulunmadığı, tahkikat evrakının 20, 21 ve 22. sayfalarının eksik olduğu kaydedildi.
Avukatların araştırma, tutanak, rapor, yazışma ve teknik incelemeler dahil ilgili tüm belgelerin verilmesi yönündeki talebinin yanıtsız bırakıldığı belirtildi. Başvuruda, Tekerek’in tutuklanmasına dayanak gösterilen temel tespitin gerekçesinin kendisine ve avukatlarına açıklanmamasının, suçlamalara karşı etkili savunma geliştirme olanağını kısıtladığı savunuldu.
Gözaltı sürecindeki işlemler de başvuru konusu oldu
Başvuruda, Tekerek’in gözaltı sırasında soruşturmayla bağlantısı açıklanmayan bir uyuşturucu testine götürüldüğü, zor kullanılacağı bildirilerek kan, kıl ve idrar örneklerinin alındığı belirtildi. Tekerek’in avukatlarına haber verilmesi talebinin karşılanmadığı da dile getirildi.
Dilekçede ayrıca farklı soruşturmalarda işlem gören kişilerin birlikte hareket ettirilerek kelepçeli biçimde görüntülenmesinin Tekerek’i kamuoyu önünde suçlu gibi gösterdiği savunuldu. Gözaltında yaşadığı ciddi migren ağrısı nedeniyle hekim muayenesi ve ağrı kesici talebinin de günler sonra karşılandığı ifade edildi.
Gazetecilik faaliyetleri suçlama haline getirildi
MLSA, başvuruda gazeteci Tuğba Tekerek’in tutuklanması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesiyle güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini belirtti. Tekerek’in gazetecilik faaliyetinin suç şüphesine dayanak yapılması nedeniyle Anayasa’nın 26. maddesindeki ifade özgürlüğü ve 28. maddesindeki basın özgürlüğünün ihlal edildiği belirtildi.
Başvuruda, tutuklamaya dayanak gösterilen bilgi ve belgelere erişimin engellenmesi ve tutukluluğa yapılan itirazların yeterli gerekçeyle değerlendirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki tutukluluğa karşı etkili başvuru hakkı ile 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının ihlal edildiği vurgulandı. Bu kapsamda, tutuklama kararının Tekerek’in kişisel durumunu ve kendisine yöneltilen suçlamaları yeterince değerlendirmediği de belirtildi.
Tekerek’in gözaltında zor kullanılacağı bildirilerek kan, kıl ve idrar örneklerinin alınması, kelepçeli biçimde görüntülenmesi ve sağlık hizmetine erişiminin gecikmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesindeki maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile 20. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği belirtildi.
MLSA, soruşturma ve tutuklama tedbirlerinin gazetecilik faaliyetlerini engelleme amacı taşıdığını ekleyerek Anayasa’nın 13. maddesindeki temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin güvencelerin ve 14. maddesindeki hakların kötüye kullanılması yasağının da gündeme geldiğini belirtti. Başvuruda, bu şikâyetlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesindeki özgürlük ve güvenlik hakkı ve 10. maddesindeki ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak, 18. maddede düzenlenen hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların amaçları dışında kullanılmaması yasağını da kapsadığı belirtildi.
Başvuruda ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesindeki özgürlük ve güvenlik hakkı, 6. maddesindeki adil yargılanma hakkı, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkı ve 10. maddesindeki ifade özgürlüğünün ihlal edildiği savunuldu.
Tutukluluğun ivedilikle sona erdirilmesi istendi
MLSA, AYM’den başvurunun ivedilikle incelenmesini ve Tekerek’in tutukluluğunu sona erdirecek bir tedbir kararı verilmesini talep etti.
Başvuruda, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, ifade ve basın özgürlükleri, adil yargılanma hakkı, özel hayata saygı hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi istendi.
Tutuklamaya dayanak gösterilen bilgi ve belgelere erişimin kısıtlanması ve itirazların etkili biçimde değerlendirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan ihlallerin de tespit edilmesi talep edildi. MLSA ayrıca ihlallerin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, Tekerek’in tutukluluk halinin sona erdirilmesi amacıyla kararın ilgili yargı merciine gönderilmesini istedi.

