Dava İzleme

Figen Yüksekdağ ile birlikte 7 HDP’li vekilin yargılandığı Silvan Davası Ocak ayına ertelendi

FERHAT PARLAK*

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ,  HDP eski Grup Başkan Vekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel ile milletvekilleri Altan Tan, Ahmet Yıldırım, Ertuğrul Kürkçü, Mehmet Ali Aslan ve Saadet Becerikli’nin “görevi yaptırmamak için direnmek”, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla yargılandıkları davanın üçüncü duruşması Silvan Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkeme, duruşmaya katılan Çağlar Demirel ile SEGBİS ile bağlanan İdris Baluken’in savunmalarını aldıktan sonra dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için davayı 26 Ocak 2023’e erteledi.

Cezaevinden SEGBİS ile duruşmaya bağlanması beklenen Figen Yüksekdağ, başka bir davanın duruşması olduğu için mahkemeye mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılamadı.  

Cezaevinden SEGBİS ile bağlanan İdris Baluken savunmasında, “O dönem yapılan hukuksuz sokağa çıkma yasakları nedeniyle Silvan halkının yaşam ve barınma hakkı gibi birçok hayati öneme sahip hakları ellerinden alınmıştır. Ben ve diğer arkadaşlarımız Diyarbakır Milletvekili olarak Silvan halkının sesini duyurabilmek için, yanlarında olabilmek için olay günü Silvan’a gelmiştik. Heyet halindeydik. O gün itibariyle milletvekiliydim. Aynı zamanda grup başkan vekiliydim ve Barış Heyeti’nde bulunmaktaydım. Olayların olduğu zaman yasama dokunulmazlığımız mevcut idi. Dolayısıyla bu olaylar nedeniyle yargılama yapılamaz. Bu, bir siyasi tartışma konusudur. Biz bunu TBMM’de sürekli olarak dile getirdik. Olay günü Silvan’da sokağa çıkma yasağı olan mahalleler için herhangi bir tabela veya işaret bulunmamaktaydı. Anayasada güvence altında olan haklarımız için sesimizi duyurmaya çalıştığımız sırada güvenlik güçleri tarafından orantısız güç ve şiddet kullanılmıştır. Hatta Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ da ölümden dönmüştür. O gün herhangi bir şekilde güvenlik güçlerine saldırı olmamıştır. Aksine bu yargılamalar yapılacak ise güvenlik güçleri yargılanmalıdır. Zira orantısız güç ve şiddet kullanılmıştır. Ben o gün kaymakam ve Diyarbakır Valisi ile sürekli irtibat halinde bulunup verimli bir çalışma yaptım. Hatta olaydan sonra da yine kaymakam ve vali ile irtibata geçip gerilimi azaltmak adına diyalog yürüttük. Herhangi bir şekilde güvenlik güçlerine karşı mukavemetimiz olmamıştır. Zaten o dönem milletvekiliydik. O dönem Silvan’da halkın yaşam hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı, iletişim hakkı ve eğitim hakkı başta olmak üzere anayasal güvence altına alınan hakları neredeyse tamamen askıya alınmıştı. İnsanlar dışarıya çıkamıyordu. Çocuklar eğitime gidemiyordu. Bebeklere mama dahi alınamıyordu. İnsanlar neredeyse evlerine hapsolmuştu. O nedenle mağduriyeti yaratan bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu tüm kamuoyuna göstermek istedik. Söz konusu sokağa çıkma yasağı sınırları belli olan bir yasak durumu değildir. Diyarbakır’ın bazı yerlerinde iki yılı aşkın bir süre sokağa çıkma yasağı oldu. Birkaç gün olsaydı biz demokrasi ve diplomasi yoluyla en azından mağduriyetleri giderirdik. Ben aynı zamanda dönemin İçişleri Bakanı ve Kamu Güvenliği Müsteşarıyla da sürekli irtibattaydım. Çözüm bulmak isterken şiddet olayları meydana geldi. Güvenlik güçleri orantısız güç kullanırken biz orada ne Silvan halkının ne de güvenlik güçlerinin burnu kanamasın diye aracılık yapmaya çalışırken iddianamede olaylar çarpıtılmıştır. Dönemin Silvan Kaymakamı ve Diyarbakır Valisi ile gerekirse görüşülerek bu durum teyit edilebilir” ifadelerini kullandı.

