Haberler

Meslek örgütlerinden çağrı: İsmail Arı derhal serbest bırakılsın

Meslek örgütlerinden çağrı: İsmail Arı derhal serbest bırakılsın

 

 

 

 

 

 

  • Gazetecilik ve basın özgürlüğü örgütlerinin temsilcileri, tutuklu BirGün muhabiri İsmail Arı’nın derhal tahliye edilmesini ve beraat etmesini istedi.
  • Ortak görüş: Gözaltı, tutuklama ve yargılamalarla, özellikle de “gazetecileri etkilemeyecek” denilen TCK 217/A maddesi, eleştirel haberciliği baskı altına almak ve gazetecilik faaliyetlerini cezalandırmak için kullanılıyor.
  • Arı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “gizliliğin ihlali” suçlamalarıyla yargılandığı davada 5 Haziran’da, tutukluluğunun 75’inci gününde ilk kez hâkim karşısına çıkacak.

 

MLSA - Tutuklu BirGün muhabiri İsmail Arı’nın “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “gizliliğin ihlali” suçlamalarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 5 Haziran’da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Arı, tutukluluğunun 75’inci gününde ilk kez hâkim karşısına çıkacak.

Duruşma öncesinde gazetecilik meslek örgütleri, basın özgürlüğü kuruluşları ve medya temsilcileri MLSA’ya değerlendirmelerde bulundu. Temsilciler, Arı’ya yöneltilen suçlamaların gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklandığını belirterek tutukluluğunun sona erdirilmesi ve beraat etmesi çağrısı yaptı. Açıklamalarda, davada dayanak gösterilen Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 217/A maddesinin son yıllarda gazetecilere yönelik soruşturma ve davalarda sıkça kullanıldığına dikkat çekildi. Temsilciler, Arı hakkındaki yargılamanın yalnızca bir gazeteciyi değil, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını da ilgilendirdiğini vurguladı.

 

“Sorgusunda İsmail’e doğrudan ‘Neden yazdın?’ diye soruldu”

BirGün gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Bilge Gökdemir: “Çalışma arkadaşımız İsmail Arı, tutukluluğunun 75’inci gününde ilk kez yargı karşısında olacak. O gün İsmail’in serbest bırakılmasının ötesinde beraatını talep ediyoruz. Çünkü İsmail’in tutuklanmasına ve 8 yıla kadar mahkumiyetle cezalandırılması talebine dayanak oluşturan suçlama “Gazeteci” kimliği, mesleğini evrensel ilkelere uygun bir şekilde halkın haber alma hakkının gereğini yerine getirme gayreti... Bu iddia temelsiz değil, İsmail’e sorgusu sırasında suçlama konusu yapılan haberlerle ilgili doğrudan “Neden yazdın?” sorusu yöneltildi. 

Biliyoruz ki İsmail bugüne kadar yazdığı sayısız yolsuzluk, rüşvet, usulsüzlük haberleri ile siyasi çevrelerle de bağlantısı olan birçok ismin tekerine çomak soktu. Halkın vergileriyle oluşan kaynakların iktidara yakın bazı isimlere nasıl aktarıldığını yazdı, bürokrasiye hakim olan nepotizmi belgeleriyle ortaya koydu, yaptıkları çürük binalarda yüzlerce insanın öldüğü müteahhitlerin peşine düştü, kamu kurumlarını iktidar partilerinden isimlerin yakınlarının sahte belgelerle nasıl soyduğunu gözler önüne soktu. 

Haberciliği halk için yaptı, açılan onlarca soruşturma ve davaya karşın geri adım atmadı. Her şeye karşın yazdı, yazmaya devam edecekti, yazdıklarını suçlama konusu yapıp, yazacaklarını engellemek istediler. İsmail’i, TCK’nın dezenformasyon suçunu düzenleyen 217’nci maddesini dayanak oluşturarak mahkum etmek istiyorlar. Yani ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması...

İsmail yalan değil, doğru olan bilgiyi alenen yaydı, mutlaka bir gün aramıza dönecek, bilgisayarının başına oturacak ve haberciliği bugüne kadar yaptığı gibi yine halkın habere ulaşması için sürdürecek. Bu yaşananlar da ismini basının onur sayfalarına yazacak.”

