Duruşma Haberleri

İtirafçı baskı altında ifadesinin alındığını söyledi, avukat Sezin Uçar tahliye edildi

İtirafçı baskı altında ifadesinin alındığını söyledi, avukat Sezin Uçar tahliye edildi
  • “MLKP üyeliği” suçlamasıyla yaklaşık altı aydır tutuklu bulunan avukat Sezin Uçar, ilk duruşmada “İddianameye yansıdığı şekliyle suçlamaları kabul etmiyorum. Bu zamana kadar mesleğimi yapmaktan gurur duyuyorum, eylem ve faaliyetlerimin arkasındayım” dedi.
  • Uçar hakkındaki iddianamede ifadelerine yer verilen tanık Mustafa Tezel ise “Ben böyle bir ifade vermedim” dedi, ifadesinin baskı altında alındığını söyledi. Mahkeme, Uçar’ın yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi.

Semra Pelek

İSTANBUL — “MLKP üyeliği” suçlamasıyla yaklaşık altı aydır tutuklu bulunan avukat Sezin Uçar’ın ilk duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Uçar, suçlamaları kabul etmedi. İddianamede ifadesine yer verilen tanık Mustafa Tezel ise Uçar’ı tanımadığını, suçlamalar hakkında bilgisinin olmadığını ve daha önce verdiği öne sürülen ifadeyi kendisinin vermediğini söyledi. Mahkeme, duruşmanın sonunda Uçar’ın yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi.

Duruşmayı İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Tehlike Altındaki Avukatlar Uluslararası Gözlemevi temsilcileri, çok sayıda avukat ve DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş izledi. İzleyici sayısının fazla olması nedeniyle 26. Ağır Ceza Mahkemesi salonunun yanı sıra 24. Ağır Ceza Mahkemesi salonu da duruşmayı takip etmek isteyenlere açıldı.

Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu bulunan Uçar duruşma salonuna getirildi. Mahkeme heyetindeki değişiklik açıklandıktan sonra Uçar’a yöneltilen suçlama ve üç sayfalık iddianame özetlendi. İddianamenin, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan 13 kişinin ifadelerine dayandığı belirtildi.

“Suçlamaları kabul etmiyorum”

Uçar, savunmasına başlarken altı aylık tutukluluğu boyunca kendisine destek veren meslektaşlarına ve hukuk örgütlerine teşekkür etti.

İddianamede yer alan suçlamaları kabul etmediğini söyleyen Uçar, “İddianameye yansıdığı şekliyle suçlamaları kabul etmiyorum. Yoksa bu zamana kadar mesleğimi yapmaktan gurur duyuyorum, eylem ve faaliyetlerimin arkasındayım” dedi.

Uçar, mesleki faaliyetlerinin suçlama konusu yapıldığını belirterek bunları suçlama olarak kabul etmediğini söyledi. 20 yıldır İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olduğunu söyleyen ve Çağlayan Adliyesi önünde yapılan basın açıklamalarının dahi suçlama konusu edildiğini söyleyen Uçar, sosyalist bir kadın avukat olarak toplumsal davaları takip ettiğini belirtti.

“Adalet mücadelesini sadece adliye salonlarından ibaret görmüyorum. Hak ve özgürlük mücadelesini avukatlığın temel faaliyeti olarak görüyorum” diyen Uçar, iddianamenin itirafçı ifadelerine dayandığını söyledi.

Uçar, son dönemde siyasi davalar ile avukatlara yönelik davalarda itirafçı ifadelerinin kullanıldığını belirterek, bu ifadelerin delil olarak kullanılmasına itiraz etti.  

“Korktuğu için başkalarını suçlayan kişilerin beyanları delil olamaz”

Uçar, etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin beyanlarının güvenilirliğinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kişilerin ifadeleriyle yargılandığını belirten Uçar, “Korkaklığın esaretiyle önüne konmuş belgeleri imzalayan, kişiliğini kaybetmiş insanların” iddialarıyla yargılanmayı kabul etmediğini söyledi.

