Haberler

Sinan Aygül davası: Çocuğun istismarını haberleştirmenin bedeli

Sinan Aygül davası: Çocuğun istismarını haberleştirmenin bedeli
BARIŞ ALTINTAŞ ve gökçer tahincioğlu
Bitlisli gazeteci Sinan Aygül, 2019 yazının sonunda ceza alarak bir günlüğüne dahi olsa cezaevine girmesiyle sonuçlanacak bir habere imza attı.  Gazeteciliğe 2007 yılında İstanbul’da başlayan Aygül, birçok ulusal ve yerel yayına katkı yapan ve 2010 yılından beri Bitlis’te yaşayan bir gazeteci. Bitlis News internet haber sitesinin genel yayın yönetmeni ve yerel bazı sektörel yayınların yöneticisi olan Aygül, aynı zamanda Gazete Duvar’ın Bitlis muhabiri. Bütün bunlara ek olarak SLAPP davaları ve yargısal tacize de aşina bir gazeteci. Bugüne kadar çoğu haberleri nedeniyle olmak üzere 133 soruşturmaya maruz kaldı.  “Bitlis’in Tatvan ilçesinde 12 Temmuz 2019 tarihinde gelen bir çocuğun cinsel istismarı vakası istihbaratını araştırmam üzerine olayın yaşandığı yeri gören bir işyerinin güvenlik kamerası görüntülerine ulaştım. Görüntülerde yaşlı bir adam bir kız çocuğunu sokak ortasında alenen taciz ediyordu. Görüntüleri dönemin Tatvan ilçe emniyet müdürüne Whatsapp üzerinden göndererek konuyla ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığını sordum” diyor Aygül, o gün için.  Ancak müdür soruya cevap vermek yerine “şahıs buralı değil” cevabını verdi. Bu yazışmadan kısa bir süre sonra ise Aygül’ün telefonu çaldı. Arayan Bitlisli başka bir gazeteciydi; telefonda konunun haberinin yapılmaması yönünde telkinde bulundu.  Bir başka deyişle haberin yapılması için tüm koşullar hasıl olmuştu: ”Ceza belli bir sürenin altında olduğu için açık cezaevi ve ardından denetimli serbestlik uygulaması ile infaz edilecekti. Bir gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye oldum ve beş ay denetimli serbestlik uygulaması kapsamında haftada iki gün imza atarak cezanın infazını bitirdim. Kesinleşen kararın infazı bitti ancak hukuk yolları halen tüketilmedi. Anayasa Mahkemesine yaptığımız başvuru halen sonuçlanmadı. AYM’den bozma kararı çıkmazsa davayı AİHM’e taşıyacağız.” Bu noktadan sonra Aygül, istismarcının kimliğini araştırmaktan vazgeçtiğini anlatıyor: “Bir asker babasıymış ve geçici olarak Bitlis’teymiş. Ancak babası olduğu asker kim, ne derece etkili, bu davada olumsuz etkisi oldu mu bilmiyorum. Ancak zaten o dönemde yeterince hedefteydim. İktidar partisi siyasetçileri ile ilgili yaptığım bir dizi yolsuzluk haberi vardı ve bunlardan dolayı zaten sürekli tehditlere maruz kalıyordum.” Bir günlüğüne de olsa haberi yapanın cezaevine girdiği haberden sonra görüntülerdeki kişiye ne oldu? Photo: İsmail Özgür Zeren “İstismarcı haberden sonra gözaltına alındı ve tutuklandı” diyor Aygün, “Hakkında ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ iddiasıyla dava açıldı. Yaklaşık yedi ay kadar tutuklu kaldı. Ancak başta şikayetçi olan çocuk ve ailesi, ilginç bir şekilde sonradan ifadelerini geri çekip şikayetçi olmadıklarını söylediler. Ancak mahkeme 3,5 yıl civarında bir ceza verdi. Cezaya itiraz edildi, temyiz aşamasında halen.” Aygül, olaydan sonra görüntülerdeki çocuğun uzun bir süre psikolojik sorunlar yaşadığını, tek başına evden çıkamadığını söylüyor. “Haberi yaptıktan sonra çocuk ve ailesi bana ulaşıp teşekkür ettiler. Haber yapılmazsa şahsın yakalanmayacağı belliydi. Ancak neden sonradan şikayetten vazgeçtiler? Onu anlamadım. Tehdit edilmiş olabilirler başka bir şekilde ikna edilmiş olabilirler. Aile o konuda konuşmak istemedi hiç.”

"Devlet dışı güçlerle mücadele ayrı bir sorun"

Aygül, bugüne kadar kendisi hakkında açılan 133 soruşturmanın büyük bir bölümününün takipsizlik kararı verilerek düştüğünü söylüyor. “Açılan dava sayısı da 30’un üzerinde. Bir çoğundan ceza aldım. İstinafta olan dosyalarım var, Yargıtay’da olan dosyalarım var. Asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde devam eden dosyalarım var. Ceza dosyaları dışında tazminat için açılan birçok hukuk davam da var. Hakkımda kesinleşen hükümler de var. Örneğin yaptığım haberlerde propaganda yaptığım iddiasıyla aldığım ceza var kesinleşen, yazdığım yazılarda hakaret ya da tehdit ettiğim iddiasıyla verilen cezalar var.” Yolsuzluk haberleri nedeniyle saldırılara ve tehditlere maruz kaldığını da söylüyor Aygül. Geçmişte bir haber nedeniyle Bitlis’te dört kişinin saldırısına uğrayan Aygül, saldırganlara karşı koyduğu için “silahla tehditten” 4 ay 20 gün hapis cezası aldığını anlatıyor: “Aslında konu, tamamen haber ve kendimi savunmak zorunda kaldığım için böyle bir ceza aldım” Aygül’e göre taciz, hak ihlali, işkence ve yolsuzluk haberlerinin dava nedeni yapılmasında şirket sahipleri ve rant çevrelerinin şikayetleri de yargının reflekslerine paralel olarak rol oynayabiliyor. “Devletten gelen yönelimlerin bir sınırı var ancak devlet dışı güçlerle mücadele etmek apayrı bir sorun” diyen Aygül, Bitlis’te kendisinden başka yargıyla sorunu olan gazeteciler olmadığını ve bu yönde kaygı taşıyan bir gazeteci olarak kentte kendini yalnız hissettiğini söylüyor: “Yani bir hak ihlali, bir yolsuzluk, bir cinsel istismar olayı sadece eğer ben haber yaparsam gündeme gelebiliyor.” Peki yargıyla olan ilişkisi ve birbiri ardına açılan davalar Aygül’ün haberciliğine nasıl etki ediyor? Aygül, bu davaların kendisini asla yıldıramayacağını söyleyerek bu soruya şöyle cevap veriyor: “Yavaşlatmak yerine hızlandırıyor, korkutuyor ama korkuların üzerine gidip korkuları sindirmeye yarıyor ama asla durdurmuyor.”
Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.