Haberlerİnsan Hakları

AİHM: Gazeteciler Alpay ve Altan’ın tutuklulukları hak ihlâli

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), cezaevinde bulunan gazeteci- yazar Mehmet Altan ve 17 Mart 2013 tarihinde ev hapsi tedbiriyle tahliye edilen Şahin Alpay’ın haklarının Türkiye Hükümeti tarafından ‘açık biçimde’ ihlal edildiğine hükmetti.

Mahkeme, 20 Mart tarihli kararında Türkiye’nin her iki başvuruyla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmes’nin özgürlük ve güvenlik hakkını koruyan 5. Maddesinin birinci fıkrası ile ifade özgürlüğünü koruyan 10. Maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Bu iki karar 6’ya bir oyçokluğuyla alınırken, Türkiye’nin atadığı geçici hakim Ergin Ergül karşı oy kullandı.

Aynı kararda Mahkeme, Altan ve Alpay’ın tutukluluğunda Anayasa Mahkemesinin (AYM) kararının gecikmesinin hak ihlali olmadığını söyledi.

Mahkeme Alpay ve Altan’la ilgili Anayasa Mahkemesi’nin 11 Ocak tarihinde verdiği ihlal kararı sonrası tahliye edilmemelerinin kesinlikle “hukuki” ve “yasanın öngördüğü usule uygun” olmadığını söyledi.

Yerel mahkemelerin kararları nihai ve bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi’nin kararına direnmesinin tutuklulukta keyfiliği engellemek adına getirilen güvencelelerden olan hukuk devleti ve yasal kesinlik illkelerini ihlal ettiğini söyledi. Mahkeme ayrıca iki gazetecinin kararında da tutukluğun “demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı” bir tedbir olarak görülemeyeceğini belirtti.

Mahkeme yerel mahkemenin AYM kararlarını uygulamamasının AYM’nin etkin bir çözüm yolu olması konusunda şüphe uyandırdığını, ancak gene de Mahkemenin daha önce kararlarına belirttiği gibi AYM’ye bireysel başvuru hakkının hâlâetkin bir iç hukuk yöntemi olarak kabul edeceğini söyledi. Ancak Mahkeme, özellikle hukuksuz tutukluluk başvurularında AYM’nin kararlarını ve sonuçlarını bundan sonra daha yakından izleyeceğini ve fikrini değiştirebileceğini de belirtti.

AİHM aynı zamanda iki gazetecninin de ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini kesin bir şekilde belirterek, bu konuda AYM kararından farklı bir sonuca ulaşmak için bir sebebi olmadığını ve gazetecilerin ifade özgürlüğünü kullandığı için tutuklu kalmasının AİHS 43 ve 44. Maddelere göre çok ağır bir tedbir olduğunubelirtti.

Son olarak Mahkeme, her iki gazetecininin Anayasa Mahkemesi’nin haklarında karar vermesini uzun süre beklemesinin bir ihlal olmadığını, davaların karmaşık yapısı ve AYM’nin ağır dosya yükü gözönünde alınınca beklenen sürenin kabul edilebilirliğini söyledi.

Alpay kararında Altan kararından farklı olarak “kararların bağlayıcılığı ve infazı” başlıklı AİHS 46. Madde çerçeevsinde Türkiye’nin Alpay’ın tutukluluğunu derhal sonlandırmasını istedi. Alpay, geçtiğimiz Cuma 13. Ağır Ceza Mahkemesince tahliye edilerek ev hapsine alınmıştı.

Mahkeme ayrıca her iki gazeteciye de EUR 21,500 tutarında tazminat ödenmesine hükmetti.

‘Mehmet Altan tahliye edilmeildir’

Kararların açıklanması ardından, Ocak ayında tahliyesini gerektiren bir Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı bulunmasına rağmen tahliye edilmeyen Mehmet Altan ile ilgili olarak Ankara’nın nasıl bir tavır takınacağı bekleniyor.

Şahin Alpay’ın AİHM başvurusunu avukat Ferat Çağıl ile yapan ve Mehmet Altan’ın başvurusunu hazırlayan ekipte yer alan Avukat Veysel Ok kararla ilgili olarak: “Mahkeme kararı bir yıldan uzun bir süre sonra verdi. Bu çok çok gecikmiş bir karar. Mahkeme, Mehmet Altan’ın ceza alacağını bilmesine ve 11 Ocak tarihinde hakkında yayınlanan Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmamasına rağmen karar vermeyi geciktirdi. Ama her şeye rağmen Mehmet Altan’ın ve Şahin Alpay’ın tutukluluğunun hukuki olmadığı ikinci kez ortaya çıktı.”