Korkmanın insani bir duygu olduğunu belirten Uçar, “Ama korktuğu için başkalarını yalan söyleyerek suçlayan kişilerin beyanlarının delil olarak kullanılmasını kabul etmiyorum, bunu hukuki ve etik bulmuyorum” dedi.

Uçar, Yargıtay’ın itirafçı veya etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin beyanlarının değerlendirilmesine ilişkin kararlarını da hatırlattı.

“Şifreyi paylaşmayacağım”

Duruşmada hâkim, Uçar’ın bilgisayarındaki güvenlik kodu nedeniyle cihazın imajının alınamadığını belirterek şifresini mahkeme ile paylaşmayı düşünüp düşünmediğini sordu. Uçar, mesleki ve özel hayatının mahremiyeti nedeniyle şifresini paylaşmayacağını söyledi. Bunun hukuken de doğru olmadığını belirtti.

Uçar ayrıca Bakırköy Cezaevi’nde 35 kişilik kapasitesi bulunan koğuşta 60 kişinin kaldığını, bir yatakta iki kişinin uyuduğunu söyledi. Koğuşta gazeteciler, NATO Zirvesi öncesinde tutuklanan kişiler, meslektaşları ve toplumsal özgürlük mücadelesinde yer alan kişilerin bulunduğunu anlattı.

Tutuklanacağını bilmesine rağmen iş seyahati için gittiği Fransa’dan döndüğünü belirten Uçar, “Önemli olan benim özgürlüğüm değil ama vereceğiniz karar önemli” dedi.

Uçar, kaçma veya delilleri karartma şüphesinin bulunmadığını belirterek tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Tanık: “Bilmiyorum, hatırlamıyorum”

Duruşmada Uçar hakkındaki iddianamede adı geçen tanık Mustafa Tezel dinlendi. Tezel, Uçar’ı tanımadığını söyledi. Uçar’a yöneltilen “MLKP üyeliği” suçlaması hakkında ne bildiği sorulan Tezel, “Bilmiyorum” dedi.

Tezel, daha önce verdiği iddia edilen ifadeyi de hatırlamadığını söyledi. Bunun üzerine hakim, Tezel’in soruşturma aşamasında verdiği belirtilen ifadeyi duruşma salonunda okudu. Tezel, okunan ifadeye ilişkin “Ben böyle bir ifade vermedim, ifade doğru değil” dedi.

Uçar'ın suçlama konusu yapılan Google Meet toplantısına katılıp katılmadığı da Tezel'e soruldu. Tezel, “Sanığın toplantıya katılıp katılmadığını da hatırlamıyorum. Ben nereden bileyim?” diye cevap verdi.

Uçar’ın avukatı, Tezel’e daha önce örgüt suçundan yargılanıp yargılanmadığını ve ifade işlemi sırasında baskıya maruz kalıp kalmadığını sordu. Tezel, daha önce örgüt suçundan yargılandığını belirterek, “Bu ifade alınırken bana baskı yapıldı” dedi.

Savcılık tutukluluğun devamını istedi

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da duruşmada savunma yaptı. Kaboğlu, savunmanın esasına girmeyeceğini ve anayasa hukukçusu olarak Uçar’ın tutukluluğuna ilişkin değerlendirme yapacağını söyledi. Anayasa’nın 19. maddesine dikkat çeken Kaboğlu, tutuklamada ölçülülük ilkesinin gözetilmesi gerektiğini belirtti.

Uçar’ın avukatlarından Serhat Çakmak ise dava dosyasının mükerrer olduğunu söyledi. Çakmak, Uçar hakkında aynı suçlamalarla devam eden başka bir dosya bulunduğunu belirterek yeni bir delilin mutlaka yeni bir soruşturmayı gerektirmediğini ifade etti.

Çakmak, bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesinde düzenlenen tutuklama koşullarının oluşmadığını savundu. CMK 100, tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve tutuklama nedeninin bulunmasını öngörüyor.

Duruşma savcısı ise Uçar’ın tutukluluğunun devamını talep etti.

Mahkeme heyeti kararını vermek üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından Uçar’ın yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak tahliye edilmesine karar verildi. Duruşma 19 Ocak 2026, saat 14.15’e ertelendi.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.