Duruşma Haberleri

"Propaganda" ve "dezenformasyon" ile suçlanan İstanbul Barosu yöneticileri beraat etti

"Propaganda" ve "dezenformasyon" ile suçlanan İstanbul Barosu yöneticileri beraat etti

  • İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında “terör propagandası” ve “yanıltıcı bilgi yaymak” suçlamalarıyla açılan davada mahkeme beraat kararı verdi.
  • Baro yöneticileri savunmalarında ifade özgürlüğünün, savunma mesleğinin bağımsızlığının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini vurguladı.

MLSA - İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin “basın ve yayın yoluyla terör propagandası yapmak” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandıkları davada beraat kararı verildi. Karar, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi’nde görülen duruşmada açıklandı. Baro yöneticileri hakkında, 19 Aralık 2024’te Suriye’de yaşamını yitiren gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e ilişkin yayımladıkları açıklama nedeniyle "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "örgüt propagandası" suçlamalarıyla dava açılmıştı. Savcılık, açıklamanın “terör örgütü propagandası” niteliğinde olduğunu iddia etmişti.

Pazartesi başlayan ve toplamda beş gün süren davada savcının verdiği esas hakkındaki mütalaanın ardından esas hakkındaki savunmalarını yapan Baro yönetim kurulu üyeleri, cuma günü savcının görüşüne karşı son sözlerini söylediler. Baro yöneticileri son sözlerinde ifade özgürlüğünü ve savunmanın bağımsızlığını savunduklarını vurguladı.

Yönetim kurulu üyesi Bengisu Kadı Çağlar, “İnsan haklarının ve savunmanın dokunulmazlığını savunduysak ne mutlu bize” dedi. Ekrem Bilen Selimoğlu ise, “Bu dava bir kanaat testi olacak. Hukuk devleti miyiz, buna karar vereceksiniz” diye konuştu.

Fırat Epözdemir, “Adaleti uğruna ölecek kadar seviyoruz” dedi. Yelda Koçak, “Sussaydık görevimizi ihlal ederdik” ifadelerini kullandı.

Hürrem Sönmez, “Adaletten ve insan haklarından söz etmek bizi iyileştiriyor; çünkü biz, başka türlü bir dünyanın mümkün olduğuna inanan insanlarız” dedi.

Mehmedali Barış Beşli ise, “Türkiye’de hukuk var mı? Biz hukuka inandığımız için buradayız” dedi. Rukiye Leyla Süren, “Bu dava sadece bize değil, tüm barolara açıldı” ifadelerini kullandı. “Kimse bizden rüzgâr gülü gibi yön değiştirmemizi beklemesin” dedi.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise, “Ben yaşadıkça son nefesime kadar hukuku etkin kılmak için çalışacağım” sözleriyle konuşmasını tamamladı. Kaboğlu, anayasal haklara ve baroların demokratik, özerk yapısına vurgu yaptı.

Kaboğlu, adil yargılanma hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğine dikkat çekti

Baro Başkanı Kaboğlu, “Eğer adil yargılanma gereklerine saygı gösterilseydi, Türkiye’nin en çok ihlal edilen haklarından biri bu olmazdı” dedi. Savunmasında, hâkim ve savcıların gerçek suçluları yargılamak yerine düşünce ve siyasal fikir açıklamaları nedeniyle açılan davalarla meşgul edildiğini belirten Kaboğlu, yargının tarafsızlığına ve Anayasa’nın 19. maddesi uyarınca tutuklama yerine ölçülülük ve adli kontrol ilkelerinin gözetilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Kaboğlu, Silivri Cezaevi’nin kapasitesinin çok üzerinde mahpus barındırdığını hatırlatarak, “Yüzde 99’unun Anayasa hükümlerine aykırı biçimde tutuklu olduğunu görüyoruz” dedi. Bu durumu, Türkiye’deki hukuk krizinin bir göstergesi olarak nitelendirdi.

Duruşmayı Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, TBB yönetim kurulu üyeleri, onlarca il barosu başkanı, uluslararası hukuk kuruluşları ve Avrupa’dan gelen avukatlar izledi. Siyasi partilerden de destek gelen duruşmayı, DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, eski CHP Milletvekili Süleyman Çelebi ve çok sayıda siyasi temsilci takip etti.

Duruşma sırasında mahkeme başkanı, salon düzenine ilişkin sık sık uyarılarda bulundu. Avukatların son sözlerini vermesinin ardından duruşmaya karar için kısa bir ara verildi.

Mahkeme, sanıkların açıklamasında suçun yasal unsurlarının oluşmadığına hükmederek tüm sanıkların beraatine karar verdi. Kararın ardından avukatlar “Savunma susmadı, susmayacak” sloganı attı.

Ne olmuştu?
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Barosu’nun Suriye'de SİHA saldırısında öldürüldüğü belirtilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e dair yaptığı açıklama nedeniyle Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında dava açtı.

İddianamede, açıklamanın “terör örgütü propagandası” ve “halkı yanıltıcı bilgi yaymak” suçlarını oluşturduğu ileri sürüldü, 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Aynı açıklama nedeniyle, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ayrı bir dava açıldı. Bu davada, baro yönetiminin görevden alınması ve seçim yapılması talep edildi. 21 Mart 2025’te mahkeme, baro yönetiminin görevden alınmasına hükmetti. İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği (TBB), bu karara karşı çıkarak Anayasa’ya, baroların özerkliğine ve savunma mesleğinin güvencelerine aykırı olduğunu belirtti. Hukuki itiraz yollarına başvurdu.

Savcılığın, açıklamada adı geçen iki gazetecinin “terör örgütü üyesi” olduğuna dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı sunamadığı, buna rağmen baro yönetimini suçladığı belirtildi.

 

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.