Mehmet Altan’ın derhal tahliye edilmesi gerektiğini vurgulayan Ok şöyle konuştu: “11 Ocak’ta çıkan Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan Türk hükümeti kendi anayasasına aykırı davranmış, mahkeme de alelacele hüküm kurmuştu. Bu noktadan sonra olması gereken şey derhal Mehmet Altan’ı Özgür bırakmak olacaktır. Çünkü bu iki karar da sadece ifade özgürlüğü ihlali ve tutuklamanın hukuki olmadığını göstermiyor aynı zamanda delillerin geçersiz olduğunu ifade ediyor. Bu anlamda tahliye değil beraat gerekmektedir. Türk hükümeti anayasasının 90. Maddesini dikkate alarak bu karar uymalı gazetecileri tahliye etmeli. Sadece Mehmet Altan değil söz ve yazı nedeniyle yargılanan tüm gazetecileri kapıyor bu kararlar çünkü haberin, sözün tutuklama gerekçesi olmayacağını ifade ediyor ve siyasi tutuklamalar olduğunu gösteriyor.”

Veysel Ok ayrıca Hükümete bir anayasal kriz daha oluşturmadan kararın gereğini yapması çağrısında bulundu.

16 Şubat’ta ‘ağırlaştırılmış müebbet’ cezasına çarptırılmış olan Mehmet Altan’ın durumu ile, henüz davası karar aşamasına gelmemiş olan Alpay’ın hukuksal durumu farklı.

AKP hükümeti ‘mahkumiyet verildi’ gerekçesiyle Altan konusunda ayak sürüyebilir. Ancak, normal şartlarda, Alpay’ın tahliye edilmesi gerektiği anlamına gelen karara Ankara’nın uyması gerekiyor.

AİHM’den çıkan kararlara sadece, iki dosyadan çekilen Işıl Karakaş’ın yerine geçici olarak atanan Türk yargıç Ergün Ergül muhalefet etti. Halen Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olduğu halde bu davalara ‘ad hoc’ atanan kamu hukuku uzmanı Ergül, geçen yıl Ocak ayında, el konmuş bulunan Koza Altın İşletmeleri’nde kayyım olarak görevlendirilmişti.

AİHM Başvuru süreci

AİHM bir süredir Mehmet Altan’ın 13237/17 no’lu başvurusunu ve 17 Mart sabaha karşı Silivri Cezaevi’nden ev hapsi uygulamasıyla tahliye edilen Şahin Alpay’ın. 16538/17 no’lu başvurusunu değerlendirmekteydi.

11 Ocak’ta Türkiye Anayasa Mahkemesi iki gazetecinin tutukluğunda hak ihlali olduğunu bulup bırakılmalarını talep etmiş, ancak yerel mahkemeler bu karar uymamıştı. 16 Şubat tarihinde Mehmet Altan için 26. Ağır Ceza Mahkemesi “anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” suçundan müebbet cezası vermişti. Şahin Alpay’ın da “anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüsle” yargılandığı 31 sanıklı başka bir davada ise henüz karar çıkmamıştı. 15 Mart tarihinde Alpay hakkında yapılan ikinci bir başvuruyu değerlendiren AYM, Alpay’ın yine tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Bu defa 13. Ağır Ceza Mahkemesi Alpay için ev hapsi adli tedbiriyle tahliye kararı verdi.

Başvuruların detayları

Mahkeme 6 Mart günü gazeteciler Alpay ve Altan hakkındaki kararların 20 Mart tarihinde kamuoyuna açıklanacağını duyurmuştu.

Mahkemenin özetine göre Türkiyeli gazeteciler 1953 doğumlu Mehmet Hasan Altan ve 1944 doğumlu Şahin Alpay AİHM’e 15 Temmuz 2016 sonrası tutuklularıyla ilgili olarak başvuruda bulundu.

