Dava İzleme

Gazeteci Müyesser Yıldız 5 ay sonra tahliye edildi

Ankara – 11 Haziran 2020 tarihinden bu yana Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız, haber kaynağı astsubay Erdal Baran ve tutuksuz yargılanan Tele1 TV Ankara Temsilcisi İsmail Dükel hakkında zincirleme şekilde “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri açıklama” (TCK 329) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Askeri casusluk suçlamasıyla beş ay önce tutuklanan gazeteci Yıldız, bugün görülen ilk duruşmada yurt dışı çıkış yasağı ile tahliye edildi. Mahkeme davaya 6 Ocak 2021 tarihinde devam edilmesini kararlaştırdı.

Yıldız, Dükel ve Baran 8 Haziran 2020 tarihinde gözaltına alınmıştı. 11 Haziran günü Emniyet’teki sorgularının ardından sevk edildikleri sulh ceza hâkimliği Dükel’in adli kontrol şartı ile tahliyesine, Baran ve Yıldız’ın ise tutuklanmasına karar vermişti.  

Bugün görülen duruşmayı aralarında Bülent Tezcan, Erdoğan Toprak, Tekin Bingöl, Yaşar Tüzün, Gülizar Biçer Karaca, Ali Haydar Hakverdi, Aylin Nazlıaka, Mustafa Balbay’ın aralarında bulunduğu çok sayıda CHP milletvekili takip etti.

Yaklaşık 200 kişilik salonda görülen duruşmayı sanıkların yakınları da takip etti. 5 aydır tutuklu olan gazeteci Yıldız salonda alkışlarla karşılandı.

Baran: “Gizli bilgilerin olduğu yazıları görmedim”

Duruşma sanıklardan astsubay Erdal Baran’ın savunmasıyla başladı. Baran, tarafına yöneltilen suçlamaları reddederek “Gizli bilgilerin olduğu yazıları hiç görmedim. Konumum gereği görmem çünkü ikmal astsubayım” dedi. Baran, 10 yıldır bipolar tedavisi gördüğünü, şizofreni ilaçları kullandığını belirterek, “Bu rahatsızlığım nedeniyle yapmadığım şeyleri yapmışım gibi anlatıyorum” dedi.

Mahkeme başkanı Halit Kılıç, Baran’a suçlama konusu yapılan telefon tapelerindeki konuşmaları sordu. Baran bu konuşmaların kendisine ait olduğunu ancak konuşmaların içeriklerinin çoğunlukla basına yansıyan bilgilerden oluştuğunu veya uydurma olduğunu söyledi. Baran, “Kendimi önemli göstermek için söylediğim şeylerdi” diye konuştu.

Mahkeme başkanı Baran’a Müyesser Yıldız’ın neden kendisine Libya’ya gidecek komutanın kim olduğunu sorduğu sorusunu yöneltti. Salondaki seyircilerin “Gazeteci sorar” diye tepki göstermesi üzerine başkan, seyircilerin ses çıkarması durumunda salondan çıkarılacağını söyledi.

Yıldız: “Bu bir iddianame değil, intikamname”

Baran’ın ardından Müyesser Yıldız savunma için söz aldı. Yıldız savunmasına “yargılanmamıza sebep olan bir iddianame değil, bir intikamname” diyerek başladı ve herhangi bir savunma yapmayacağını söyledi. Ancak ailesi başta olmak üzere kendisine sahip çıkan insanlar için söyleyecekleri olduğunu ifade etti.

Yıldız’ın beyanlarından öne çıkan noktalar:

“Bu intikamnameyi önünüze geldiğinde layık olduğu yere, tarihin çöplüğüne göndermenizi dilerdim, ama yapmadınız. Oysa bunu kabul ettiğiniz gün, tensipte aldığınız kararlarla, o kâğıt yığınının ne kadar pervasızca derlendiğini tespit edip ortaya koyan sizlerdiniz. Ancak istenirse hâlâ bir fırsat var. Bizleri yargılamakla zaman geçirmek yerine, ‘Bak, seni hiçbir delil, belge olmadan ve hukuku ayaklar altına alarak tutuklayıp hapse attık. Sebebi de bazı büyüklerimizi rahatsız etmen’ mesajının verildiği bu intikamnameyi hazırlatanların peşine düşüldüğü takdirde, ülkenin güvenliği adına çok daha önemli bir hizmet yapılmış olunacaktır.”

“Polis müdürünün fezlekesinde, ‘Gazeteci kimliğini kullanarak, birçok şahıs ile irtibatlıdır’ diye yazılmış. Ne demek gazeteci kimliğini kullanarak? Gazeteciyim yahu, işim bu. İşimin birinci gereği de insanlarla görüşmek. Sanki gazetecilik kimliğimi kullanarak dolandırıcılık yapmışım!”

