Dava İzleme

Eski Diyarbakır Barosu yöneticileri hâkim karşısına çıktı

Diyarbakır – 2016 – 2018 yılları arasında görev yapan eski Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen ve on yönetim kurulu üyesinin 24 Nisan anma açıklamaları gerekçe gösterilerek yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada savunmasını yapan Özmen bu davada Diyarbakır Barosu’nun insan hakları ve demokrasi mücadelesi yargılandığını belirterek, “Resmi ideolojiyi ve siyasal iktidarın söylemlerini onaylamak ve bunu kabul etmek zorunda değiliz. Tarafsız ve bağımsız bir yargı olmadığı için burada yargılanıyoruz” dedi.

Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen ve yönetim kurulu üyeleri Sertaç Buluttekin, Serhat Eren, Nahit Eren, Mahsum Batı, Nuşin Uysal Ekinci, Cihan Ülsen, Muhammet Neşet Girasun, İmran Gökdere, Velat Alan ve Ahmet Dağ  “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve organlarını aşağılama” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Avukatlar hakkında öne sürülen deliller arasında 24 Nisan 2017 tarihinde yayınlanan “24 Nisan/Büyük Felaket: Ermeni Halkının Acısını Paylaşıyoruz” başlıklı basın açıklaması, 24 Nisan 2018 tarihinde yayınlanan “Ermeni Halkının Dinmeyen Acısını Paylaşıyoruz” başlıklı basın açıklaması, baronun Hakkari’deki Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) operasyonuna dair hazırladığı rapor ve eski HDP milletvekili Osman Baydemir’in Meclis’te kullandığı “Kürdistan” ifadesi bulunuyor.

Duruşmaya yüzlerce avukat katıldı

Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunun küçük olması nedeniyle duruşma adliyenin en büyük salonu olan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda yapıldı. Davada yargılanan avukatlar Ahmet Özmen, Velat Alan, Nahit Eren,  Mahsum Batı, Cihan Ülsen, Muhammet Neşet Girasun ve Ahmet Dağ hazır bulundu. Yargılanan avukatlardan Nuşin Uysal Ekinci, Sertaç Buluttekin, Serhat Eren ve İmran Gökdere ise mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. 

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, baro yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda avukat meslektaşlarını savunmak için duruşma salonundaydı. Ayrıca yüzlerce avukat yargılanan meslektaşlarına destek için duruşma salonuna cübbeleriyle geldi. Duruşmayı izlemek için gelen gazeteciler salonun girişinde polislerce arandıktan sonra salona alındı. 

Duruşmada ilk olarak söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, avukatlar hakkında soruşturma izni veren Adalet Bakanlığı’nın soruşturmayı yürüten savcının böyle bir talebi olmadığı halde baronun Hakkari’deki SİHA raporunu da dava dosyasına eklediğine dikkat çekti. Aydın, bu usulsüzlük nedeniyle dosyaya eklenen bu raporla ilgili sanık avukatlara soru sorulmamasını talep etti. Mahkeme bu talebi reddetti.

Ahmet Özmen: “Diyarbakır Barosu verdiği insan hakları mücadelesiyle dünyada tanınıyor”

Ardından söz alan Diyarbakır Barosu eski Başkanı Ahmet Özmen, bu davada kendilerinin değil Diyarbakır Barosu’nun her bir üyesinin yargılandığını söyledi ve devam etti:

“Burada Diyarbakır Barosu’nun insan hakları ve demokrasi mücadelesi yargılanıyor.  Diyarbakır Barosu sadece bir meslek örgütü değil, toplumsal ve siyasal sorunlara duyarlı bir barodur. Diyarbakır Barosu verdiği insan hakları ve hukuk mücadelesiyle dünyada tanınan ender barolardan biridir. İnsan hakları ve demokrasi mücadelesi için çok bedel ödedik. Baro başkanımız Tahir Elçi katledildi. Hakkımızda iddianamenin hazırlanması, baro başkanımız Tahir Elçi’nin öldürülmeden önce CNN Türk’te yaptığı konuşması, hedef gösterilmesi ve sonrasında katledilmesiyle birlikte Diyarbakır Barosu’na yönelik sistematik bir hedef göstermenin bir sonucudur. Tarafsız ve bağımsız bir yargı olmadığı için burada yargılanıyoruz. Resmi ideolojiyi ve siyasal iktidarın söylemlerini onaylamak ve bunu kabul etmek zorunda değiliz. Hukuk ne diyorsa biz onu yapacağız.”

“Ermenilerin bu topraklarda yaşadıkları toplumsal bir gerçeklik”

Türkiye’de yaşayan herkesin Ermenilerin bu topraklardan zorla sürüldüğünü, baskı ve işkenceye maruz kaldığını bildiğini ifade eden Özmen, tarihçi olmadıklarını ancak Ermeniler’in bu topraklarda yaşadıklarının toplumsal bir gerçek olduğunu, bunun tarihsel bir dayanağı ve belgeleri olduğunu ifade etti.