Baluken’in savunmasının ardından tutuksuz yargılanan Çağlar Demirel söz aldı. Demirel savunmasında: “Avukatımın da beyan ettiği gibi öncelikle bu yargılamalarla ilgili AİHM’de hak ihlali kararı verilmiştir. Benim Diyarbakır’daki bazı dosyalarımda Bakanlık süreci takip etmektedir. Yargılamanın durdurulması kararı verilip verilmediğini takip etmektedir. AİHM tarafından verilen Encü ve diğerleri v. Türkiye kararlarında da belirtildiği üzere bugün bu yargılamaların yapılmıyor olması gerekir. Dosyaların düşmesi gerekir. O gün yaşananları anlatabilmek için öncelikle o günü anlamak lazım. Ben de İdris Başkan gibi Diyarbakır Milletvekili olduğum için Silvan’da yaşananları ayrıntısı ile biliyorum. Ucu açık olan bu sokağa çıkma yasağı nedeniyle Silvan halkı çok fazla eziyet çekmiştir. Hastalar ilaç kullanamamıştır. İnsanlar dışarı çıkamamıştır. İnsanlar ailelerini görememiştir. Merak etmiştir. Yemek ihtiyaçlarını dahi karşılayamamıştır. Bizim de bölge milletvekilleri olarak insanların mağduriyetlerini gidermemiz gerekiyordu. O gün biz, milletvekili olarak Silvan’a geldik. Amacımız Silvan halkının mağduriyetlerini kamuoyuna yansıtmak, mağduriyetleri yerinde görmek ve de sorunlara çözüm bulmaktı. Bu hususta biz Meclis’te de birçok kez mağduriyetleri dile getirdik. İktidarla tartıştık. Ancak bir çözü üretilmedi. Aslında bu tartışmaların yapılacağı yer meclistir. Bu bir siyasi tartışmadır. Yargılama konusu olmamalıdır. İddianamede herhangi bir şekilde çözüm için iletişime geçilmediği yönünde iddialar bulunsa da İdris Başkanın da belirttiği gibi o gün gün boyu kaymakam ve vali ile irtibat halindeydik. 12 Kasım’daki olaylarda Eş Başkanımız Figen Yüksekdağ’ın kafasına gaz mermisi isabet etmiştir. Bunu atan kolluk güçlerinin kim olduğunu bilmiyoruz. Tespit edilip edilmediğini bilmiyoruz. Ancak onlar yargılanmıyor. Biz yargılanıyoruz. O gün bizim yaşam hakkımız elimizden alınmak istendi. Ölmeyince bize gözdağı vermek için bu şekilde yargılanıyoruz. Ertesi gün insanlar aileleri ile görüşmek istiyordu. İletişim kurmak istiyorlardı. Biz sayısız telefon aldık. Kaymakam Bey ile bu durumu görüştük. Silvan Kaymakamı da bize bir yer gösterdi. Orada görüşülebileceğini iletti. Biz oraya heyet halinde ve orada yakını olan insanlarla birlikte gittik. O ara kurşunlar kafamızın üzerinde uçuşmaya başladı. Kim attı o anda göremedik. Biz milletvekiliyiz diye bağırmamıza rağmen kurşun atılmaya devam edildi. Buna ilişkin görüntüler mevcuttur. Şu an mahkemeye göstermek istiyoruz. Daha sonra Silvan Kaymakamı tekrar bizim yanımıza telaşlı bir şekilde geldi. Herhangi bir şey oldu mu diye sordu. ‘Beni de yanlış yönlendirdiler arkadaşlar’ dedi. Ancak bu ‘arkadaşlar’ kimdi neydi hala açığa çıkmadı. Bizim tek amacımız, Silvan halkının yaşamını devam ettirebilmesi için ucu açık sokağa çıkma yasaklarının son bulmasıydı ve halkın dertlerini dile getirmekti. Sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlerde yaşamını yitirenler oldu. Bunlardan biri de İsmet Gezici isimli kadındır. Sokağa çocuğu çıktığında onu geri almak için dışarı çıktığında keskin nişancılar tarafından vurulmuştur. Kendisi bir annedir, bir kadındır. Aynı zamanda sokağa çıkma yasağının olmadığı bir kahvede zırhlı bir araç tarafından kahvede bulunan Mehmet Gündüz isimli şahısta vurulmuş ve yaşamını yitirmiştir. Zırhlı aracın plakasını verdiğimiz halde bugün onların yargılanması söz konusu değildir. O günkü Silvan Kaymakamı da bu süreci yakından takip etmiştir. Görüşmelerimize şahit olmuştur. Bu nedenle dönemin kaymakamının da tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz. İddianamede müzakere yapılmadığı belirtilmiş ise de biz üst düzeyde müzakerelerde bulunduk. Bunun tanığı da o günkü kaymakamdır.” 

Savunmaların ardından söz alan iddia makamı ise eksik hususların giderilmesini talep etti.

Mahkeme, Figen Yüksekdağ’ın bir sonraki celsede SEGBİS üzerinden hazır edilmesi için talimat yazılmasına, İdris Baluken’in talebi doğrultusunda duruşmalardan vareste tutulmasına, diğer sanık milletvekillerinin beyanlarının alınabilmesi için yazılan talimatların dönüşünün beklenmesine ve Çağlar Demirel’in dönemin kaymakamının dinlenmesi talebinin beyanlar alındıktan sonra değerlendirilmesine karar vererek davayı 26 Ocak 2023 tarihine erteledi.

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş, MLSA’ya atıf ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.