“Sınanmadığım bir canım kaldı”

“Bu meslekte işsizlikle de açlıkla da hapisle de sınandım. Sınanmadığım bir canım kaldı. Onunla da sınayabilirler, umurumda değil. Ama bırakın dirimi, benim ölümü bile haksızlık, hukuksuzluk, yanlışlık, ihanet karşısında susmaya, yani mesleğime, milletime, ülkeme ihanete kimse razı edemez. Yaklaşık 40 yıllık gazeteciyim. Bunun 10 yılında devlette görev yaptım. Önümden çok gizli bilgi, belge geçti. Devletin güvenliğinin ne olduğunu ve ne olmadığını iyi bilirim.

Devletin güvenliğini düne kadar Fethullah Gülen’in önünde el pençe divan duranlardan, İmralı’daki teröristbaşı ile görüşen ve görüşmek için sıraya girenlerden, askere, polise silah bıraktırıp teröristlere resmi geçit yaptıranlardan, bir başka ülkeye hizmet için yemin etmiş olanları büyükelçi atayanlardan, milli mücadeleden beri düşmanın hedefinde olan Türk ordusunu binbir kumpas, hile ve desise ile tasfiye edenlerden öğrenecek değilim.”

Yıldız, son söz olarak dokuz yıl önceki Odatv kumpas davasında söylediklerini tekrar edeceğini ifade etti:

“Bu siyasi bir davadır. Ne kadar yatacağımıza, ne zaman çıkacağımıza bizi aldıran irade en baştan karar verdiği için sizden herhangi bir talebim yoktur’ demiştim. Bunu aynen tekrarlıyor, sadece şunu eklemek istiyorum; elbette bir gün savunma yapacağım. Ama burada değil; bu intikamnameyi hazırlatan ve hazırlayanlar bağımsız ve tarafsız Türk mahkemelerinde yargılandıkları gün, en olmadı tarih önünde hesaba çekildikleri zaman, benim de bir çift sözüm olacaktır.”

Dükel: “Bir ülke gazetecisi kadar özgürdür”

Yıldız’ın ardından İsmail Dükel savunma yaptı. Dükel’in savunmasının ana hatları şöyle:

“Bir ülke gazetecisi kadar özgürdür. Demokrasisi basını kadar güçlüdür. Bugün buradayız ve yargılanıyoruz. 40 yıllık gazeteciyim. Bu ülkede bir bakan dün istifa etti. Söyleyen medya ile söyleyemeyen medya ortada. Bir gazetecinin neden yargılandığına buradan bakmak gerek belki de. Binlerce haber yaptım, bir tek haberimde tekzip yoktur. Neden? Çünkü bir haber geldiği zaman iki kez doğrulama yaparım. Eğer alamazsam kılımı kıpırdatmam. Erdal Baran arayıp soruyordu. Ben gazeteciyim, haber kaynaklarım olur. Bir gün olur siz olursunuz, bir gün savcı olur. Ben gazeteciyim ve bilgi almak zorundayım. Bu benim görevim. Bu suçlanacak bir durum değildir. Gazeteci olduğum için yargılandığımı düşünüyorum. Benden casus, vatan haini çıkmaz, vatanperver çıkar benden.”

Savcı tutukluluğun devamını istedi

Avukatların savunmalarının ardından duruşma savcısı söz aldı. Savcı, sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 327. maddesinde düzenlenen “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin etme” suçlamasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ve Yıldız ile Baran’ın tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti.

Savcı ayrıca soruşturmanın başlamasına sebep olan ihbar mektubunda imzası olan Durmuş Özkan’ın açık kimlik bilgilerinin tespit edilip edilmediğinin emniyete sorulmasını istedi.

Savcının mütalaasından sonra söz hakkı verilen Müyesser Yıldız, “Ben buraya kendimi kurtarmak için gelmedim. Devletin ve hukukun namusunu kurtarmak için geldim. Bu kadar konuşulduktan sonra takipsizlik kararı verip bunu yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunmadığınız sürece mütalaa ile ilgilenmiyorum,” dedi.

Erdal Baran da delillerin toplandığını belirterek kendisinin delil karartma riskinin olmadığını söyledi. Devlet memuru olduğunu hatırlatan Baran, tahliyesini talep etti.

Yıldız’a yurt dışı çıkış yasağı ile tahliye

Kısa bir aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Müyesser Yıldız’ın yurt dışına çıkış yasağı ile tahliyesine karar verdi. Mahkeme ayrıca İsmail Dükel’in savunması alındığı için karakola imza verme şeklinde uygulanan adli kontrolünün kaldırılmasına, yurt dışı çıkış yasağının ise devamına karar verdi. 

Mahkeme, Erdal Baran’a ait tape kayıtları ve Milli Savunma Bakanlığı’nın dosyaya gönderdiği yazıları göz önünde bulundurarak Baran’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Mahkeme ayrıca sanıklar hakkında savcının talebi doğrultusunda sanıklar hakkında TCK 327 uyarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 6 Ocak 2021 tarihinde görülecek.