“Asıl hedef, eleştirel gazetecilik”

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: “İsmail Arı hakkındaki iddianamenin inandırıcılığı yok. Zira iddianamede bırakın suçlamaların kanıtını, İsmail Arı’nın ‘halkı yanılttığını’ öne sürdükleri, sözlerinin, haber ve paylaşımlarının neresinin gerçeğe aykırı olduğunu söylememişler.  Söyleyemezler de… Çünkü hepsi gerçek… 

İsmail Arı’nın, Yunus Emre Vakfı’nın naylon faturalarla 400 milyon lira soyulduğu haberi, vakıf yöneticileri hakkında dava açılmasıyla kanıtlandı. Suç bunun neresinde? İsmail Arı’nın, Erdoğan ailesinin TÜGVA, TÜRGEV ve İlim Yayma Cemiyeti başta olmak üzere birçok vakfın yönetim kurulunda yer aldığı, bu vakıfların kamu kaynaklarından desteklendiği sözleri de gerçek!  İsmail Arı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesine yurt inşa edilmesi için ayrılan alanda kültür varlığı olarak tescilli iki yapının bulunduğu da doğruydu!

Belli ki, doğrulanmış söz, haber ve paylaşımları üzerinden dava açmanın amacı, İsmail Arı’yı susturmak. Hedef, toplumu yanlış haberlerden korumak değil, eleştirel gazetecilik. Onun için de daha yargılama olmadan peşinen ceza verdiler, iki aydır hapiste yatırıyorlar arkadaşımızı.”

“Gazeteciliğin suç olmadığı demokrasiler istiyoruz”

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç: "Gazeteciliğin suç olamayacağı demokrasilerde, nicedir gazeteci avına çıkıldığına tanığız. Halka hakikati haber yoluyla aktarmak gazetecilikte asıl görevdir.

Görevini hakkıyla yerine getiren gazeteci İsmail Arı'nın gerçeği yayması istenmedi ve suç üretilerek aylardır tutsak edildi. Anayasanın ve yasaların teminatı altında çalışan gazetecilerin suç üretilerek tutuklanmalarından artık vazgeçilmelidir.

İsmail Arı'ya derhal özgürlük istiyoruz. Yasaklarla, korkutmalarla, otosansürle demokrasiler yaşatılamaz."

"İsmail Arı özgür bırakılmalıdır"

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş: "Aralarında TGC üyeleri İsmail Arı, Merdan Yanardağ’ın da bulunduğu 15 gazeteci bayramı cezaevinde karşıladı. Meslektaşımız ve üyemiz İsmail Arı yaptığı haberlerle TGC’den ödül almış bir gazetecidir. Ne yazık ki halkı bilgilendiren haberleri nedeniyle, 2022 yılında yürürlüğe giren ve kamuoyunda ‘Dezenformasyon Yasası’ olarak anılan düzenleme kapsamında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde yer alan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla karşı karşıyadır. Bu nedenle tutuklanmıştır.

Söz konusu yasal düzenlemenin yasalaşma sürecinde, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü bakımından doğurabileceği sakıncalara ilişkin uyarılarımızı defalarca kamuoyunun bilgisine sunmuştuk. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde de vurgulandığı üzere: ‘Gazeteci, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma ve kamuoyuna duyurma hakkına sahiptir.’

Yaptığı haberler nedeniyle suçlanan meslektaşımız İsmail Arı bir an önce serbest bırakılmalıdır. İsmail Arı’nın gazetecilik yapması engellenmemelidir. Dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan yasal düzenlemeler, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından olan basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü sınırlayıcı veya caydırıcı bir araç olarak uygulanmamalıdır. Evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda kamuoyunun doğru ve güvenilir bilgiye erişimini sağlamak amacıyla görev yapan ve çeşitli baskılarla karşı karşıya kalan İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve tüm meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz. Tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması konusundaki talebimizi bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. #GazetecilikSuçDeğildir.”

“Gazetecileri tutuklayarak topluma gözdağı veriyorlar”

Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Akarsu Çelik: “Başarılı meslektaşımız İsmail Arı, 22 Mart’tan bu yana tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nden gönderdiği mesajında 5 Haziran’da görülecek duruşması için şu çağrıyı yapmıştı: ‘Haber alma hakkınıza, gazeteciliğe ve demokrasiye sahip çıkmak için beni yalnız bırakmayın. Sadece kendimi savunmayacağım, aynı zamanda gazeteciliği savunacağım.’ Biz de meslektaşları, meslek örgütleri olarak orada İsmail Arı’nın yanında olacağız. 

