MLSA ve aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri ile basın ve ifade özgürlüğü kuruluşları; aralarında haber sitelerinin ve gazetecilerin de bulunduğu onlarca sosyal medya hesabına ve haber sitelerine getirilen toplu erişim engellerini ve haber içerikleri gerekçe gösterilerek yürütülen tutuklamaları kaygıyla izlemektedir. Operasyonlar kapsamında tutuklanan gazeteci Tuğba Tekerek'in Gürcistan’daki LGBTİ+ hareketine ilişkin yaptığı bir haber gerekçe gösterilerek tek bir haber içeriği nedeniyle soruşturmaya dahil edilmesi, insan haklarına ilişkin haberciliğin doğrudan ceza soruşturmalarının konusu haline getirildiğini göstermektedir. Tekerek’in gazetecilik faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden alıkonulması, basın özgürlüğü ve toplumun haber alma hakkı bakımından ayrıca kabul edilemez.
12 Eylül 2026'da İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2026/9559 sayılı kararıyla; yirmi yılı aşkın süredir yayın yapan kaosgl.org LGBTİ+ haber portalı ile Velvele ve ÜniKuir'in haber siteleri dahil çok sayıda internet sitesine erişim engeli getirildi. Karar, gazeteci ve Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar'ın kişisel sosyal medya hesapları başta olmak üzere gazetecilerin, avukatların ve hak savunucularının hesaplarını da kapsamaktadır.
Aynı gece başlayan ev baskınlarından bu yana, aralarında 44 LGBTI+ hak savunucusunun bulunduğu 116 kişi gözaltına alındı; 82 kişi ise tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, bir LGBTİ+ organizasyonu olan Kaos GL'nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki yayınlar Türk Ceza Kanunu'nun 226. maddesindeki "müstehcenlik" suçlamasına gerekçe gösterildi; ancak soruşturma evrakında hangi içeriğin somut olarak suç oluşturduğu belirtilmedi. Baskınlarda gözaltına alınanların telefon, bilgisayar ve dijital materyallerine el konularak gazetecilik kaynaklarının gizliliği ihlal edilmiştir. Cihazlarda yer alan haber kaynaklarıyla yazışmaların ve diğer hassas iletişimlerin açığa çıkması riski, gazetecilerin kaynaklarını koruma yükümlülüğünü ve gazetecilik faaliyetinin güvenliğini zedelemektedir.
Soruşturmaya konu edilen içeriklerin önemli bölümü haber içerikleridir. Bir haber sitesinin yayınlarının, tek bir somut içerik gösterilmeksizin topluca "müstehcenlik" olarak nitelendirilmesi, gazeteciliğin kendisinin suçlaştırılması anlamına gelir. LGBTİ+'ların yaşadığı hak ihlallerini haberleştirmek gazetecilik faaliyetidir; ayrımcılığa uğrayan toplulukların sesini duyurmak basının asli işlevlerindendir.
Haber sitelerinin topluca erişime engellenmesi yalnızca gazetecileri değil, Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan toplumun haber alma hakkını hedef almaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihadı, gerekçesiz ve toplu erişim engellerinin sansür niteliği taşıdığını ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini defalarca ortaya koymuştur. Benzer toplu engellerin 2026 Onur Ayı'nda da uygulanmış olması, karşımızdaki tablonun münferit bir adli işlem değil, belirli bir alandaki haberciliği susturmaya yönelik sistematik bir sansür politikası olduğu kaygısını güçlendirmektedir.
Bu erişim engeli dalgası, 13 Eylül 2026 tarihli Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla daha da genişlemiş; aralarında Evrensel gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri ve MLSA'nın da bulunduğu çok sayıda gazeteci, hak örgütü ve sivil toplum kuruluşunun sosyal medya hesapları erişime engellenmiştir. Kararın, LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucularına yönelik operasyonlarla eş zamanlı olarak uygulanması, erişim engellerinin yalnızca belirli içerikleri değil, farklı toplumsal kesimlerin haber alma, ifade ve örgütlenme kanallarını hedef alan daha geniş bir sansür pratiğine dönüştüğü yönündeki kaygıları artırmaktadır.
İmzacı kurumlar olarak yetkilileri;
- gazetecilik faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden alıkonulanları derhal serbest bırakmaya,
- haber sitelerinin, gazetecilerin ve sivil toplum kuruluşlarının hesaplarına yönelik erişim engellerini kaldırmaya,
- soruşturmaya ve erişim engellerine gerekçe gösterilen içerikleri ve hukuki dayanakları kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmaya,
- gazetecilerin cihazlarındaki haber kaynaklarına ilişkin verilerin korunmasını güvence altına almaya çağırıyoruz.
Gazetecilik suç değildir. Haber alma hakkı engellenemez.
Imzalayanlar
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği
Çağdaş Gazeteciler Derneği
PEN Norway
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)
Norveç Helsinki Komitesi
Türkiye Gazeteciler Sendikası
Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği (P24)