Mehmet Altan (13237/17 numaralı başvuru) ekonomi profesörü ve gazeteci. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesi, 27 Temmuz 2016’da 668 no’lu KHK ile kapatılan Can Erzincan TV’de siyasi bir sohbet programına atıldı. FETÖ/PDY mensubu olduğundan şüphelenilen kişilere yönelik bir ceza soruşturması kapsamında 10 Eylül 2016’da örgütün medya ayağıyla iltisaklı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Mehmet Altan 22 Eylül 2016’da İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak cezaevine gönderilmişi. Tutukluluğuna farklı tarihlerde yaptığı itirazlar reddedilmişti.13 Nisan 2017 tarihinde Altan ve diğer birkaç kişiye yönelik bir iddianame hazırlanarak TCK’nın 309, 311 ve 312. Maddeleri ile 220. Maddesinin 6. Paragrafı kapsamında anayasal düzeni, TBMM’ni ve hükümeti cebir ve şiddet zoruyla ortadan kaldırmaya teşebbüs ve üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım etme suçlamaları yöneltilmişti.

8 Kasım 2016’da Altan AYM’ye bireysel bir başvuru yaptı. 11 Ocak 2018’de Anayasa Mahkemesi kararını açıklayarak özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü ve basın haklarının ihlal edildiğini söyledi. Bu karar rağmen Altan tahliye edilmedi. 16 Şubat 2018 tarihinde 26. Ağır Ceza Mahkemesi Altan’ı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırdı.

Mehmet Altan’ın başvurusu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kişisel özgürlük ve güvenlik hakkını garanti altına alan 5. Maddesi (1-5 paragraflar), ifade özgürlüğünü koruyan 10. Maddesi, kötü muameleyi yasaklayan 17. Maddesi ve gene 5 ve 10. Madde ile birlikte alsancak şekilde hakların kısıtlanmasına getirilen sınırlamalarla ilgili 18. Maddesine dayanıyor.

Mahkemenin Alpay başvurusu özeti

Şahin Alpay (AİHM 16538/17 no’lu başvuru) 2002’den bu yana “Gülenci” ağının ana yayın mecrası olan ve 668 no’lu KHK kapsamında kapatılmış Zaman gazetesi için çalışmakta olan bir gazetecidir. Aynı zamanda İstanbul’da özel bir üniversitede karşılaştırmalı politika ve siyaset tarihi dersleri de vermiştir.

27 Temmuz 2016 günü Alpay evinden alınarak FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olma suçlamasıyla polis tarafından gözaltına alınmıştır. 20 Temmuz 2016 tarihinde İstanbul 4. Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarılarak adı geçen terör örgütünü destekleyen makaleler yazdığı gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine konmuştur. Tutukluluğa yönelik itirazları reddedilmiştir. 10 Nisan 2017 tarihinde İstanbul Başsavcılığınca çok sayıda şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede Alpay’ın ve diğerlerinin TCK 309. , 311 ve 312 maddeleri ve bunların 220/6 ile birlikte alınması sonucu anayasal düzeni, TBMM’ni ve hükümeti cebir ve şiddetle ortadan kaldırmaya çalışmak ve üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçlarını işlediği öne sürüldü.

8 Eylül 2016’da Şahin Alpay AYM’ne bir başvuru yaptı. 11 Ocak 2018 tarihinde AYM Alpay’ın kişisel özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü haklarının ihlal edildiği kararını verdi. AYM’nin bu kararına rağmen Ağır Ceza Mahkemesi Alpay’ın ardından yaptığı başvuruyu reddetti.

Mahkeme’nin özetine yetişmemiş olan gelişmede ise Alpay AYM’ne yapılan ikinci bir başvuru sonrası 13. Ağır Ceza Mahkemesi 16 Mart 2018 kararıyla ev hapsi tedbiriyle tahliye edildi. Şahin Alpay ve diğer Zaman yazarlarının yargılandığı davanın bir sonraki duruşması 05 Nisan 2018 tarihinde görülecek.

Mahkemenin özetine göre Alpay’ın başvurusu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kişisel özgürlük ve güvenlik hakkını garanti altına alan 5. Maddesi (1-5 paragraflar), ifade özgürlüğünü koruyan 10. Maddesi, kötü muameleyi yasaklayan 17. Maddesi ve gene 5 ve 10. Madde ile birlikte alınacak şekilde hakların kısıtlanmasına getirilen sınırlamalarla ilgili 18. Maddesine dayanıyor.