- Tarlabaşı Toplum Merkezi’nin kapatılması talebiyle süren davada, hak örgütlerinin davaya katılma talepleri mahkeme tarafından reddedildi.
- Mahkeme, aynı gerekçelerle açılan ceza davasının sonucunu bekleyeceğini belirterek fesih davasını bir kez daha erteledi.
MLSA - Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (bilinen adıyla Tarlabaşı Toplum Merkezi - TTM) hakkında “kanuna ve ahlaka aykırılık” iddiasıyla açılan fesih davasının duruşması 21 Ocak 2026’da İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı TTM gönüllüleri, hak savunucuları ve diplomatik temsilciler izledi.
Duruşmada söz alan bazı kurum temsilcileri, davanın kadın ve çocuk hakları alanında çalışan tüm sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini etkileyebileceğini belirterek, TTM’nin bu alandaki çalışmalarının kamu yararı taşıdığını ifade etti.
Dava kapsamında daha önce fer’i müdahillik talebinde bulunan Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Sulukule Gönüllüleri Derneği, İzmir Şehir Plancıları Odası, İnsan Hakları Derneği, İstanbul Barosu, İzmir Barosu, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadının İnsan Hakları Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) gibi kurumların tüm müdahillik talepleri mahkeme tarafından ayrı ayrı reddedildi.
Mahkeme, TTM yöneticileri hakkında açılan ve İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden ceza davasının sonucunun beklenmesine karar vererek, derneğin davanın derhal reddi yönündeki talebini kabul etmedi. Mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasının 16 Eylül 2026 saat 10.00’da görülmesine karar verdi.
Ne olmuştu?
Haziran 2021’de sosyal medyada TTM’nin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair faaliyetleriyle ilgili başlatılan karalama kampanyalarının ardından dernek hakkında çeşitli idari denetimler gerçekleştirildi. Bu sürecin devamında TTM’ye karşı iki ayrı dava açıldı. 2021 yılında açılan “yokluğun tespiti” davası Mayıs 2024’te reddedildi; karar istinaf sürecinde. Şubat 2022’de açılan fesih davası ise halen sürüyor. Ayrıca Dernekler Kanunu’na muhalefet iddiasıyla dernek yöneticileri hakkında ceza yargılamaları da devam ediyor. Ekim 2024’te ise dernek merkezi “ruhsatsız eğitim faaliyeti” gerekçesiyle mühürlenmişti. TTM’nin bu idari işlemlere yönelik itiraz süreci henüz sonuçlanmadı.
Duruşma öncesi adliye önünde açıklama: “TTM Tarlabaşı’na geri dönsün”
Duruşma öncesinde Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen TTM gönüllüleri ve hak savunucuları, kamuoyuna yönelik bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, uzun süredir devam eden yargı sürecine tepki gösterilerek, “Uzatılan yargılamalarla bizi pes ettirmeye çalışanlara inat, mücadelemizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz” denildi. Katılımcılar, TTM’nin Tarlabaşı’ndaki faaliyetlerine yeniden başlayabilmesi için çağrıda bulundu: “TTM Tarlabaşı’na geri dönsün, Tarlabaşılı kadınlar ve çocuklar güvenli alanlarına kavuşsun.”
Açıklamada ayrıca, Aralık 2025’te İzmir’de “müstehcenlik” gerekçesiyle mahkeme kararıyla feshedilen Genç LGBTİ+ Derneği’ne yönelik kapatma kararına da değinildi. Katılımcılar, derneğe yöneltilen suçlamaların sanatsal paylaşımlara dayandığını belirterek, sivil toplum üzerindeki baskının giderek arttığını ifade etti. “Tüm sivil alanı amasız ve fakatsız olarak Genç LGBTİ+ Derneği ve TTM’yle dayanışmaya davet ediyoruz” çağrısı yapıldı. Açıklamada şu bilgiler verildi: "Türkiye’de hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin maruz kaldığı ihlaller ağırlaşarak devam ediyor. Derneklere kapatma davaları, dernek yöneticilerine ise ceza davaları açılıyor. 2021 yılından bu yana Türkiye'de en az 6 derneğe kapatma davası açıldı ve bunlardan 4’ü mahkeme kararıyla feshedildi.
Duruşma sonrası: “Bu dava yargı eliyle meşrulaştırılmak istenen bir taciz kampanyası”
Duruşma sonrasında konuşan TTM gönüllüleri ve destekçileri, mahkemenin ara kararlarına tepki gösterdi. Gönüllüler, fesih davasının uzun sürmesinin ve müdahillik taleplerinin reddedilmesinin TTM’nin faaliyetlerini fiilen durdurduğunu belirtti.
Açıklamada, “Bu duruşmayla TTM hakkındaki taciz kampanyasının yargı eliyle meşrulaştırılması çabalarının sürdüğünü bir kez daha gördük” ifadelerine yer verildi. TTM gönüllüleri, İçişleri ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarının davaya müdahil olmasını da eleştirerek, sivil toplum örgütlerinin hedef haline getirildiğini savundu.
Devam eden yargılamaların kamu kaynaklarının etkili kullanılmadığını gösterdiği öne sürülen açıklamada, “Asgari ücretin açlık sınırı altında açıklandığı Türkiye’de, kamu kaynakları yoksul kadın ve çocuklar için değil, onlarla çalışan bir derneği taciz etmek için harcanıyor” denildi.