Hakkari’de SİHA ile yapılan saldırıya dair hazırladıkları raporla ilgili savcının iddianamede kendileri hakkında ‘PKK için terör örgütü demekten ısrarla kaçındıkları’ yönündeki değerlendirmesine tepki gösteren Özmen, “Biz Hakkari’de hangi terör örgütünün olup olmadığını değil, hak ihlalini tespit etmek için gittik. Biz gittik gerçeği ve doğruyu tespit ettik. Sorumlular hakkında soruşturma açılmadı ama bizim hakkımızda soruşturma açıldı” dedi. 

Baronun açıklamasında kullandığı ‘Kürdistan’ ifadesinin suç unsuru gösterilmesine tepki gösteren Özmen, “Kürdistan tarihsel ve coğrafi bir bölgedir. Eski HDP milletvekili Osman Baydemir meclisteki konuşmasında Kürdistan yerine Trakya ya da Çukurova kelimesi kullansaydı ceza alacak mıydı?” diye sordu.

Nahit Eren: Gözaltına alınmamız için talimat verildi

Avukat Nahit Eren, Türk Ceza Kanunu’nun çok tehlikeli bir maddesi olan 301. Madde’den yargılandıklarını ifade ederek, bu madde nedeniyle daha önce birçok aydının yargılandığını, Hrant Dink’in ise öldürüldüğünü hatırlattı. 

Ağır İnsan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönemde baro yöneticiliği yaptıklarını kaydeden Eren, “Tahir Elçi’nin katledilmesiyle birlikte Kürdistan’da sivil toplum geriledi. Batıda ise Osman Kavala’nın tutuklanmasıyla. Diyarbakır Barosu olarak biz asla yargılanmaktan korkmadık. Biz doğrular için bedel ödemeye hazırız. Baronun yaptığı her açıklama ve her Yönetim Kurulu toplantısı dinleniyor. Neden? Yaptığımız açıklamalarla siyasal iktidarı rahatsız ettiğimizden dolayı” dedi.  

SİHA’ların popüler olduğu bir dönemde hazırladıkları rapor nedeniyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Diyarbakır Barosu’nu hedef gösterdiğini hatırlatan Eren sözlerine şöyle devam etti: 

“Biz hazırladığımız raporda hangi durumda ve şartlarda devletin silah kullanacağını tek tek söyledik. Biz ‘açık ve yakın bir tehlike olmadan hiç kimseyi bombalayamazsınız’ dedik. Biz hukuku konuştuk Soylu bundan rahatsız oldu. İçişleri Bakanı, Diyarbakır Barosu için ‘Teröre müzahir bir barodur’ açıklaması yaptı. Biz de çağrıda bulunduk ‘madem öyle bir şey varsa gereğini yapın’ diye. O da TRT’de yaptığı bir açıklamada ‘gereğini yapacağız’ dedi. Gözaltına alınmamız için talimat verildi ancak bizi ve verdiğim hukuk mücadelesini tanıyanlar buna engel oldu.”

Mahsum Batı: “Diyarbakır Barosu’nu hizaya getirmeye çalışıyorlar”

Avukat Mahsum Batı ise Avukatlık Yasası’nın barolara insan haklarını koruma ve kollama görevi verdiğini belirterek, “Bu dava ile Diyarbakır Barosu’nu hizaya getirmeye çalışıyorlar ama bunu başaramayacaklar” dedi. 

Avukat Cihan Ülsen ise haklarında hazırlanan iddianamenin ibretlik bir iddianame olduğunu işaret etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortada bir suç ithamı olmadığı gibi bir suç da yoktur. Hakkımızda açılan bu davalar göstermiştir ki saat kuleleri hala yanlış. Burada meslek hayatı boyunca hukukun sınırları içerisinde kalmanın mücadelesini verdiği apaçık olan bir grup insanın, hukukçunun içine düştüğü durum da tam olarak böyledir. Bütün gayeleri insan hak ve özgürlüklerine yapılan müdahalelere karşı durmak, yapılan haksızlıkları tespit ve ifşa etmek, varsa bu haksızlıklardan doğan zararları telafi etmek olan hak savunucuları için bu ithamlar toplumun adalet duygusuna düşürülmüş en büyük gölgelerden biridir.” 

Avukatlar Velat Alan, Neşet Girasun ve Ahmet Dağ da suçlamaları reddederek, beraatlerini talep etti.

Dört avukat Şubat’ta savunma yapacak

Ardından sırayla savunma yapan avukatlar, müvekkillerinin ifade özgürlüğü haklarını kullandıklarını vurguladı. Bu konuda AİHM, AYM ve Yargıtay’ın içtihatlarına atıfta bulunan avukatlar, davaya konu edilen açıklamaların suç unsuru taşımadığını ifade ederek müvekkillerinin beraatini talep etti. 

Yaklaşık 4 saat süren duruşmanın ardından kısa bir ara veren mahkeme, ifadesi henüz alınmayan 4 avukatın ifadelerinin bir sonraki celse alınmasına karar verdi. 

Davanın bir sonraki duruşması 17 Şubat 2021 tarihinde görülecek.