- Gazeteci Elif Akgül ve siyasetçi Mehmet Saltoğlu, Halkların Demokratik Kongresi faaliyetlerine katıldıkları gerekçesiyle “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandıkları davada beraat etti.
- Savcılığın ceza talebine karşılık, mahkeme her iki sanık hakkında da yeterli delil bulunmadığına hükmetti; dava sürecinde ifade özgürlüğü ve haberleşme hakkı ihlali iddiaları öne çıktı.
Semra Pelek
Gazeteci Elif Akgül ve siyasetçi Mehmet Saltoğlu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) faaliyetleri gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandıkları davanın üçüncü duruşması, 19 Ocak’ta İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saat 10.45’te başlaması beklenen duruşma, iş yoğunluğu gerekçesiyle saat 12.38’de başladı.
Savcılık makamı, bir önceki duruşmada sunduğu esas hakkındaki görüşünü tekrar ederek sanıklar hakkında ceza istedi. Bunun üzerine gazeteci Elif Akgül, savunmasına başladı.
Akgül: “İfade ve toplanma özgürlüğü ihlal edildi”
Akgül, iddianamenin Anayasa ile güvence altına alınan ifade ve toplanma özgürlüğünü ihlal ettiğini, mütalaanın da bu ihlali tekrar ettiğini ifade etti. HDK hakkında herhangi bir yasaklama kararı bulunmadığını vurgulayan Akgül, savcının bu konuda yeterli araştırma yapmadığını ve görevini kötüye kullandığını söyledi.
Dosyada yer alan telefon kayıtlarının yasa dışı yollarla, dönemin Fethullahçı polisleri tarafından elde edildiğini belirten Akgül, bu kayıtların yasak delil niteliğinde olduğunu ifade etti. “Bu haliyle iddianame ve mütalaa bir hezeyanlar silsilesidir. Ben gazetecilik yaptım, beraatımı talep ediyorum,” dedi.
Saltoğlu: “HDK kamuya açık bir oluşumdur”
Mehmet Saltoğlu ise HDK’nin demokratik bir yapıya sahip olduğunu ve herhangi bir yasa dışı örgüt ya da faaliyetle ilişkisinin bulunmadığını belirtti. Saltoğlu, “İddianamede buna ilişkin tek bir delil bile yok. Genel kurul konuk listesi gibi Excel dosyaları delil olarak sunulmuş. Oysa bu listeler kamuya açık etkinliklere ait belgeler,” dedi.
Sümeli: İddianame kopyala-yapıştır metin gibi
Akgül'ün avukatı MLSA Hukuk Birimi'nden Didare Hazal Sümeli, HDK’nin yasa dışı bir örgüt olmadığını, iddianamede HDK'nin "terör örgütü" olmakla suçlanan Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) bir devamı olarak kabul edilerek suçlandığını, oysa iddianamenin aksine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Aysel Tuğluk ve Selahattin Demirtaş kararlarında DTK'yi bir örgüt olarak tanımlanmadığını hatırlattı. “Öncelikle HDK’nın bir örgüt olup olmadığına dair bir tartışma mevcuttur. İddianamede, HDK’nın DTK’nın devamı olduğu ileri sürülüyor. Biz bu iddiayı kabul etmiyoruz. İddianamede terörle ilişkilendirilen HDK’nin eş başkanı Meral Danış Beştaş, geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı ile görüşmüştür. Bu kadar yasal bir oluşum nedeniyle müvekkilimizin yargılanması açık bir hak ihlalidir,” dedi.
Sümeli, dosyadaki dinlemelerin usule aykırı olduğunu ve bu durumun haberleşme özgürlüğünü ihlal ettiğini ifade etti. Ayrıca iddianamedeki HDK analizlerinin “Google ya da ChatGPT’ye yazılıp kopyalanmış izlenimi” verdiğini, bu tespitlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Avukat Tora Pekin de savcının Aysel Tuğluk hakkındaki Yargıtay kararını yanlış yorumladığını ifade etti. Pekin, “Yargıtay DTK hakkında terör örgütüdür dememiştir. Savcı, yalnızca Yargıtay kararında atıf yapılan bir polis fezlekesini kararmış gibi almıştır,” dedi. Pekin, HDK’nin yasa dışı bir yapı olmadığına dair birçok mahkeme kararı bulunduğunu vurguladı.
“Anayasal haklarımıza sahip çıkılmasını istiyoruz”
Elif Akgül, son sözleri sorulduğunda davanın ifade ve toplanma özgürlüğüne saldırı olduğunu belirterek, “Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, 10 yıl önce çeteciler tarafından yapılan dinlemelerle suçlanmak istemiyorum. Anayasal haklarıma sahip çıkılmasını istiyorum,” dedi. Saltoğlu da yaşamı boyunca seçilmiş bir kişi olarak yasal siyaset yaptığını söyledi ve beraatini talep etti.
Mahkeme, her iki sanığın da suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığına hükmederek Elif Akgül ve Mehmet Saltoğlu hakkında beraat kararı verdi.