Gazetecilerin yazdığı haberler nedeniyle siyasetçiler tarafından hedef gösterilmesinden, tehdit edilmesinden farklı bir aşamaya geçildi. Kamu yararına habercilik yapan, kamuoyunda ses getiren haberleriyle tanınan saygın muhabirler birer birer tutuklanıyor. Kaçma şüphesi bulunmayan, çağırıldığında gidip ifade verecek gazeteciler, evlerinden sabaha doğru gözaltına alınarak ağır bir suç işlemiş muamelesi görüyor. Tutuklanıyorlar ve iddianame yazılana kadar geçen tutukluluk süreci de bir çeşit cezalandırma aracı olarak kullanılıyor. İsmail Arı yaklaşık iki ay sonra hâkim karşısına çıkabilecek. Ortada kamu yararına haberleri dışında hiçbir somut suçlama olmadığı halde özgürlüğünden mahrum. İsmail Arı yazmasaydı halkın asla bilemeyeceği onlarca haber var. Biz biliyoruz ki arkadaşımız bu nedenle tutuklu. Ancak, bu mesleğin onurunu koruyan arkadaşlarımıza gözdağı vererek toplumu korkutmaya çalışanlar bilmelidir ki, gazeteciler asla susmayacak!”

“Yargı sopası son yıllarda TCK 217/A olarak karşımıza çıkıyor”

Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Kıvanç El: “İsmail Arı, son yıllarda Ankara’da yargı temelli haberleri ile dikkat çeken bir meslektaşımız. Kimi zaman depremde yakınlarını kaybedenlerin sesi olmuş kimi zaman bir kadının çığlığını topluma ulaştırmış bir meslektaşımız. Tarikatların karanlığını gün yüzüne çıkaran ve birçok kamu kuruluşundaki yolsuzluğu gündeme taşıyan bir isim. 

Tüm bunları yaptığınız zaman ne yazık ki ülkemizde doğal hedef haline geliyorsunuz. Bir yargı sopası hemen devreye giriyor. Bu sopa son yıllarda TCK 217/A olarak karşımıza çıkıyor. 

İsmail Arı’da soruşturma aşaması ve gözaltı süreçlerinde sadece haberleri önüne konuldu ve haberleri nedeniyle tutuklandı. Her ne kadar bugüne kadar yasa yapıcılar bu yasanın gazeteciliği hedef almayacağını söylese de bunun böyle olmadığını gördük. İsmail Arı gazetecidir, sadece gazetecilik yapmıştır ve bu nedenle tutukludur. Halkın haber alma hakkına vurulan bu darbeden tüm halkın haberinin olması gerekiyor. İsmail tutuklu iken aslında bu haber alma hakkından mahrum bırakılan tüm toplum tutuklanmıştır. Bu nedenle diyoruz gazeteciler hedef alınırken sadece o kişi değil, tüm toplum, haber alma hakkı, kamu çıkarını koruma adımları hedef alınıyor. Bu da temelden demokrasiye vurulan bir darbe haline geliyor. 

İsmail Arı’ya sahip çıkmak, gazeteciliğe sahip çıkmak, haber alma hakkına sahip çıkmak, gerçeklere ve doğrulara sahip çıkmaktır. İsmail’in yanındayız. Tahliye ve beraatini istiyoruz. Ortada bir suç yok, sadece haber var. İsmail’i geçici bir süre susturdular ancak çıkacak ve yine yazmaya devam edecek.”

“Türkiye’de sorun haberlerin yanlış olması değil, doğru olması”

DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu: “Türkiye’de iktidarın gazetecilikle kurduğu ilişki uzun zamandır hukukla değil, tahammülsüzlükle tanımlanıyor. Halkın gerçekleri öğrenmesini sağlayan gazeteciler ödüllendirilmek yerine cezalandırılıyor, kamu yararını gözeten haberler soruşturma ve dava konusu yapılıyor. Gazeteci İsmail Arı’ya verilen cezalar da bu baskı düzeninin son örneklerinden biridir.

Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını araştırmak, yolsuzluk iddialarını ortaya çıkarmak, siyaset-sermaye ilişkilerini sorgulamak ve kamu adına denetim görevi yürütmek gazeteciliğin temel sorumlulukları arasındadır. Ancak bugün Türkiye’de sorun haberlerin yanlış olması değil, doğru olmasıdır. Gerçekler ortaya çıktıkça iktidar ve etrafında kümelenen çıkar çevreleri haberlere yanıt vermek yerine gazetecileri susturmaya yönelmektedir.

Mahkemeler, soruşturmalar ve davalar giderek bir baskı aracına dönüştürülmekte; gazetecilere açıkça ‘Gerçekleri yazarsanız bedel ödersiniz’ mesajı verilmektedir. Oysa gazetecinin görevi iktidarı memnun etmek değil, halkı bilgilendirmek ve kamu gücünü kullananların hesap verebilirliğini sağlamaktır. Gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle yargılandığı bir ülkede yalnızca basın özgürlüğü değil, halkın haber alma hakkı da hedef alınmış demektir.

İsmail Arı’ya yönelik yargı süreci, bir gazetecinin şahsını aşan bir anlam taşımaktadır. Bu dava, araştıran, sorgulayan ve gerçekleri ortaya çıkaran tüm gazetecilere gözdağı verme girişimidir. Aynı zamanda yolsuzlukların, usulsüzlüklerin ve hukuksuzlukların görünmez kılınması çabasının bir parçasıdır. Bu nedenle mesele yalnızca bir gazetecinin değil, toplumun tamamının meselesidir.

İsmail Arı’nın yanında olmak yalnızca bir meslektaşla dayanışmak anlamına gelmez; halkın haber alma hakkını, ifade özgürlüğünü ve demokrasiyi savunmak anlamına gelir. Çünkü bugün hedef alınan bir gazeteci olabilir, ancak susturulmak istenen aslında gerçeğin kendisidir. Buna izin vermeyeceğiz.”

“Gazeteciliği suçlamanın bir suç olduğunu da anlatacağız”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu:  “Gazeteci, halkı yanıltıcı bilgi vermez. Verirse zaten gazeteci değildir. İsmail Arı için başından bu yana bunu söyledi gazeteciler ve basın meslek örgütleri. Gazetecinin sınırlarını bir polis fezlekesi, bir iddianame ya da bir hakim çizmez; bu sınırları gazeteciler, halkın haber alma hakkına hizmet etmek için kendileri belirler.

İsmail Arı bayram günü Tokat'ta ailesinin yanından alındı, Ankara'ya getirildi ve gece vakti sorgulanıp cezaevine kondu. O gece Ankara Adliyesi'ndeydim. Gazetecilerin ortak görüşü şuydu: Gazeteciliğe karşı yürütülen bu operasyon başka bir noktaya evriliyordu ve buna karşı daha güçlü dayanışma gerekiyordu: Daha fazla yan yana gelmek, daha fazla bir arada durmak, birlikte daha yüksek ses çıkarmak... 

Gazeteciler her dönemde baskı gördü, yargılandı ve tutuklandı. Ancak bugün gelinen noktada gazeteciliği suçlamanın başlı başına bir suç olduğunu söylemek gerekiyor. İsmail Arı’nın hangi haberi, hangi paylaşımı ya da hangi cümlesi suç? Bu gösterilmiyor. Buna karşılık bir gazeteciyi gece yarısı operasyonuyla alıp 24 saat içinde tutuklamak ortada duran bir gerçek.

İsmail, 5 Haziran’da hâkim karşısında kendisine ve mesleğine yöneltilen bu suçlamalara cevap verecek. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak tüm basın örgütleriyle birlikte duruşmada olacağız. Gazetecilik suç değildir derken, gazeteciliği suçlamanın bir suç olduğunu da anlatacağız.”

“Sorgulayan habercilik hedef alınıyor”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu: “Özellikle tarikatlar, inanç ve kamu yapılarının siyasi ve maddi çıkarlara alet edilmesini gündeme getirdiği için suçlu muamelesi yapılan ve kimilerince tehdit edilen İsmail Arı’nın tutukluluğu sorgulayan bir haberciliğin rahatsız ettiğini iyi gösteriyor. İsmail Arı’nın daha fazla tutuklu bırakılması da ancak şeffaflıktan korkanların bir dileği olabilir. Biz ise keyfi tutukluluğa bir an önce son verilmesini talep ediyoruz.”

“Ortada suç değil, gazetecilik faaliyeti var”

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret: “Türkiye'deki basın davalarının önemli bir bölümünde ne yazıktır ki kanunların keyfi biçimde yorumlandığına şahit oluyoruz; BirGün muhabiri İsmail Arı'nın halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamasıyla yargılanması da maalesef bu zincirin en son halkalarından biri. İddiaların temelinin Arı'nın gazetecilik faaliyetleri olması kenarda dursun, bu davanın hiç açılmamış olması gerekirdi. İlgili kanun metninde yayılacak o yanıltıcı bilginin halk arasında endişe ve paniğe yol açmış olması gerektiği belirtiliyor. Böyle bir durum var mı? Yok. 

Bu kanun yürürlüğe girdiğinden bu yana yargılanan ve bir kısmı cezaevine giren çok sayıda gazeteci gibi Arı da davaya konu olan haberciliği ile böyle bir etki yaratmadı. Bu demek ki ortada bir suç yok. Bu da demek ki gazeteci keyfi bir şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumda. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) olarak İsmail Arı'nın derhal serbest bırakılmasını ve eleştirel medyanın bu tip davalarla mağdur edilmesinin sonlanmasını istiyoruz.”

“İsmail’in ‘Beni yalnız bırakmayın’ çağrısına ses veriyoruz”

Akademisyen / IPI Türkiye Sekreterya Üyesi Uraz Kaspar: "Gazeteci arkadaşımız İsmail Arı, '70 gündür gazetecilik yapamayayım, yolsuzlukları ortaya çıkarıp hukuksuzlukları anlatamayayım diye cezaevinde tutuluyorum' sözleriyle hapsedilme gerekçesini bizzat açıklıyor. Meslektaşımızın kamu yararını gözeten bu kararlı duruşu, toplumun haber alma hakkına sahip çıkma iradesidir ve bu iradeyi susturmaya çalışanlara asla geçit vermeyecek, İsmail’in yanında olmaya devam edeceğiz.

İsmail Arı’nın yanındayız; arkadaşımızın haksız tutukluluğunun bir an önce son bulmasını istiyor ve bekliyoruz. İsmail'in 'Beni yalnız bırakmayın' çağrısına ses veriyor, Cuma günü görülecek duruşmada derhal tahliye ve beraatini talep ediyoruz. Gazeteciliğin suç olmadığını bir kez daha vurguluyor, meslektaşımızı en kısa sürede aramızda, haber peşinde görmek için dayanışmamızı sürdürüyoruz."

“Tutukluluk gazeteciler için cezalandırma aracına dönüşüyor”

MLSA Eş Direktörü Evin Barış Altıntaş: “BirGün muhabiri İsmail Arı, 22 Mart'tan bu yana yetmiş günü aşkın süredir tutuklu. Kendisine yöneltilen 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'gizliliğin ihlali' suçlamaları, bir programdaki yorumlarına ve sosyal medya paylaşımlarına, yani tamamen gazetecilik faaliyetine dayanıyor. Ortada tutuklamayı gerektirecek somut hiçbir gerekçe yok; olan, kamu kaynaklarının kullanımını haber yapmış bir gazetecinin aylarca özgürlüğünden yoksun bırakılması, haber için adeta cezalandırılması.

Mahkeme, tensip aşamasında adli kontrolü 'yetersiz' görerek tutukluluğun devamına hükmetti. Oysa tutukluluk bir cezalandırma aracı değildir. Türkiye'de maalesef gazetecilere yönelik tutuklu yargılama giderek bir susturma yöntemine dönüşmüş durumda; TCK 217/A da bu amaçla en sık başvurulan araçların başında geliyor.

Daha geçtiğimiz hafta, benzer suçlamalarla 90 gün tutuklu kalan DW muhabiri Alican Uludağ ilk duruşmasında tahliye edildi. İsmail Arı için de hukukun gereği bellidir: İlk duruşmada derhal tahliye edilmeli ve gazeteciliğin suç sayıldığı bu dava beraatle sonuçlanmalıdır. Aslında elbette böyle bir dosya hiç olmamalıydı. MLSA olarak dosyayı yakından takip ediyor, İsmail Arı'nın ve tutuklu tüm gazetecilerin özgür bırakılmasını talep ediyoruz.”





 

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.